Ben bu ülkede başörtüsüyle büyüdüm.
İç Anadolu’nun kalbinde, Konyalı muhafazakar bir ailenin kızı olarak doğdum.
Mahallemde, okulda, üniversitede hep aynı cümleyi duydum:
“Sen bizdensin, değerlerin uyuşmaz. Onlar sana yer vermez.”
İçime şüphe düştü mü? Evet.
Çünkü çocukluğum, iktidarın korku hikayelerini okumakla geçti.
CHP’ye dair anlatılan her şeyde o mahalleyle bir mesafe yaratıldı arama.
Sanki orası başörtülü bir kadının asla adım atamayacağı bir yerdi.
Sanki Cumhuriyet, bizden çalınmıştı ve biz sadece izleyiciydik.
Sonra bir gün, bambaşka bir şey oldu.
Ekrem İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu’yla tesadüfen bir kafede karşılaşıp kahve içtik.
Sadece bir fotoğraf…
Ve üzerime yağan binlerce linç mesajı:
“Nasıl oturursun onunla?”
“Çıkar o başındakini, AK Parti sayesinde takıyorsun onu."
“CHP seni sadece vitrin süsü yapar.”
En çok “bizden” denenler incitiyor insanı.
Başörtünü çıkar diyen bir CHP’li olmadı hiç.
Ama bana “o örtüyü AK Parti sayesinde taktın” diyen, "Onu taşıyamazsın.” diye aşağılayan çok fazla AK Partili oldu.
Benim başörtümü inancımın sembolü değil, bir siyasi sembol olarak gördüler.
Ben Ekrem İmamoğlu’yla ilk karşılaştığımda, daha CHP’ye üye bile olmamıştım.
Sadece kısa bir sohbet ettik. Ama öyle içten, öyle samimi bir andı ki…
Bana döndü dedi ki
“Bilmiyorum neden ama… Seninle bir gün yollarımız kesişecek öyle hissediyorum.”
Yıllar önceydi bu.
Sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne katıldım.
Ve hiçbir gün, bir tek an bile, “Burada ne işin var?” hissini yaşamadım.
Başörtümle, inancımla, emeğimle kabul gördüm.
Saygı gördüm. Samimi yol arkadaşlığı gördüm.
O gün söyledikleri, kalbimde kaldı.
Çünkü o sadece bir temenni değil, bir inançtı bence.
Ve nitekim öyle de oldu.
Yıllar sonra, mücadeleye omuz omuza devam ettiğimiz bir yolda buluştuk.
Siyaset bazen büyük sözlerle değil, küçük anların samimiyetiyle şekillenir.
Benim için Ekrem Başkan’la o karşılaşma, bu yolculuğun en güzel başlangıç işaretlerinden biriydi.
Ama bu yolda yalnız yürüdüm.
Ailemden de çok tepki gördüm.
Yanımda olmalarını beklediğim birçok insan, beni yalnız bıraktı.
Hayat mücadeleme tek başıma başladım.
Ama inancımı da umudumu da hiç bırakmadım.
Bugün ben, beni hiçbir zaman ayrıştırmayan, yargılamayan,
Beni kardeşi gibi gören, ailem gibi sahiplenen yol arkadaşlarımla ve partimle birlikte,
bu ülkenin kutuplaştırıcı dilini yok etmeye ant içtim.
Ramazan’da beraber oruç tuttuğum, iftar açtığım CHP’li arkadaşlarım oldu.
Teravih’e birlikte gittiğim partili yöneticilerim oldu.
Kimse gösteriş için değil, sadece inandığı için yapıyor.
Ve şimdi Ekrem Başkan bana ilk elini uzattığında ne hissettiysem,
Bugün o hissin milyonlarca insana yayılacağına inanıyorum.
Bu ülkeye yeniden umut, yeniden birlik, kucaklaşma yeniden vicdan getireceğine inanıyorum.
Çünkü Ekrem İmamoğlu kalbiyle yürüyen, herkese yer açan bir insan.
Ve şimdi sizden tek bir ricam var.
Hangi partiden olursanız olun,
Kimseyi inancından, yaşam tarzından dolayı ayrıştıran bu korkunç dile inanmayın.
Bugün iktidarın, AKP Genel Başkanı’nın CHP’yi hedef alarak kullandığı dili burada tekrar etmek bile istemiyorum.
Alkol üzerinden, yaşam tarzı üzerinden bir partiyi şeytanlaştırmak, kendi seçmenine düşman göstermek...
Bu kadar kirli, bu kadar korkunç bir siyasi anlayış olamaz.
Kim yaparsa yapsın, susmayın.
Bunun karşısında durun.
Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nde inancımla, emeğimle, kimliğimle varım.
Gururla, dimdik, başımörtülü alnım açık yürüyorum.
Çünkü #CumhuriyetHepimizin.
Ve kimse bizden çalamaz.
Cidden buna inanmamızı beklemeyin. Bakın gazeteci Hayri Demir’in o dönemi anlatan kitabında bir brifing ile o dönem dokunulmazlıkların kaldırılmasına “Evet” oyu verdiğiniz şahitlerinin aktarımı ile yer alıyor.
Lütfen, Demirtaş 10 senedir tutuklu ve bir milim durduğu noktadan geri adım atmadığı için de hâlâ cezaevinde iken her tartışmada adını kullanıp kendi pozisyonunuzu meşrulaştırmaya çalışmayın.
Kaldı ki o dönem tek tutuklanan Demirtaş da değildi. O oylamada evet oyu verildiği için, 4 Kasım gecesi HDP Genel Merkezi’ne polisler girdi, İdris Baluken korkunç görüntüler eşliğinde gözaltına alındı. O gece oradaki avukat abimiz kalp rahatsızlığı geçirdi.
Dönemin birebir şahidiyiz, etmeyin.
@kilicdarogluk Git Akp grubunda istediğin kadar konuş. Yabancılık çekmezsin. zira onların jargonunu , üslubunu ve reflekslerini kullanıyorsun. Yıllardır tek yaptığın, rakibin dilini taklit etmek zaten..
Yıllarca “Baba Ocağı” kavramını ağzına almadın. Partiyle hiçbir duygusal bağ da kurmadın. Üstüne bir de polis gönderdin o ocağa.. Şimdi seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özelin kurduğu dili çalıyorsun. Tıpkı iktidar eliyle koltuğu çaldığın gibi :))
Utanmıyorsun da… Kimi suçluyorsun sen Allah’ın haini ?
Herkesin sevdiği, rakibinin bile iftira atamadığı. Ferdi Başkan’ın ardından konuşmak kolay. Hayatta olsaydı, o tertemiz adam yüzüne tükürmekten başka bir şey yapmazdı..
düne kadar “para verdiysem şerefsizim” demişti. bugün bambaşka şeyler anlatıyor. İki zıt kutupta, ölüm yıldönümüne yaklaşırken çark eden bir siyasetçiye hiçbir şekilde güvenilmez. karakter fukarası böcek.
Siyasi duruşu bu kadar istikrarsız, karakteri bu kadar çürük birine kamu emanet edilemezmiş.
Arınmak güzeldir. Peki arınma nasıl olmalıdır?
1- Kendisini belediye başkanı, eşini milletvekili yapanları "sizi desteklemelerini önemsemeden" ihraç etmek gerekir.
2- Ekim 2023 Kongresi'nden haftalar önce Taksim'de tuttuğu otelde delege pazarı oluşturan dönemin il başkan adayını MYK'ya almamak gerekir.
3- Sahte anketçilere "sizi önde göstermeleri karşılığında" ödeme yapmamak gerekir. Ödeme yapıldıysa ödeme yapanları kapı dışarı etmek gerekir.
4- Mesut Özarslan AKP'ye geçiş yapma görüşmeleri yaparken -oğlu Keçiören Belediyesi'nin hukuk işlerine baktığı için- odada bulunan, 2023 Kurultayı'nda oğlunu kurultay delegesi yapan milletvekili hanımefendiyi MYK'ya koymamak gerekir.
5- Odasına hava temizleme cihazı alan ve sebebini bildiğiniz beyefendiyi 2023 seçimlerinin sonrasında MYK üyesi yapmamanız gerekir.
6- Tunus Caddesi'nde çocuğu yaşında kadınlarla takılan beyefendiye sözcü sıfatı vermemeniz gerekir.
7- 5-6-7 dönem vekillik yapanlara alan açmamanız gerekir.
8- Bir gazetenin gelirlerini kendi hesabına bağlayan şaibeli tipleri danışman yapmamanız gerekir.
9- FETÖ vurgusu yapıp Fethullahçı sosyal medya hesaplarıyla, geçmiş dönemin gazetecileriyle iltisaklı olmamak onları cezaevinde ziyaret etmemek gerekir.
10- Derin devletçilik oynayan rejim aparatlarını 45 sene yanınızda tutmamanız gerekir.
Bunları yapamıyorsanız ihanetinizi kabul edip sessizce defolup gitmeniz gerekir.
“Biliyorum ki sen, bu topraklarda sevgiyle büyümemiş bir çocuk dahi kalmayana dek mücadele edeksin.”
İyi ki doğdun.
03.06.2026
@CAOIletisim1@dk_imamoglu
Bugüne kadar sözleriyle, davranışlarıyla ve yaptıklarıyla kendisini açıkça ortaya koyan, Silivri’deki ilk günlerimden beri tanıdığım Sayın Özgür Özel, eğer Türkiye’de birileri FETÖ’cülükle suçlanacaksa akla gelebilecek en son isimlerden biridir
Partimizi FETÖ ile iliştirmeye çalışan AKP Grup Başkanvekili İlknur İnceöz'e şu cevabı verdim:
"Ömrümde gördüysem namerdim, elini sıktıysam şerefsizim... Bu namussuzun karşısında niye başını bağladın"
CHP 24 Haziran'da bu zulüm düzenine son verecek.
HAİNOĞLU HAİN KEMAL dahil. şeref, namus ve siyasi ahlak yoksunlarının iftiralarına cevap vermek bile gereksiz. Ama tarihe not düşmek adına bunu da buraya bırakalım.. ✍🏻
(3. Pic. Darbe gününü moruk evinde izlerken.)
SEÇİLMİŞ CHP GENEL BAŞKANIMIZ ÖZGÜR ÖZEL fetöcülere karşı TBMM’de.
Ricamızdır…
Görenler görmeyenlere göstersin, duyanlar duymayanlara anlatsın:
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, yarın Cumhuriyetimizin kalbi Ankara’da partililerimizle, halkımızla bayramlaşıyor.
Milletimiz neredeyse biz oradayız.
Makamlarda, taş binalarda değil, milletimizin yanındayız!
Bekliyoruz…
🗓️ 30 Mayıs Cumartesi
🕗 14.00
📍 Babaocağı Ankara İl Başkanlığı Binası / Güvenpark
CHP'de butlancılar işten çıkardıkları çalışanların çoğunu Eski Kod-29 ile yani ahlak ve iyi niyet kurallarına uymama gerekçesi ile çıkarıyor. Bu durumda işten çıkarılanlar ne tazminat ne de işsizlik maaşı alamıyor.
Genel Merkezimizdeki iğrenç araç görüntülerinden sonra iki kelam etmek farz oldu:
-İki araç da partinin parasıyla alınmıştır, faturaları mevcuttur.
-Araçlardan biri 2022 yılında Kılıçdaroğlu tarafından alınmış ve kullanılmıştır. O aracı oraya koyanlar bunu bilmeyecek kadar cehalet sahibidir.
-Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Erdoğan Toprak, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır.
-Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
Cumhuriyet ateşini yakanların, teslim olmayanların, boyun eğmeyenlerin memleketi güzel İzmir…
Yine omuz omuza, yine meydan meydanayız.
Partimizi, irademizi, milletin meydanında savunuyor; yarın Cumhuriyet Meydanı’nda buluşuyoruz.
İzmir Cumhuriyet Meydanı | 26 Mayıs Salı |12.00
Yetkililer, resmi hesapların tamamının adını değiştirip kurumsal hesap kimliğinden çıkarırsa hatta resmi görev kabul edilen "CHP TBMM Grup Başkanlığı" gibi bir isim haline getirirse yüksek takipçili hesapların kapatılması/devredilmesi riski ortadan kalkabilir.
CHP Genel Merkezi’ne önüne dün sabah saatlerinde gelen siyah giyimli kişiler gündemde
Özgür Özel, "Mafyatik tipler" demişti
Peki, kim bu siyah giyen kişiler?