Bir yatakta bağdaş kurup saatlerce hayatımız hakkında konuşmak. Bir şey yetiştirmeden, para bulmaya çalışmadan, bir yere gitmek zorunda olmadan. Birinin karşısında oturup hayatının bütün dağınıklığını anlatabilmek ve konuşmanın sonunda yeni bir problem çözmek zorunda olmamak.
Aslında eve alışmıştım. Hep gitmek istediğim o eve gideceğim vakit özlem duydum hem de daha yola çıkmadan. Hep böyle oluyor zaten. O zaman neden her defasında canım sıkılıyor?
Düştüğün an yanında kim var?
Hayattan bıktığında seninle birlikte dertlenecek kim var?
Ama insana bunlar da yetmiyor. O güçlü,umursamaz karakterleri hayatında istiyorsun ama bu yetmiyor onların seninle birlikte "güçsüz" olmasını bekliyorsun.
Müziği bıraktım,hayallerimi bıraktım. Borç ödedim,borç yaptım.Mahcup oldum,kendimden utandım,özgüvensizliğimi kabullendim(bu iyi bir şey) ama niye teşhis koyuyorum kendime emin değilim.
İnandığım şeylerden vazgeçtiğim bir yıl oldu. Tabii müthiş bir güven problemiyle birlikte geliyor bu. Ama umut etmeden yaşamak zor. Yine de daha makul "şunu yapabilirim" ler bulmaya çalışacağım.