Türküyü biraz detaylı inceleyelim.
Türkümüz “Mağusa limani limandır” gibi neden söylendiği belli olmayan totolojik bir girişle başlıyor. Bu cümle bizi söyleyen kişinin rasyonelligini şüpheye zorlamalı. Bunu bi kenara koyalım. Sonrasında “iskeleden çıktım yan basa basa” diyerek devam ediyor. Acaba diyoruz bu kişi sarhoş mu? Düzgün yürüyemiyor. “Mağusa’ya vardım kan kusa kusa” diyor.
Kusmuş.
Sarhoşluk alametleri iyice belirdi. “Magusa limani limandır” dizesi şimdi bir mantığa oturmaya başladı. Sarhos bu kişi çok net.
Sonra diyor ki “uyan alim uyanmaz oldun yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun”
Ali de sızmış olabilir mi?
Düşünelim…
Ya “bıçak yarası” bir içecekse.
Ve Ali 7 tane içince yamulduysa?
Türkü devam ediyor.
“Magusa limanından aldılar beni
üç mil uzağa attılar beni”
MİL Mİ?????
İşler karıştı. Amerika’da mıyız? Vegas gibi bi yerde olabilir miyiz?
Madem Amerika’dayız Bıçak yarasını ingilizceye çevirelim o zaman.
“Stab Wound”
Kulağa bir shot ismi gibi gelmiyor mu?
Şu yeşil mavi shot şeyler gibi sanki.
Şimdi elimizdeki verileri bi toparlayalım. Kahramanımız ve Ali Amerika’da bir bara giderler. Barın adı muhtemelen “Famagusta port” Orda Stab Wound içmişlerdir. Daha önce gittikleri bir yerdir. Çünkü Ali daha önce orda 7 tane Stab Wound içmiş ama bi şey olmamıştır. “7 bıçak yarasına dayanamaz oldun” diyor demek ki daha önce dayanıyormuş. Bu sefer dayanamamış. Ali ile birlikte çok sarhoş oldukları için bardan atılmışlardır. O kadar sarhoşlardır ki memleketleri Kıbrıs özlemi onlara yaşadıkları hayatın içinde içkinin de etkisiyle gözükmektedir. Belli ki Kıbrıs barış harekatından sonra terkettikleri evlerini özlüyor ve memleket hasreti çekiyorlar.
Türkünün hikayesi budur. İpuçlarını takip ederek ortaya çıkarttım.
Selam size Ali dost ve arkadaşı.
Olur öyle canınızı sıkmayın.