Dünyada sadece Salda Gölü’nde yaşayan Salda dişli sazancıkları (Anatolichthys saldae) ölü bulunuyor.🐟
İnsan yoğunluğu, suya karışabilecek kimyasallar ve sığ sularda oksijen düşüşü gibi olası nedenler araştırılmalı.
Salda’nın tek bir balığı bile dünyada eşsiz. Acil koruma şart.
Bu adam Prof Dr ünvanıyla Karadeniz Teknik Üniversitesinde bölüm başkanıymış. Facia fikirleri ile bu ülkede öğrenci yetiştiriyor. Aşağıdaki maddelerin hepsi farklı dönemlerde tekrar eden Prof Dr Şağdan Başkaya’nın ayrı ayrı basın açıklamalarıdır.
- Daha önce fotokapanda kediye pars demişliğine şahit olduk. İlk ben çektim diye ortalarda dolaşıyordu. Çocuklar bile güldü o leopar değil diye.
- Martılar çoğaldı öldürülmeli dedi,
- Tilkiler çoğaldı öldürülmeli dedi,
- Kurtlar çoğaldı avlanmalı dedi
- Tilki çok var artık öldürülmeli dedi.
- Ülkemizde nesli bitti sanılan leoparın da bugün sayısının arttığını söylüyor. Ama henüz öldürülmeli diyemedi.
- Şimdi ayıları hedef gösteriyor. Açlıktan değil sayıları arttı diye şehre iniyor deyip avlanmalı diyor.
- Yunusların da çoğalıp balıkçılığı tehdit ettiğini ve öldürülmesi gerektiğini savundu.
Avcılık sadece spor değil kültürdür dedi mesela. Avcılığı vatan savunması, Türklüğün olmazsa olmazı, ekolojik döngünün de bir parçası sanıyor.
Bu ülkenin üniversitesine de doğasına da kara bir leke. Avcılığı her alanda savunan ve gerekli gören bu adam yaptığı uzman sıfatıyla açıklamlarıyla kamuoyunu da zehirliyor. Bilirkişi sanıp röportaj alan basın adamın fikrini yayınlıyor vs vs.
YARGISIZ İNFAZ....
Yetkili makamlar böyle bir izin vermemiş...
Ayı saldırısı olduğu konusunda otopsi raporu açıklanmadı...
Medya istedi vatandaş vurdu...
Dağ taş ev villa dolu bölgede hayvan mı yaşar ?
Villama gelir korkusu...
Eğer yetkili makamların izni yoksa bu suç...
Uyuşturup ait olduğu yere götürülmeliydi...
@milliparklar@ibrahimyumakli
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Giresun @milliparklar Müdürlüğü 3 ay için ölüm izni vermiş...
Olmaz.....
Yeter......
Yok balımı yedi , yok bana saldırdı , can güvenliğim yok , senin tuzun kuru , gel de burada yaşa söylemlerine karnım tok...
Karadeniz'de kar yağdığında ulaşamadığın her yer ayının evdir. Ulaşabilsen zaten kışın da yaşardın....
Yazın buralarda 3-4 ay hayvancılık ve arıcılık yapılır. Bu insanlar ayılara , kurt ve çakalalara karşı deneyimlidir önlemini alır...Geçici barınak kurup kışın toplarlar. Son 30 yılda tüm yaylalar villa apartman doldu... Bürokraside söz sahibi Karadenizi insanı bunu çok iyi kullandı.
Her şeyi kendine göre düzenledi...
Sonuç Uzungöl , Ayder ve diğer yüzlerce yayla yok oldu....
Rize de binlerce kaçak bungalov var.
Adı bungalov. Su basmanı olan bungalov mu olur...? Hobi bahçesi mi olur....?
Şimdi de ayı var korkuyoruz diye şikayet ediyorlar. Balını , armudunu yemiş..
Yer kardeşim hayvanın bahçesine girmişsin....Sen de onun yemişlerini toplayıp reçel yapıyorsun...
Dinamit , elektrik ile balık avlıyorsun....
Balık bırakmadınız....Ayı ne yesin...
Alabalık yumurtlamak için dağlara ulaşamıyor...
Yaban geçiş koridoruna duvar çekip yol geçiriyorsun...Hayvan beslenmek için geçiş yeri bulamıyor....
İnsan sağlığı için yaylaları gereksiz insandan arındırın....
Yaban hayatı rahat bırakın....
@milliparklar@ibrahimyumakli@OGMgovtr@BearConserve@MoveTheWorld@TC_giresun@CITES
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Bu da Eskişehir'deki hobi bahçeleri rezaleti. Durumu aktaran izleyicim şunu söylüyor:
"Bu hobi bahçelerini yapanlar bir de buralara köpek bağlıyorlar. Bu hayvanların önüne bir kap su biraz ekmek falan bırakıp günlerce uğramıyorlar. Haftada bir gelirse bakıyor. Onun dışında hayvanlar sahipsiz, sürekli zincire bağlı oldukları için vahşileşiyorlar. İnanın bunları gördükçe içim acıyor. Bunlar vicdansız."
Bir kere hayvana kötü muameleden bu kişilere işlem yapılması gerekir. Belediyeler, bakanlıklar köpek katliamına ara verip, evvela tarım arazilerini korusunlar, hayvana işkenceyi önlesinler
@cenkerenonline Tüm kalbimle katılıyorum 🙏🏼 nicedir benim de hem yazılı, hem sözlü olarak talep ettiğim bir dilek. tüm gün bu seslere maruz kalan biri olarak diliyorum ki; biraz fiyat fazla olsun yeter ki o ağlama sesini saatlerce dinlemeyelim 😂
bu yüzü asla unutmayın. bir köpeği bahçeden kaçırıp cinsel istismarda bulunan, daha sonra da KÖPEK ısırmadı veya saldırmadı diye RIZASI olduğunu, bir köpeğin istismardan ZEVK aldığını iddia ederek savunma yapan ve serbest kalıp aramızda gezen fail.
Lancet Araştırmasına göre:
Günde 7000 adım yürümek, günde 2000 adım yürümeye kıyasla:
- Tüm nedenlere bağlı ölüm oranında %47 azalma
- Kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm oranında %47 azalma
- Kansere bağlı ölüm oranında %37 azalma
- Demans riskinde %38 azalma
- Depresyon riskinde %22 azalma sağlıyor.
Sağlığınızı önemsiyorsanız, yürümek zorundasınız.
masmavi denizi olan marmaris kızılbük koyu’ndaki milli park’ı dinamitlerle katledip beton yığınına boğdular.
ne hale getirdiklerine bakmaya insanın yüreği el vermiyor.
Aydın’da ülkü ocakları başkanının eşinin belediyede işe alınmasını haber yapan gazeteci Süleyman Topbaş, cumartesi günü eşiyle yürüdüğü kent meydanında kendilerini ülkücü olarak tanıtan bir grubun saldırısına uğradı.
Saldırının üzerinden günler geçmesine rağmen saldırganlara herhangi bir işlem yapılmadı.
Kahramanmaraş’taki okul saldırısının ardından MEB, Antalya’da 5 yıldızlı bir otelde “Veri Güvenliği Toplantısı” düzenledi.
30 milyon 250 bin liraya mal olan toplantının yapıldığı otelde macera duşu, aquapark, VIP sauna ve uluslararası mutfaklar bulunuyor.
(Sözcü)
Kediyi sevmek için çağırıp yüzüne gözüne yağ sökücü sıkıyor. Karamürsel 101 olduğu söyleniyor. Gereği yapılmalı. Böyle bir zalimlik görülmedi. Gel annem diyerek vahşice kediye saldırıyor.kadirvecanları sayfasından alıntı.. @EmniyetGM
🔴"Meclise haftada bir gün gidiyorum" diyen Süleyman Soylu ayda 450 bin lira alıyor
📌273 bin 196 lira milletvekili maaşı
📌177 bin 658 lira emekli milletvekili maaşı
📌Ömür boyu diplomatik pasaport
📌Kırmızı plakalı makam aracı ve şoför…
İcraat:
👉İmzasının bulunduğu kanun teklifleri: Sıfır
👉Verdiği soru önergesi: Sıfır
👉İmzasının bulunduğu Meclis genel görüşme önergeleri: Sıfır
👉İmzasının bulunduğu Meclis araştırması önergeleri: Sıfır
https://t.co/W1zQgqAyUn
akp’li alagöz maden giresun çatal ağaç köyündeki dereyi kirletti.
çatal ağaç köylüleri isyan ediyor:
"bizim sularımız dünyanın en güzel sularıydı ama zehirlediler, içen ölüyor"
1 Mayıs denince akla çoğunlukla insan emeği geliyor. Ama bu düzenin en görünmez, itiraz edemeyen ve her gün sömürülenleri olan hayvanları da hatırlatmak isteriz.