Kurban Bayramı’nın ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Tüm vatandaşlarımın, dünyanın farklı ülkelerindeki, gönül coğrafyamızdaki tüm dostlarımızın, Gazzeli, Filistinli kardeşlerimizin bayramını tebrik ediyorum.
Bayramımız mübarek olsun.
Bizim idealimizdeki gençlik; sahteyle hakikiyi ayırt eden, ufku ve vicdanıyla zamana yön veren, her şart altında kendisi olmayı başarabilen öz güven sahibi bir gençliktir.
Bu gençlik; sokakları ateşe veren, ağzı ve ahlakı bozuk değil, duruşuyla edep timsali olan bir gençliktir.
Bu gençliğin neşvünema bulması, serpilmesi, güçlenmesi için son 23 yıldır büyük bir gayretle çalışıyoruz.
Anaokulundan üniversiteye bu ülkenin evlatlarının bilgiyle donanması, ruh köklerinden kopmaması, kim olduğunu unutmaması, taşıdığı potansiyelin farkına varması için çaba harcıyoruz.
Bilhassa yükseköğrenim kurumlarımızı ve üniversite öğrencilerimizi daha geniş imkânlarla buluşturmak için yurt, burs ve kredi hizmetlerimizi her geçen gün geliştiriyoruz.
Akademik kadrosundan barınmaya, teknolojik altyapısından müfredat içeriğine kadar her alanda üniversitelerimizi ve öğrencilerimizi çağın imkânlarıyla buluşturma noktasında elimizden gelen ne varsa yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.
2002’de yükseköğretime ayrılan bütçe yalnızca 2,5 milyar liraydı, bugün tahsis ettiğimiz bütçe 488 milyar lirayı buldu.
Bilim ve teknoloji merkezleri, kütüphaneler, spor tesisleri ve diğer tüm imkânlarımızla gençlerimize yönelik hizmetlerimizi inşallah daha da artıracağız.
Kendi pisliklerini kapatmak için gençlerin arkasına saklanan korkakların ucuz siyasetine kanmayacağız.
Hakkını yedikleri yüz binlerce gencin yüzüne bakamayacak sahtekârların alçak senaryolarının parçası, figüranı, piyonu asla olmayacağız.
Nefreti, husumeti ve öfkeyi değil, ezelî ve ebedî kardeşliğimizi büyütmemiz gereken günlerden geçiyoruz.
Sabırla, sağduyuyla, aklıselimle, soğukkanlılıkla hareket etmemiz gereken gerçekten çok hassas günlerden geçiyoruz.
Provokasyonlara gelmeyeceğiz, kışkırtmalara prim vermeyeceğiz, öfkemize kesinlikle yenilmeyeceğiz, sonu felakete varabilecek karanlık yollara asla girmeyeceğiz.
Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık, bu ülkeyi kolay kurmadık, bugünlere kolay getirmedik.
Her karış toprağında bir aslanın yattığı bu cennet vatanı sokak terörüne teslim edemeyiz.
Gençlerimizden uyanık olmalarını özellikle rica ediyorum.
Genç arkadaşlarımı kendi bataklıklarına, kendi karanlık dünyalarına, kendi çirkefliklerine çekmek isteyen ağzı ve ahlakı bozuk müptezellere karşı çok dikkatli olunmasını istirham ediyorum.
Gençlerimizden; gözü kendi çıkarlarından, şaibeyle geldikleri koltuklarından başka hiçbir şeyi görmeyen kifayetsizleri, kendi siyasi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi umursamayan muhterisleri ademe mahkûm etmesini bekliyorum.
Birileri demokrasi derken hırsızların, çetelerin, marjinal yapıların, sandığın arkasına saklanarak kamu kaynaklarını sömürmeyi kastediyorsa…
Özgürlük derken sokakları, tarihî camilerimizi, ecdadın mezar taşlarını yakıp yıkmayı, ibadethanelerimizde alkol almayı kastediyorsa…
Kusura bakmasınlar, bizim böyle bir demokrasi anlayışımız yoktur.
“Ben dilediğime şiddet uygularım, bu ülkenin polisine taşla, asitle, molotofkokteyliyle, baltayla saldırırım, kimse de bana karışamaz” diyorlarsa…
Biz bunu hak ve özgürlükler dairesinde ele alamayız.
Bugüne kadar kimsenin bize demokrasi dersi vermesine, insan hakları ve özgürlük gibi kavramlar üzerinden milletin iradesine pusu kurmasına müsaade etmedik, bundan sonra da etmeyiz.
Herkesi sınırlarını bilmeye, ölçüyü korumaya, hak arama ile hakaret ve Vandallık arasındaki çizgiyi geçmemeye davet ediyorum.
Aksini yapmakta ve söylemekte ısrar edenler sadece kendilerine değil, bu ülkeye ve millete de en büyük kötülüğü yapmış olacaklardır.
Milletimiz siyasi destek için huzuruna gelenlere omuz verip yüceltmeyi bildiği gibi yolunu kaybedenleri tepe üstü yere sermeyi de gayet iyi bilir.
Gençlerimizin terör örgütleri ve marjinal yapıların yanı sıra siyaseti rant aracına çeviren hırsızlar, yolsuzlar, ilkesizler tarafından kullanılmasına da izin vermeyeceğimizi tekrar hatırlatıyorum.
Bu akşam Milletin Evi’nde genç kardeşlerimi misafir etmekten, gençlerimizle iftar sofrasında bir araya gelmekten büyük memnuniyet duydum.
Soframızı bizimle paylaşan; coşkusu, enerjisi, ümidiyle bize güç ve ilham veren kıymetli öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum.
Bilgisini erdemiyle taçlandıran gençlerimizin iyi yetişmesi, nitelikli bir eğitim alması; ailesine, milletine ve dünyaya faydalı işler yapması bizim en büyük muradımızdır.
İstiklal ve istikbalimizin teminatı, yarınlarımızın mimarı tüm gençlerimize, bütün evlatlarımıza selamlarımı, sevgilerimi, en derin muhabbetlerimi gönderiyorum.
Kalbi bu ülke için atan, ümidini bu millete bağlayan; tarihine, kimliğine, kültürüne, inanç ve değerlerine sıkı sıkıya sahip çıkan her bir evladımızın gözlerinden öpüyorum.
Rabb’im böylesi gençlerin yokluğunu bu millete hiçbir zaman yaşatmasın.
Vatanına ve milletine büyük bir aşkla bağlı olan; yiğitliği, mücadelesi, samimiyeti ve örnek şahsiyetiyle gönüllerde taht kuran merhum Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimi şehadetinin 16’ncı yıl dönümünde rahmetle, hasretle yâd ediyorum.
İçeride ve dışarıda herkes artık Türkiye’nin eskisi gibi üç beş çığırtkanın bağırmasıyla, üç beş Vandal’ın ortalığı karıştırmasıyla sarsılan, rotasından sapan, hedeflerinden kopan bir ülke olmadığını bir kez daha görmüştür.
Milletimizin bize güvenmeye devam etmesini bekliyorum.
Unutmayınız, bütün bunlar Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geleceğine yeni bir ışık tutan...
Terörsüz Türkiye hedefiyle 40 yıllık meselesini geride bırakmaya hazırlanan...
Güçlü altyapısıyla dünyanın üretim üslerinden biri haline gelen...
Sağlam güvenlik paradigmasıyla bölgesinin umudu haline dönüşen...
Her alanda küresel iddia ve itibar sahibi Türkiye gerçeğinin sonucu ve ifadesidir.
Artık 23’üncü yılına girdiğimiz iktidarımızın her gününü eserle, hizmetle, yatırımla, mücadeleyle dolu dolu geçirdik.
Her alanda Türkiye’nin meselelerinin çözümü için tefekkür eden, çözüm yolları arayan, projeler geliştiren, icraat yapan yegâne iktidar ve ittifak olarak milletimizin emrinde olmayı hep sürdüreceğiz.
Ana muhalefet partisi kadroları, eski genel başkanlarının o veciz ifadesiyle “en iyi yaptıkları iş olan birbirlerini yemeye” devam edebilir.
Biz sadece işimize bakıyoruz, milletimize hizmete odaklanıyoruz.
Emniyet güçlerimize baltayla, havai fişekle, yakıcı asitle, molotofkokteyliyle, taşla, sopayla saldıran sokak teröristlerine kucak açanlar, polisimizin çocuklara pamuk şekeri ikram etmesini dillerine doluyor.
Bir polisimizin ücretini kendi cebinden ödeyerek engelli bir vatandaşımızdan satın aldığı pamuk şekerini çocuklara vermesi, ana muhalefet aktörleri tarafından eleştiri konusu yapılıyor.
Öyle bir çarpık zihin dünyasına sahipler ki...
Polise taş, molotofkokteyli, asit atılmasıyla, baltayla saldırılmasıyla bir sorunları yok.
Esnafın dükkânının camının, çerçevesinin indirilmesiyle bir dertleri yok.
Milletin malının, mülkünün yağmalanmasıyla bir sıkıntıları yok.
Tarihî camilerimizin avlusunun, affedersiniz, meyhaneye çevrilmesiyle de hiçbir problemleri yok.
Ama Nevruz Bayramı’nda polisimizin çocuklara pamuk şekeri dağıtması bunları rahatsız ediyor.
Bu tutarsızlığın, bu büyük çelişkinin milletimiz tarafından, özellikle Kürt kardeşlerimiz tarafından da not edildiği kanaatindeyim.
Bu faşizan dil millet karşısında her zaman kaybetmiştir, bundan sonra da kaybetmeye mahkûmdur.
Terörsüz Türkiye hedefine yaklaştıkça istismar malzemeleri ellerinden alınanların bu tür hezeyanlarına anlaşılan daha çok şahit olacağız.
Onlar ne yaparsa yapsın, biz milletimizi 40 yıldır kanını ve kaynaklarını emen terör musibetinden kurtarmakta kararlıyız.
Nifak ve nefret saçanlara aldırmadan, bolluk ve bereketiyle baharın gelişini simgeleyen nevruzu 85 milyon olarak birbirimize yeni bir umutla sarılma vesilesi haline dönüştürmeye gelecekte de devam edeceğiz.
İSKİ skandalından tam 32 yıl sonra, tek parti faşizminden ise 80 yıl sonra bu millete yeniden bir dejavu yaşattılar.
Tek parti döneminde sandığın neye hizmet ettiğini, güya seçim denilerek yıllarca nasıl bir tiyatro oynandığını dün bizzat görmüş olduk.
CHP’nin demokrasi anlayışının açık oy, gizli sayım komedisinin bir adım ötesine geçemediği tekrar ispatlanmıştır.
Aradan geçen 80 yıla rağmen zerre kadar değişmediklerini 85 milyona tekrar hatırlatan CHP’nin kendi çalıp kendi oynadığı oyunu tebessümle izlemeye devam edeceğiz.
Son 5 gündür tanık olduklarımız şu gerçeği bir kez daha göstermiştir:
Türkiye gibi büyük bir ülkenin basiret, vizyon, kalite açısından çok küçük, çok iptidai, çok çapsız bir ana muhalefet partisi vardır.
Bunlara belediye büfesi bile teslim edilmeyeceği tekrar ortaya çıkmıştır.
Milletimizin ve İslam âleminin Leyle-i Berat’ını tebrik ediyorum.
Ramazan-ı Şerif’in müjdelendiği bu mübarek gecenin Gazzeli, Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere İslam coğrafyasına ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum.
Gecemiz mübarek olsun.
Aziz milletimizin ve İslam âleminin mübarek Leyle-i Miraç’ını tebrik ediyorum.
Peygamber Efendimizin makamıâlâya ulaştığı sonsuz hikmetle dolu bu gecenin tüm insanlık için huzur ve refaha vesile olmasını diliyorum. Gecemiz mübarek olsun.
El ele verecek; Türk ile Kürt arasındaki, Kürt ile Arap arasındaki terör perdesini yırtıp atacağız.
Terör örgütü aradan çıkınca tarih boyunca olduğu gibi tekrar muhabbetle, samimiyetle, kardeşlikle kucaklaşacağız.
Bu coğrafyayı bir bütün olarak kardeşlik coğrafyası haline getireceğiz.
Tıpkı 81 vilayetimizin her biri gibi Diyarbakır’sız bir Türkiye yetim kalır.
Tıpkı 783 bin kilometrekare vatan toprağının her karışı gibi Türkiye’siz bir Diyarbakır öksüz kalır.
Son bir buçuk asırdır, bilhassa son yarım asırdır yaşadığımız sancılara artık “dur” deme vaktidir.
İç siyasetimizde ve bölgemizde yaşanan kritik bazı değişiklikler sonrasında terör belasını ilanihaye bitirmek için ülkemizin önüne yeni ve önemli bir fırsat penceresi daha açılmıştır.
Bunun heba ve heder edilmesini doğru bulmuyoruz.
Son dönemde gerçekleşen çalışmaların tek bir amacı vardır.
Terör örgütünün kendini feshetmesi…
Silahların kayıtsız şartsız teslim edilmesi…
Örgütün siyaset üzerindeki vesayetinin tamamen kaldırılması...
Bölücü örgütün baskısı dolayısıyla bir Türkiye partisi olma vasfını kazanamayan siyasi yapıya bu yönde kendini geliştirme fırsatı verilmesi…
Bölgemizde artan çatışmalar karşısında iç cephemizin güçlendirilmesi…
Ezcümle, yarım asırlık bölücü terör parantezinin kapatılması, tüm boyutları ve unsurlarıyla ebediyen tarihe gömülmesidir.
Bu, Kürt kardeşlerimizle ilgili bir konu değildir.
Sadece terör örgütünün tasfiye edilmesiyle sınırlı bir husustur.
Ülkemizin kuzeyi ve güneyi âdeta cayır cayır yanarken bu ateşi Türkiye’ye sıçratma niyetinde olanların planlarını bozmakta kararlıyız.
Millet olarak bunu hep birlikte başaracağız.
Bu kutlu yürüyüşe katılmak isteyen herkesin başımızın üzerinde yeri vardır.
Küçük çıkarlar uğruna ihanet projelerine payandalık edenlerin sonu hüsran olacaktır.
Selahattin-i Eyyubi’nin gaza arkadaşlarını emperyalist emellerine alet etmeye çalışanlar hepimizin ortak hasmıdır.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan:
“Bazıları tüm stratejilerini kazanmak değil kaybettirmek üzerine kurmuş durumdalar. Varsın onlar tilkilerinin kuyruklarını birbirlerine bağlamakla uğraşsınlar. Biz ülkemiz için yaptıklarımızı, yapacaklarımızı anlatmayı sürdüreceğiz.”