Teslimiyet, kendi sınırlarımı tanıdığım o sessiz anda başlar.
Bazı acılar yaşanacak, artık biliyorum. Bazı sorular cevapsız kalacak, bazı kayıpların yerini hiçbir şey doldurmayacak. Sevdiğim herkesi koruyamam. Geleceğin bütün ihtimallerini hesaplayamam, hayatı beklentilerimin kalıbına dökemem. Bu hakikatlerle barıştığım gün, yıllardır taşıdığımı fark etmediğim bir yük omuzlarımdan usulca kalkar.
Teslim olmak, vazgeçmek değildir. Sorumluluğumu yere bırakmadan, irademin ulaşabildiği son kıyıyla dünyanın kendi akışı arasındaki ince çizgiyi görebilmektir. O çizginin berisinde elimden geleni yaparım. Ötesinde suya güvenmeyi, akıntıya yaslanmayı öğrenirim.
Bazen iyileşme, değiştiremediğim şeylerle savaşmayı bıraktığım yerde filizlenir.
Sıktığım yumruğu gevşetirim ve avucum açılır. Hayat da yalnızca açık bir avuca sığabilecek ne varsa, onu sessizce içine bırakır.
Bir insan gittiğinde her şey onunla birlikte gitmiyor. Sesimize sinmiş sesi, bize emanet ettiği değerler, sevgisiyle biçimlendirdiği yanlarımız kalıyor. Ölüm bir hayatı noktalıyor ama bir bağı koparmıyor, yalnızca ona yeni bir suret kazandırıyor.
Bu yüzden yas, kapanması gereken bir yara değil, muhatabını yitirmiş sevginin bu dünyadaki hâli, sevginin bedeli.
Fani varlıklar olduğumuz için bağlanıp seviyoruz çünkü sonsuzluğun içinde hiçbir veda anlam taşımaz, hiçbir sıradan sabah mucizeye dönüşmez.
‘Ne kalır benden geriye/Benden sonrası kalır’. Geride kalanın güzelliği sevginin bizden sonra yaşamaya devam etmesindedir.
Sevgi insandan uzun yaşar.
@keskinrasit "Bu eller ,cephedeki askere yufka ekmek yaptı.Bu eller ,bebeğine ördüğü battaniyeyi top mermilerinin üstüne örttü.Bu eller ,gelen mektupları gözyaşları içinde açtı.Bu eller ,şehit düşen oğlunun soğuk yüzünü son kez okşayıp canından çok sevdiği vatanının kalbine gömdü." dedi...
Vatanı uğruna canlarını feda eden Eren Bülbül’ü ve Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik’i, şehadetlerinin yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun. 🇹🇷
Hayatın anlamı büyük başarılarda değil, 'ipe dizilmiş boncuklar gibi' biriktirdiğimiz küçük yoğunluk anlarında saklıdır : Sabah ışığının mutfak masasına düşüşü, bir dostla paylaşılan sessizlik, denizin kokusu.
Yani 'verimsiz' ama hayatı yaşanmaya değer kılan asıl anlarda.