Hiçbir mahlukun gözünde göremeyeceği maviliği gördüm, en derinden bir mavi gökyüzünü ağlatacak kadar bir mavi herhalde atladım . Misal olsaydı masal olurdu . Ama hiç anlatmadilar beni , gelecektim oysaki .
Belkide yüzleşme zamanı kağıtlar . Vicdanın sesi, aynası , dili , belkidelerin . Ya vazgeçmeler . Onlarında varmıdır dili. Çıkarmı sesleri. Görünürlermi gözleri . Vazgeçtikçe kaçmaya veda ederler mi . Susmalıyım...
Ya kalp kırıklıkları ; azalan hayatlar , tükenen gözler , aynı yüzleri seçmek için çabalamaya tükenen . Yazmalımıyım bunları . Anlatmalıyım belkide tekrar tekrar kendime . Kaçmaya çalıştıklarımı yaşamayı.Unutulanları çekip çıkarmayı taa en derinden .
Ne yazmayı bekliyorum ki . Ne anlatmayı kendime . Var olmayan gerçeği yaşatmayı mı, yoksa yaşaması için yazmayı mi . Yüzüme bakamayan umutlarımı yazmalı yoksa aklımdan çıkmayan insanları. bir bir savunmalı kağıtlarla .
Hiç vaktinde geldin mi sana soruyorum hey babalık der gibi içimden geçmiyor değil . Kim olmuş ki tam , ne bekliyoruz koca bir hiç . Hep kendi ipimi kördüğüm eyledim . Ne gelen çözebildi ne de giden . Sahiplenmediler oysaki ben sadece bekliyordum kördüğüm.
Şiir gibisin ama okutmamaya yemin etmiş kilidi kırılmayan bir deftere benziyorsun
Zorlamaya ne hacet elbet sende dile gelirsin okumadan dinlenirsin
Kim bilir ?
Herkes sevmemeli mesela , dibini tutturuyorsan sev , üstü düz altı ters olacak şekilde siyahla beyaz gibi işte , dedim ya herkes , kimse ben gibi de herkes olamaz . Belkilerin arttı biraz , içten iyice konuşur oldum . Ne yazikki evet adapte olamıyorum çırpınıyorum.