🗣️ Bedirhan Bülbül: Başkanımın bir sözü vardı Sırbistan maçından sonra 'Bedirhan sende bir numara yokmuş, sensiz de kazanıyoruz' dedi. 😅
🗣️ TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ: Beni mahçup etti. 😅
Kalamış’taki etkinlik günler öncesinden duyuruldu ve Türkiye–Sırbistan Erkek Voleybol Milli Takımımızın maçının yayınlanacağı açıklandı.
Buna rağmen, birkaç kişinin tepkisi üzerine ekranın bölünerek futbol maçına geçilmesi, maçı izlemek için orada bulunan yüzlerce kişiye ve Milli Takımımıza karşı büyük bir saygısızlıktır.
Yaşanan bu durum bizleri üzmüştür. Temennimiz, Milli Takımımızın hak ettiği değerin ve önemin eksiksiz şekilde gösterilmesidir.
Bugün en çok ihtiyacımız olan şey, Milli Takımımızın yakaladığı bu başarıya sahip çıkmak ve daha da büyütmektir.
MİLLİ TAKIM, HER BRANŞTA HEPİMİZİN ORTAK DEĞERİDİR…🇹🇷
Kamuoyu bilgilendirmesi
Bilindiği üzere 16-17 Mayıs Tarihlerinde Genel Merkez Yönetim organları seçimimiz vardı.
Önceki yönetim Genel Sekreterimiz Ali İhsan Hasanpaşaoğlu seçimi kaybettikten sonra bir takım iddialarda bulunmuş ve mahkemeye başvurmuştu.
Hep derim gerçeklerin gün yüzüne çıkma gibi muhteşem bir özelliği vardır.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan inceleme ve soruşturma sonucunda herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış olup kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Sendika Hürriyet'tir, Hürriyet Gülümsetir.😊🤚🏿
#öğretmen
#memur
BİRLİKTE HÜRRİYETİZ
İlkenin, Ülkünün, Emeğin, Vefanın ve Geleceğin Büyük Yürüyüşü
Tarihte bazı yürüyüşler vardır; başladığı günle değil, taşıdığı ruhla anlam kazanır. Bazı kurumlar vardır; tabelasıyla değil, ona emek veren insanların inancı, fedakârlığı ve ahlakıyla ayakta kalır. Bazı mücadeleler de vardır ki ilk bakışta yalnızca bir sendikal hareket gibi görünür; zamanla anlaşılır ki o mücadele, aslında bir haysiyet iddiasıdır.
Hürriyetçi Eğitim Sen’in hikâyesi de tam olarak böyledir.
Bu hikâye yalnızca bir sendikanın kuruluş hikâyesi değildir. Bu hikâye, "Ben varım; emeğim var, hakkım var, iradem var, haysiyetim var." diyen eğitim çalışanlarının ortak vicdanından doğmuş bir yürüyüştür.
13 Aralık 2021’de atılan adım, sıradan bir teşkilatlanma hamlesi değildi. O gün; eğitim çalışanının iradesinin kimsenin arka bahçesi olmayacağı, emeğinin pazarlık konusu yapılamayacağı, onurunun hiçbir makamın, hiçbir siyasi hesabın ve hiçbir dar kadro çıkarının gölgesine terk edilmeyeceği ilan edildi.
Biz bu yolu kolay olduğu için seçmedik.
Kolay olan susmaktı. Kolay olan beklemekti. Kolay olan güçlü görünenlerin yanında yer alıp haklı olanların yalnızlığına sırt çevirmekti. Kolay olan, haksızlık karşısında "böyle gelmiş, böyle gider" diyerek günü kurtarmaktı.
Biz zor olanı seçtik.
Çünkü hürriyet, kolay insanların omzunda taşınacak bir emanet değildir.
Bugün geldiğimiz noktayı anlamak isteyen herkes, önce nereden geldiğimizi hatırlamalıdır. Bizim kökümüzde yokluk vardır; fakat o yokluğun içinde asalet vardır. Kuruluş hikâyemizde imkânsızlık vardır; fakat o imkânsızlığı mazeret değil mücadele sebebi yapan bir karakter vardır.
Hürriyetçi Eğitim Sen, şahısların kurumu değildir.
Bu yapı; kişisel kariyerlerin basamağı, geçici makamların sığınağı ya da dar kadro hesaplarının sahnesi olamaz. Hürriyetçi Eğitim Sen; ilkenin, emeğin, alın terinin, ortak aklın ve hür iradenin kurumsallaşmış adıdır.
Kişiler değerlidir; fakat hiçbir kişi ilkeden büyük değildir. Makamlar önemlidir; fakat hiçbir makam kurumun ahlaki omurgasından üstün değildir. Unvanlar ve görevler değişir; emek, vefa, ilke ve kurucu ruh kalır.
Bizim milliyetçiliğimiz hamaset değil; adalet, emek, liyakat ve sorumluluk ahlakıdır. Türk milletini sevmek, bu milletin çocuklarını yetiştiren öğretmenin hakkını savunmaktan ayrı düşünülemez. Devleti sevmek, kamu düzeninde liyakat ve adalet istemekten ayrı düşünülemez. Cumhuriyet’e bağlılık; eğitimin niteliğini, öğretmenin itibarını ve kamu çalışanının onurunu savunmaktan bağımsız görülemez.
Çünkü eğitim meselesi yalnızca bir meslek grubunun meselesi değildir; milletin geleceğidir. Öğretmen itibarsızlaştırılırsa devletin yarınları zayıflar. Liyakat terk edilirse kurumlar çürür. Adalet susarsa emek sahipsiz kalır. Eğitim çalışanının emeği görülmezse, milletin istikbalini taşıyan omurga incinir.
Bu yüzden bizim mücadelemiz yalnızca sendikal değil; aynı zamanda ahlaki, mesleki ve millî bir mücadeledir. Bir öğretmenin sınıfa huzurla girmesini, bir memurun adalet duygusuyla çalışmasını, bir akademisyenin emeğinin değer görmesini ve idari personelin görünmeyen yükünün fark edilmesini önemsiyoruz.
Elbette her büyük yürüyüş kendi içinde imtihanlardan geçer. Seçimler de bu imtihanlardan biridir. Sandık, ayrışma zemini değil; kurumsal olgunluğun aynasıdır. Demokrasi yalnızca istediğimiz sonuç çıktığında alkışlamak değil, farklı bir irade tecelli ettiğinde de vakarla durabilmektir.
İnsanlar yarışır; fakat kurum yıpratılmamalıdır. Makamlar değişir; kardeşlik hukuku kalmalıdır. Kazanmak kibir, kaybetmek kırgınlık sebebi olmamalıdır. Asıl mesele, seçimden sonra aynı çatı altında birbirimizin yüzüne bakabilecek olgunluğu gösterebilmektir.
Vefa, bizim için sıradan bir nezaket cümlesi değildir; kurumsal ahlakın omurgasıdır. Bu davaya emek vermiş hiç kimsenin emeği yok sayılamaz. Bir hareketin büyüklüğü, yalnızca güçlü zamanlarında yanında olanları değil, zor zamanlarında yük taşıyanları da hatırlayabilmesiyle ölçülür.
Sözün de bir ahlakı vardır. Sendikacılığın da bir edebi, teşkilat hayatının da bir ölçüsü vardır. Kelime bazen köprü olur, bazen duvar; bazen gönül alır, bazen yara açar. Bu yüzden kurumsal meselelerimizi mecrasını kaybetmiş tartışmalara teslim edemeyiz. Sözü olan kurumsal zeminde konuşmalı, eleştirisi olan ortak akıl masasına getirmeli, itirazı olan teşkilat ahlakının sınırları içinde ifade etmelidir.
Bugün birbirimizle tüketilecek zamanımız yoktur.
Öğretmenin itibarı, okul güvenliği, liyakat ve adalet; mali ve özlük hakları, vergi yükü, ek ders ücretleri, norm kadro mağduriyetleri ve üniversite çalışanlarının sorunları çözüm beklemektedir. Bunların her biri yalnızca bir dosya başlığı değil; binlerce eğitim çalışanının hayatına, ailesine ve geleceğine dokunan gerçek meselelerdir.
Biz içe kapanacak bir hareket değiliz. Biz yalnızca tepki veren değil, teklif sunan; yalnızca itiraz eden değil, çözüm üreten; yalnızca meydanda konuşan değil, masaya dosya koyan bir sendikayız. Eğitim çalışanının derdini Türkiye’nin gündemine taşıma iddiasındayız. Bu iddianın gereği; daha çok çalışmak, daha çok sahaya inmek, daha çok okula, üniversiteye, kuruma ve gönle ulaşmaktır.
Bundan sonra bize düşen, "ben" anlayışını terk edip "biz" şuurunu büyütmektir.
Çünkü "ben" diyenler makam arar; "biz" diyenler emek verir. "Ben" diyenler kırgınlığı büyütür; "biz" diyenler kardeşliği onarır. "Ben" diyenler bugünün hesabını yapar; "biz" diyenler yarının tarihini yazar. Büyük hareketler, küçük hesaplarla değil; ortak akılla, ortak emekle ve ortak ülküyle büyür.
Şimdi vakit; kırgınlıkları değil kardeşliği, makamları değil emaneti, şahısları değil ilkeleri, geçmiş tartışmaları değil geleceğin büyük hedeflerini konuşma vaktidir. Kuruluşun ilk günündeki saf inancı bugünün kurumsal aklıyla buluşturma vaktidir.
Biz bu yola yalnızca bir sendika kurmak için çıkmadık. Eğitim çalışanının onurunu ayağa kaldırmak, emeği sahipsiz bırakmamak, hür düşünceyi ve bağımsız iradeyi sendikal hayatın merkezine yerleştirmek için çıktık.
İlk günkü inançla, daha büyük bir akılla, daha derin bir vefayla ve daha güçlü bir kurumsal iradeyle yolumuza devam ediyoruz.
Çünkü biz birlikte güçlüyüz.
Birlikte anlamlıyız.
Birlikte geleceğiz.
Biz birlikte Hürriyetiz.
@leventkuruoglu Bu yolun ne kadar emek, fedakârlık ve inanç istediğine en yakından şahit olanlardan biriyim. O yüzden bu satırların her biri benim için çok kıymetli. Kurumlar, ilkelerine sahip çıkan insanların omzunda yükselir. Nice güzel başarılara… Birlikte Hürriyetiz.
Daha önce sendikamızda Genel Sekreterlik görevini yürütmüş olan Ali İhsan Hasanpaşaoğlu, 17 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen Sendikamızın 2. Olağan Genel Kurulu’nun ardından Konfederasyonumuz ve sendikamız hakkında çeşitli iddialarda bulunmuş, bu iddialar doğrultusunda Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen inceleme ve soruşturma neticesinde, ileri sürülen iddiaları destekleyecek herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
@leventkuruoglu
https://t.co/UmaqMTf48u
Bir Yunan televizyonunun yayınından...
✍️🏻1821'den önce Mora Yarımadasındaki Türk sayısı 42.750 imiş.
Sonrasında ise sıfır!
✍️🏻Çocuk, genç, kadın, erkek, yaşlı ayırtetmeden çok tipik bir soykırım gerçekleştirilmişti.
Bıraktık Türk olmalarını, şunu, bunu, bir insan olarak düşünün!
✍️🏻Onlar da benim, sizin gibiydi. Devletlerinin varlıģıyla güç buluyor, mutlu, huzurlu bir şekilde yaşıyorlardı.
Muhtemelen her gelişmeyi, Yunan örgütlenmesiyle ilgili haberleri muhtemelen "DEVLET AKLI VAR" diye önemsemiyor, yüzyıllarca komşuluk ettikleri Yunan'ların onlara saldıracaklarını ise düşünmüyorlardı!
✍️🏻Ve bir gecede yokedildiler!
✍️🏻Sahi, oradaki vatandaşlarına sahip çıkamayan devletin ismi neydi?
O devletin, onları koruyacak aklı ve gücü var mıydı? Yoksa neden yoktu?
Onlar katledilirken o devleti yönetenler ne yapıyordu?
Al-i Osmanlı diye o devletin her dönemini eleştiriden münezzeh tutanlara soruyorum!
✍️🏻Sonrasında onların anısına bir taş bile dikilmedi biliyor musunuz! Bu anlamda o günden bugüne tüm devleti yönetenleri eleştiriyorum!
Ne Girit'te, ne Mora'da, ne Balkanlar'da, ne de diğer coğrafyalarda katledilen yüzbinlerce canımız yok sayıldı! Sanki buharlaştılar! YAZIK!
✍️🏻Bu belleksizlikle inanın bu coğrafyada yaşayamayız dostlar!
En azından bu tür olayları, bu görseller üzerinden paylaşıp kamuoyuna anımsatalım, adlarına bir taş dikemesek, Yunan'ı soykırımcılıkla suçlayamasak da aziz hatıralarına saygı duyup dua edelim ve dahası ders alalım...
✍️🏻Bir de kıssadan hisse, bugün de stratejik hatalar yapılırken, buna "DEVLET AKLI" filan diyenlere "hadi öteye" diyelim!
Sn.Bakanım hiçbir kriterin olmadığı bir Proje okul öğretmen atama süreci daha bitti.
Kim niye kaldığını bilmiyor,kim niye gittiğini bilmiyor.
Arıyorum mutluluktan ağlayan,gittiği için üzüntüden ağlayan öğretmenler..
Bu tablo Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitimine yakışmıyor Sn.Bakanım.
Objektif kurallarla seçilen bir sistemi herkes hak ediyor..
Üyelerimizin çoğu okullarında kalmış peki gidenler,niye gitti bilemiyoruz.
Yazık bu sistemsizlik nereye kadar!
@Yusuf__Tekin
9 yıl önce kaçırıldı Necmettin öğretmen. İşkence edilip Munzur'a atılarak katledildi!
O, sizin oģlunuz olsaydı, onun katillerinin liderine, "kurucu önder" der, "statü" arayışında olur muydunuz?
Sizi toprak kusacak, toprak!
Rahmet ve dua ile evlat!
Ağrı’da görev yapan öğretmenimiz Irmak Ayşe Koparan’ın vefatına ilişkin ortaya atılan mobbing iddialarını büyük bir üzüntüyle takip ediyoruz.
@leventkuruoglu
https://t.co/d3PGrd0ntN
Unutmadık, unutmayacağız...
9 yıl önce bugün, Müzik Öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın, Batman'ın Kozluk ilçesinde gerçekleştirilen terör örgütü PKK'nın saldırısında şehit edildi. Aybüke Öğretmenimizi rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz.
@leventkuruoglu
@GunesKuruoglu55 Bu kadar bilim yetti bana ,nöbet 1 tenefüs olsun 😀Hem hafta ortası bilimsel en yorgun günmüş ,Çarşamba buluşmaları yapmalıyız geleneksel 👍🏻
@GunesKuruoglu55 Yarın herkes işteyken ben tek başıma terapimi yapayım ,havlamaların yüzüne havlarız sonra beraber ,arkadan havlamak bize yakışmaz .14.30 olur saat hemencecik ,sınıf iyidir ,cücülerine sarıl 🙃
Eğitim çalışanlarının hak, adalet, liyakat ve özgürlük mücadelesindeki kararlı yürüyüşü 2026 yılında da büyüyerek devam etmiş, Hürriyetçi Eğitim Sen eğitim camiasının yükselen sesi olmayı sürdürmüştür.
Mayıs ayı mutabakat sonuçlarına göre Millî Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerde %20 büyüme sağlayarak 30 bin 400 üye sayısını aşmış bulunuyoruz.
Bu büyüme korkuya boyun eğmeyenlerin, hakkı savunmaktan vazgeçmeyenlerin, sendikacılığı makam değil mücadele alanı olarak görenlerin eseridir.
30 bini aşan büyük Hürriyetçi Eğitim Sen ailesine teşekkür ediyoruz.
https://t.co/i0q3hDN2FH