Beri gelin hele paylaşacaklarım var. Olur mu olmaz mı derken, dün gece nihayete erdirdim. Çayınızı, kahvenizi alın gelin! İşte karşınızda renklendirdiğim birbirinden güzel fotoğraflarla ve Başkaldıran Kurşunkalem'den alıntılarla Şahları da Vururlar yolculuğu. Yek, dü, se, car!...
@idgoktas 80 gündür tutuklu!
…
koy kafayı üç kuruşa yalayana
kalmasın içinde bunun uktesi
söv yüzüne kendini satan şairin
anlamaz ya
sen gerçek ol, hesabı burada bırak
çal sazını korkmadan
bu traş bize fazla
İstanbul’a döndükten sonra yazmaya devam ediyor:
“Sonbaharın habercisi bir yağmur. Gönlümün içinde fırtınalar, kafamın içi tiyatro. Bir eylül serinliği sırtımdaki. Oturuyorum daktilonun başına, deftere yazılanlar temize çekiliyor:
sırtımıza erişti eylül serinliği
balıkçı teknelerinin motoru
doğurup batırıyor yeni günü
saz çaldım yağmurun sesine karşın
afet evlerinin arasındaki
özgün konumumda
binbir anının içinde tutsağım
ey gerze, ey gerzeliler
işte böyle oluyor demek ki
kasaba doktorunun seneyi devriyesi
ney çalar iki kare tommiks okurdu mete inselel
anyamanya kumpanya
idi amin avantadan lavanta
tam rayına otururken oyun
sukoyverir mete’nin karısı kâmuran peron
bir rubab-ı şikeste
sıraselvilerde
doğmadan öldü cenin kumpanya
…
ekleyerek devam edelim, gariptir çok saçma gelebilir ama bazı insanlar acil servisleri kendilerince “acil” işleri olan, “acil” işleri çıkan, poliklinik saatlerinde çalışan insanlar için sanıyor.
Acil öyle bir yerki hastaların yüzde 80 i hep aynı 1 yıl sonunda küçük ilçede bir pratisyen edge of tomorrowdaki tom cruise gibi aynı hastayla aynı muhabbeti 80 kere yapmış oluyor normal aklı başında insanlar acilin kapısından içeri yürüyerek adım atmıyor zaten
kitap çıktığında yirmili yaşlardaydım, okuyunca uçmuştum. özellikle aşağıda bahsi geçen "geceye övgü" bölümünden o kadar etkilenmiştim ki gündüz uyuyup gece çalışabileceğim bir meslek aramaya başladım kendime. edip cansever'e de düşmüşüm bir yandan, o içiriyor, bu ise uyutmuyordu. yazarlığı seçmemdeki sebeplerden biri "cehenneme övgü" olabilir, sayesinde güneş görmeden yaşlandım, tabiri caiz ise ebem sikildi. gündüzün totalitarizmi, gecenin özgürlüğü filan diye nasıl hallendiysem, bittim.
2-3 sene önce, sabahın erken saatlerinde gündüz vassaf'a rastladım büyükada'nın bir marketinde. ben dökülüyorum, geceden sarkmış, hiç uyumamış, dışarı bira almaya çıkmışım, abi ise jilet, uyumuş, uyanmış, d vitamini fışkırıyor yanaklarından. tanışmıyoruz. abi dedim yazma böyle şeyler, hayatımız kaydı, dişlerimiz uzadı bak, vampir olduk sayende. zaten bu totaliter güçler de okumuş kitabını, artık onlar da uyumuyor dedim. nasıl korkunç bir görüntü arz ediyorsam artık bana şöyle bir baktı ve geçti. herhalde içinden deli dedi :)
+ kitap yeni yazılmış olsaydı, "cehenneme övgü" adıyla hiçbir yayınevi bas(a)mazdı bugün. bu adın artık en az beş sene yatarı var. hala raflarda durabiliyorsa klasikleşmesine borçlu.
+ abinin "cennetin dibi" adlı ikinci kitabına da göz atın fırsatınız olursa. daha "light" ve ironik bir devam kitabı. nefis bir mizahı var. ilki teorisyen ise ikincisi pratisyen :)
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
Aylardır uydurma gerekçelerle cezaevinde tutulan Komedyen Deniz Göktaş'ı susturmaya, onun üzerinden topluma göz dağı vermeye çalışan Saray'a karşı İstanbul'dan sesimizi yükselttik.
Sinmeyeceğiz, yılmayacağız: Deniz Göktaş'a özgürlük, memlekete özgürlük!
@imaseth2 Son gösterisi esnasında benzer şikayetleri olmuştu, sağlık ekipleri tansiyonunu ölçmüştü, normaldi gösteriye devam etmişti. Eforla (sahne sanatları dahil) tetiklenen kötü hissetme hali vb. durumunda koroner arterlerde darlıktan şüphe edilebilir. Kardiyoloji kontrolü önerilir.
Yaklaşık bir senedir ilçe devlet hastanesi acil serviste pratisyen hekimim, genç yaşlı onlarca Mİ (miyokard enfarktüs) -kalp krizi- vakası tespit ettim. İlk tedavilerinin ardından hızla ileri merkeze sevk ettim.
@tutkummmmmmm 20. yüzyılın ortalarından itibaren kalp-damar hastalıkları öne çıktı. İskemik kalp hastalığı, küresel ölçekte en önde gelen ölüm nedeni olarak 1960’lardan beri kabul ediliyor, covid-19 mrna aşılarını kalp krizlerininin yaygınlaşmasına yormak deli saçmalığından ibaret.
@tutkummmmmmm 1900’lü yılların başlarında enfeksiyon hastalıkları pnömoni, tüberküloz vb. çocukluk çağı enfeksiyonları çok büyük ölüm nedenleriydi.
Aşıların yaygınlaşması, antibiyotikler, temiz su ve sanitasyonla enfeksiyon kaynaklı ölümler ciddi şekilde azaldı.
Çok karşılaştığım ve tartışmaya meyilli grubun beyanları; günlük hayatlarında hızla bir yere ulaşacak olmaları, ocakta yemeklerinin olması, servisin kalkacak olması, ilacını aile hekimine yazdıramamış olması, şikayetlerin x yıldır olması, daha bir sürü sebepler…
Ayrıca acil sağlık hizmetlerine gereksinimi olan hastaların en etkili ve hızlı şekilde tedaviye ulaşmaları için acil servisleri gereksiz meşgul etmemeliyiz, acil servisler 24 saat içinde müdahale edilmezse hayati tehlikesi bulunan hastalar için var.