Urfa'daki Türkmen aşiretlerinden Bican/Pijan aşireti mensubu bir kardeşimiz evladına yaptığı sünnet düğününde toplanan takıları ve paraları Şehit Ailelerine bağışlamış.
Bunu sindiremeyen bir babası meçhul de yaptığı paylaşımda aşirete "Piç" ifadesi kullanmış.
Bir Kürtçü ile neden anlaşılamayacağının, onların kalplerinin mühürlü birer Türk düşmanı olduklarının en bariz kanıtı.
Biz de çocukların 16 yaşındaki itler tarafından vahşice katledilmemesini savunuyoruz.
Biz 16 yaşındaki hırtın çocuk gibi masum bir kelime ile tanımlanmamasını savunuyoruz.
Biz 16 yaşındaki katilin elinde silah ve deste deste paralarla poz verebildiğine göre onun bir çocuk olmadığını savunuyoruz.
Biz gözümüzden esirgeyerek yetiştirdiğimiz evlatlarımızın bazılarının doğurup doğurup sokağa saldığı ve asla arkasını takip etmediği hatta cezaevindeki itini ziyaret edip ona kahraman muamelesi çeken anne ve babaların da ceza almasını savunuyoruz.
Biz artık sizin bu etnik bakışlı suçluyu şirin gösterme kafanızdan da sizden de sıkıldık kardeşim.
Bakın açık konuşacağım,
Bizim çocukluğumuz yoğun Kürt göçü yüzünden işkenceye dönüştü.
Avrupa standartlarındaki hayat kalitemiz, mülteci kampında yaşama seviyesine çekildi.
Şimdi aynı şey Turistlik beldelerde yaşanıyor.
Türk turizmi ele geçiriliyor.
Devlet yine izliyor…
Çoğu insan, seçimlerinde özgür olduğunu düşünse de, aslında şeytani propagandanın etkisi altındadır.
Tüm dünyada aileye, doğurganlığa ve yaratılışın kutsallığına karşı yürütülen bu süreç bir tesadüf değildir.
Bilim açısından bakarsak da durum vahimdir.
Canlılar aleminde, milyonlarca yıllık evrimsel-biyolojik süreçte, bir türün hayatta kalma ve üreme güdüsünü kitlesel olarak reddetmesi görülmüş şey değildir.
Uluslar, kendi yok oluşlarını alkışlıyor.
Bu, ancak şeytani bir propaganda ile mümkün olabilirdi, öyle de oldu.
Gereken yapılmazsa, ruhsal yıkımın sonu büyük bir trajedi olacak.
Tanrı hepimizi korusun.
Gerçekten bir öğrenilmiş çaresizlik yaşıyoruz, çok yorulduk.
Canımızı, malımızı, hayvanı, ormanı korumak derken şimdi bir de okulu; öğretmeni, öğrenciyi korumak gibi bir derdimiz oldu.
İyi de devlet niye var?!..
Sadece vergi toplamak için mi?
"Ard arda iki gün, iki okulumuza silâhlı saldırı... İkisi de okulun kendi öğrencisi. Son devrin en kötü özelliği cezâsızlık. Çocuklar ne yaparsa yapsın, âileler, cezâ vermiyor. Okullar zâten cezâ veremiyor. Öyle ki, öğretmen, en küçük bir şekilde uyarsa bile âile ortalığı ayağa kaldırabiliyor. Uzman görüşü adı altında ortaya sıçılan cezâ karşıtı açıklamalar da tuz biber ekiyor.
Bir yanlışın, suçun cezâsı yoksa, o yanlış serbest hâle gelir. Öğüt ya da güzellikle anlatma, yanlışı engellemez. Hele yanlış hareketleri ödülle engelleme, rüşvetçi bir çocuk yaratır.
Çocuk, bu şekilde yetişip, ergenliğe girerse, beklentileri de ona göre olur. Ama bir farkla... Hormonların etkisi işin içine girer, gözüne kestirdiği kızla birlikte olmak ister, gözüne kestirdiğini ezer. Elbette, bu fırsatlarla ilgilidir. Ondan sonra geri dönüş mümkün değildir. Allah, ya öldüreceğim, ya öleceğim insanlarla karşılaştırmasın duâsındaki insanlar ortaya çıkar. Bu insanlar, bir ânda oluşmadı. Çok kişinin etkisi var. Ama en başta bana "Benim çocuğumu hiç kimse uyaramaz. İsterse İstiklâl Marşında terbiyesizlik etsin, siz uyaramazsınız" diyebilen (konuşmayı orada kestim) insanlar, bu konunun en büyük sorumlusu..."
Bir Başkadır Benim Memleketim adıyla 1972 yılında Türkçe’ye uyarlanan şarkının orijinali 1935 yılında Moşe Nadir tarafından Yidiş dilinde Arz Der Rebe Elimelech adıyla yazılan bir Yahudi halk ezgisi.
İstiklal Caddesi böyleydi 80'lerin ortalarında. Sonra Hortum Süleyman ve Doğan Karakaplan gibi efsane amirler özel ekipler kurdu. Milletin yolunu kesen, eşkıyalık yapan anında cezasını gördü. Dinsizin hakkından imansız gelir kaidesince hareket edilmediğinde netice alamazsınız. Özel ekipler kurulacak, bunların yuvalandığı ve boy gösterdiği yerlerde çıkacak ortaya, bunları pipetle beslenecekleri şekilde hastanelik edecek. Kameralar bozuk olduğu için bunların kim olduğunu maalesef bir türlü öğrenemeyeceğiz ama çok hayır dua edeceğiz.
Bu bir savaş ve savaşı madem böyle oynamak istiyorlar, öyle oynayalım.