🚨Osmanlı
Tarihini çok araştırdım
Ama şu 6.5 dakikanın
verdiği hazzı hiç birinde bulamadım
Elin yabancısı
Osmanlıyı öyle bir anlatmış ki
İzledikten sonra
"Zulüm 1453'te başladı" diyenleri
Silkeleyesi geliyor insanın
Mutlaka izleyin..
Tam arşivlik..👇
Trump denen tür, “haftaya Gazze'de ateşkes ilan edilebilir” diye buyurdu!
Şimdiye kadar neredeydiniz?
Neden katlettirdiniz Gazze'yi, Gazze'nin masum ve mazlum insanlarını?
Allah belanızı versin sizin!
Allah belanızı versin!
#FreePalestine#GazaGenocide
ABD’de yaşayan Müslüman kadın böyle isyan etti: "Başörtümle dalga geçiyorsun, Peygamberime hakaret ediyorsun, Kur’an-ı Kerim yakıyorsun, Filistin'de halkımı öldürüyorsun ve terörist biz miyiz?”
@salihaerdimm Ne Köfteci Yusuf'a, ne McDonald’s’a, ne Burger King’e, ne de Popeyes’e gitmedik, gitmeyiz. Öncelikle sizin bu prangaya vurulmuş anlayıştan sıyrılmanız lazım! Olmasalar da olur.
Bu Bir Vehn Krizidir…
İlk önce yüreklerimizde başladı Efendimiz’in (s.a.s) bahsettiği Vehn krizleri…
Büyük bir dünya sevgisi kapladı tüm benliğimizi. Daha çok kazanma hırsı, daha lüks yaşama arzusu, daha iyi evlerde oturma, daha iyi arabalara binme hayalleri işgal etti yüreklerimizi…
Sonunda ne davamıza, ne gariplere ne de merhamete yer kaldı yüreklerimizde. En son çıkan cep telefonu modeli bile İslami hedef ve arzularımızdan daha çok gündem oldu kalplerimizde…
Tüm dünyalık tutkularımıza, heva ve heveslerimize itinayla İslami kılıflar üretme konusunda büyük maharetler kazandık zaman içerisinde. Müslümanın zengini makbuldü ve itibardan taviz vermek zinhar caiz değildi çünkü…
Hem daha çok kazanırsak daha çok harcardık dava uğrunda. Fakat çok da dediğimiz gibi olmadı maalesef…
Cüzdanlarımız kabardı ama gözlerimiz doymadı. Kasalarımız doldu ama gözlerimiz doymadı. Makam koltuklarını doldurduk ama gözlerimiz doymadı. Belki aylarca giymeye sıra gelmeyecek elbise ve ayakkabılarla doldu dolaplarımız ama gözlerimiz doymadı bir türlü…
Sonra evlerimize sıçradı Vehn krizleri…
Daha geniş evlerin, daha lüks mobilyaların, mutfakların, perdelerin, bilmem kaç parça yemek takımlarının peşinde faize ve borca köle olduk her birimiz. Selin üstündeki çer-çöp misali bitmek tükenmek bilmeyen taksitlere savurdu durdu dünya bizi…
Yeni eşyalara ve mobilyalara yer açmak için ana-babalarımızı, afiyeti, huzuru ve bereketi çıkarttık evlerimizden. Ne o yemek takımlarını açacak akraba ve dost kaldı etrafımızda ne de o mobilyaların üzerinde oturacak huzur kaldı evlerimizde…
Sonra çocuklarımıza bulaştırdık Vehn hastalığımızı…
Rızka Allah kefildir dedik ama memur olmazlarsa aç kalacaklarını söylemekten de geri duramadık bir türlü. Bir diploma, dolgun bir maaş ve onlarca sınav peşinde yaşlandırdık evlatlarımızı. Daha yirmi yaşındayken ihtiyarlamış, sonu gelmez sınavların peşinde psikolog kapılarını aşındırmış, cebinde anti depresanla yaşayan, çökmüş nesillere dönüştürdük çocuklarımızı…
Dindar bir nesil için çıktımız yolda, takım elbiseleriyle, kravatlarıyla, parlak ayakkabılarıyla ve son model cep telefonlarıyla mini bir milletvekilciği gibi garip tipler dikildi karşımıza.
Bazen babasının ceketini giymiş gibi üzerinde birkaç beden bol duran laflar eden, daha bıyığı bile terlemeden ihaleden, bürokrasiden, atamadan, terfiden bahseden bir nesil…
Bazen de başörtüsü ve siyah gözlükleriyle, lüks ciplerin içinde muhafazakâr gecelere akan, kapalı ama tesettürsüz nesiller çıktı karşımıza…
Tüm önceliklerimiz değişti zamanla. Kapımıza gelen damat adaylarına Allah korkusu, namaz, ahlak gibi değerlerden önce maaş, sigorta, ev araba, sorar olduk. Sonunda evi ve arabası olan ama Allahtan korkmayan bir zalimin elinde tükenip gitmesini izledik kızlarımızın…
Namaz kılma oranının düşmesi, doların artması kadar gündem olmadı hayatımızda. Yurt dışına yapılan iş gezileri, yoğun bürokratik gündemler, İslami otellerin tatil rezervasyonları arasında kaybettik hayallerimizi, hedeflerimizi ve ideallerimizi…
AVM’lerimizdeki küçük mescidlerle, dizilerimizdeki başörtülü artistlerle, haremlik/selamlık havuzlarla, Kur’an ve Sünnete uygun, tarikat ehli devre mülklerle, tesettür defileleriyle yakalandığımız “vehn” hastalığına İslami kılıflar uydurabileceğimizi zannettik, ama olmadı…
Sonunda Efendimiz (s.a.s) bu nebevi uyarısına muhatap olmaktan kurtulamadık; “Diğer milletler, tıpkı sofraya yemek için üşüşen insanlar gibi sizin üzerinize üşüşecekler.” Bunun üzerine sahabiler şaşkınlıkla sorarlar: “Ya Rasûlullah, o gün sayımız çok mu az olacak?” Efendimiz (S.A.V.): “Hayır” der. “Bilakis, o gün sayınız çok olacak. Fakat siz bir akıntıyla sürüklenen çer-çöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu silecek, sizin kalbinize de “vehn” verecek.” Bunun üzerine sahabilerden biri sorar: “Vehn nedir ya Rasûlullah?” O da buyurdu ki: “Dünya sevgisi ve ölümü sevmemek, ondan nefret etmek.”
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Milli Gazete
https://t.co/SQC6qsT4Fy
Bırakalım da Bari Tuz Kokmasın!
İslami kimlikleriyle daha ahlaklı, daha adil ve daha merhametli bir toplum inşa etmek adına ortaya çıkan siyasetçiler, STK mensupları, cemaatler, dernekler, hocalar, ilim adamları, yazarlar, başkanlar, bürokratlar yani öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da bozulursa tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da sözlerinde durmazlarsa, randevularına dikkat etmezlerse, kendilerini arayanların telefonlarına dönmezlerse, borçlarını ödemezlerse, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirirlerse, küfürlü ve müstehcen konuşmaktan çekinmezlerse, gıybet etmeyi bir hayat tarzı haline getirirlerse o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da namazlarına dikkat etmezlerse, toplantı salonlarını, miting alanlarını, konferansları doldurdukları halde camileri boş bırakıp cemaati terk ederlerse, sabah namazlarına kalkmazlarsa, Allah’ın zikrini, istiğfarı ve günlük Kur’an okumayı önemsemezlerse, sünnet hassasiyetlerini kaybederlerse o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da helal gıda hassasiyetlerini kaybederlerse, evlerine haram katkılı gıda maddeleri ve haram lokma sokarlarsa, yolculukta, tatilde, kaldıkları otellerde, toplantılarda, uçaklarda, yurt dışı seyahatlerinde yediklerine ve içtiklerine dikkat etmezlerse, nereden alışveriş yaptıklarına önem vermezlerse, faize karşı ciddiyetlerini gevşetirlerse o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da kamu malı hassasiyetlerini kaybederlerse, lüks ve israfa düşerlerse, konformist bir dindarlığı benimserlerse, bilmem kaç asgari ücretlinin maaşını bir çantaya, bir ayakkabıya, bir elbiseye, bir yemeğe, bir serpme kahvaltıya, bir tatile harcarlarsa, bu yaptıklarını da elektrik parasını bile ödeyemeyen garibanın gözüne sokarlarsa, gösteriş budalası olurlarsa, elitleşip toplumdan koparlarsa o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da kul hakkı hassasiyetlerini kaybederlerse, görev yaptıkları derneğin, vakfın, dergahın, yardım kuruluşunun, partinin imkanlarını şahsi çıkarları için kullanırlarsa, kamuya veya ümmete ait arabaları, yakıtı ve imkanları kendileri ve aileleri için kullanırlarsa, derneklerde ve öğrenci yurtlarında yedikleri ve içtikleri hakkında acaba zekat mıdır, sadaka mıdır? diye hiç düşünmezlerse o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da temel İslami prensipleri ihlal ederlerse, Müslüman erkekler İslami faaliyetlerde kadın-erkek münasebetlerine dair ölçüleri aşarlarsa, İslami çalışma yapan kadın ve erkekler de ailelerini, evlerini, mahremlerini, özellerini tiktok ve instagrama servis ederlerse o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da eşlerine zulmederlerse, birbirlerine karşı saygısızca davranırlarsa, evlerini dizilere ve internete teslim ederlerse, ana-babalarına hürmet etmezlerse, kaynana ve kayınbabalarıyla küs kalırlarsa, akrabalarıyla ilişkilerini keserlerse, çocuklarını İslam’a göre yetiştirmezlerse, Müslümanca bir yuva kurma ideallerini kaybederlerse o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da birbirleriyle uğraşılarsa, hocalar tebliği bırakıp birbirine reddiye yaparlarsa, cemaatler daveti bırakıp birbirine düşerlerse, Müslüman bürokratlar birbirinin ayağını kaydırmaya, Müslüman siyasetçiler birbirini rezil etmeye çalışırlarsa, Müslüman gençler trolleşip kendi kardeşlerini linç etmeye heveslenirlerse ortada birlik, beraberlik ve kardeşlik adına hiçbir şey bırakmazlarsa o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da haksızlıklara, adaletsizliklere ve zulümlere sessiz kaırlarsa, yapılan yanlışlar karşısında vardır bir bildikleri derlerse, kendilerinden olanların ahlaksızlıklarını savunurlarsa, dünyevi kazanımlarını, mallarını ve makamlarını kaybetmemek için ahiret kazanımlarını heba ederlerse, bedel ödemekten, riske girmekten, linç edilmekten çekinip de susarlarsa o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da bağlantılarını ve yüksek makamlardaki tanıdıklarını kullanıp torpil yaparlarsa, iltimas geçerlerse, ihaleye fesat karıştırırlarsa, rüşvete göz yumarlarsa, ehliyet ve liyakate değil kendi partilerinden, kendi tarikatlerinden, kendi cemaatlerinden olanlara öncelik verirlerse o toplumda tuz da kokmuş demektir.
Unutmayalım! Eğer bir toplumda öncü ve örnek olma iddiasında olanlar da tüm bu hataları yapıyorsa yaptıkları İslami çalışmalar kendilerine bile etki etmiyor demektir…
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Milli Gazete
https://t.co/4RzKgMxo7L
Türk balası bilmelisin ki, millî ve dînî duyguların azalması demek, türklük şuurunun kaybolmaya başlaması demektir. Onun için düşmanını tanı ve mukaddeslerine sahip çık...
🗣️Ateist yazar Sevan Nişanyan:
Yarın Arap ülkeleri ile İsrail arasında bir savaş çıkarsa Türkiye'nin rolü Batı ülkeleri için hayati nitelikte olacak. Türkiye'de zaman zaman bir lağım gibi taşan Arap düşmanlığının hangi kaynaklardan beslendiğini buna göre değerlendirin.
+yaşama gayesi; düşünmeyen, fikri olmayan canlıların sevkitabiîsi ile muâdil, acıyı paylaşmakta asgari şartın insanlık olduğundan da bîhaber bu zümreye mâruz kalmaktan ikrah geldi artık.
Bir Yavuz lazım!
"Ben de Müslümanım" deyip Tevhid ile Hilâfet sancağını birbirinden ayırt edemeyecek kadar İslâm'a bigâne, Türklük şuurunun muhtevasından fersah fersah uzak ve Türkçülükleri kafatasçılıktan ibaret, kafatasçılığın da ne tarihini ne de menşeini bilmeyecek kadar câhil ++
Her şeyi devletten beklemeyin: Türkiye aleyhine çalışan ünlüleri boykot edin. Konserlerine gitmeyin, albümlerini almayın, onları ekrana çıkaran kanalları seyretmeyin. Zerre kadar vatan sevgisi olan bir insan bunlara para kazandırmaz...