🚨 Roy Keane on Argentina vs. Egypt:
“Once is a mistake. Twice, maybe. But when it keeps happening, you have to start asking questions. An Argentina player appeared to slap an Egypt player, and the referee ignored it. There was a foul in the penalty area—at least go and review it.
That’s what VAR is there for. If you’re only reviewing incidents for one team, then what’s the point? It felt like Argentina started the game with an advantage before a ball was even kicked, and that’s the referee. That’s not how football should work.”
🚨 ESCÁNDALO TRAS ESCÁNDALO 🚨
El Parlamento Europeo ha solicitado una INVESTIGACIÓN sobre el presidente de la FIFA, Gianni Infantino, en relación con su gestión.
La FIFA revisará las decisiones del árbitro Letexier en el partido Argentina vs Egipto para DECIDIR si lo SANCIONA o no.
EI FBI está investigando las actividades de la Asociación del Fútbol Argentino en Estados Unidos por presunto lavado de dinero y fraude.
QUÉ VERGÜENZA 🤢🤢🤢
Beaucoup de gens l'ignorent, mais le signe « X » (bras croisés) est le geste universel de la #FIFA pour signaler les injures racistes.
Lorsqu'un joueur, un entraîneur ou un membre du personnel d'une équipe effectue ce signal, il informe l'arbitre qu'un propos raciste a été tenu. Ce signal a pour but de déclencher le protocole antiracisme de la FIFA en trois étapes : d'abord, arrêter le match ; ensuite, le suspendre si les propos racistes persistent ; et enfin, interrompre définitivement le match si les propos racistes ne cessent pas.
Aujourd'hui, le sélectionneur égyptien Hossam Hassan a fait le geste du « X » depuis la ligne de touche dans un match très chaud et électrique entre les deux grandes nations 🇦🇷 et 🇪🇬
الفيديو حُذف من الفيفا الجبان ‼️
ولكن والله لو حذفوا حسابي، سأفتح غيره في نفس اليوم.
وسأعيد نشر هذا الفيديو، لأن ما يراه الناس لا تمحوه ضغطة زر بالحذف ..
ليبقى شاهدًا في ذاكرة الجماهير العربية على الظلم الذي تعرّض له منتخب مصر 🦅🇪🇬
جوزيه مورينيو يعلق على التحكيم في مباراة مصر والأرجنتين 🗣
التقدم 2-0 لا يكفي أبدًا، لأنك لا تحاول فقط التغلب على أحد عشر لاعبًا على أرض الملعب، بل تحاول التغلب على صافرة الحكم، وعلى تقنية الفيديو المساعد للحكم (VAR)، وعلى سيناريو البطولة بأكمله.
كان صلاح منفردًا بالمرمى، فأطلق الحكم صافرته معلنًا عن خطأ ضد مصر بسبب عدم تمكن باريديس من لمس الكرة. كاد كريستيان روميرو أن يكسر ساق محمد صلاح، وفجأة غفل الحكم عن الأمر. لم تُمنح أي بطاقة.
سجلت مصر هدفًا رائعًا، ثم أعادت تقنية الفيديو المساعد للحكم (VAR) اللقطة إلى الوراء بحثًا عن سبب لإلغائها. وبعد ذلك، في الدقيقة 93، ارتكبوا خطأً ضد صلاح داخل منطقة الجزاء، وهي ركلة جزاء واضحة كانت ستمنح مصر الفوز، لكنهم سمحوا باستمرار اللعب ليتمكن إنزو من تسجيل هدف الفوز.
لم تعد هذه كرة قدم، بل أصبحت فيلمًا، وقد حُسمت النهاية قبل حتى أن يخرج اللاعبون من الملعب.
Many people don’t know this, but the crossed-arms “X” signal is FIFA’s universal gesture for reporting racist abuse.
When a player, coach, or team official makes that signal, they’re informing the referee that racist abuse has occurred. It is meant to trigger FIFA’s three-step anti-racism protocol: first stop the match, then suspend it if the abuse continues, and ultimately abandon the match if it doesn’t stop.
Today, Egypt manager Hossam Hassan made the “X” gesture from the touchline. Instead of initiating the protocol, the referee booked Hassan with a yellow card and allowed play to continue.
The racist, dehumanising remarks against @KMbappe by Paraguayan Sen. Celeste Amarilla are despicable, regrettably not isolated.
States & sports organisations must prevent acts of racism & discrimination, and ensure independent and effective accountability. Social media must also prevent and address racial discrimination on their platforms.
https://t.co/TVawwmw3Qo
Le racisme est une tumeur de l’âme humaine, la bêtise transformée en haine.
Je prends acte de la dénonciation par les autorités paraguayennes des propos racistes d’une sénatrice à l’encontre de Kylian Mbappé.
Total soutien à notre capitaine et à notre équipe. Ils portent haut nos couleurs, celles de la France.
Opposez-vous à l'immigration, l'UE ouvrira une enquête contre vous.
L'UE vient de décider l'ouverture d'une enquête contre le parti Europe des Nations Souveraines pour « non-respect des valeurs de l'UE ».
Vous avez bien lu. Aucune irrégularité financière, aucun abus, aucune fraude. Juste une appréciation arbitraire sur des « valeurs européennes ». Parmi les faits reprochés : des propos d'Alice Weidel, présidente de l'AfD, sur le harcèlement d'enfants allemands dans des écoles où les élèves musulmans sont devenus majoritaires.
Une telle procédure est une première dans l'histoire de l'UE.
Pourtant, les dérives n'ont pas manqué au sein des autres partis. Mais aucune enquête contre European Left, le parti européen de Manon Aubry, qui compte Die Linke, dont des dirigeants ont collaboré avec la Stasi, le PTB belge, dont l'ancien président justifiait le goulag, et des députés qui défendent le Hamas.
Nous voilà dans le délit d'opinion : des opinions interdites, pourtant majoritaires en Europe, et une poignée de gens qui décident de ce que l'on a le droit de dire.
L'UE s'était construite en contre-modèle du bloc communiste. Elle en épouse aujourd'hui les pires méthodes.
Combattons ces dérives. Ils commencent par ENS. Demain, ce sera vous.
Çin bütün dünyayı Japonya'ya karşı uyardı. Bir hafta sonra füze fırlatan kendisi oldu.
Geçtiğimiz hafta Çin'den dünyaya bir uyarı yayınlandı.
"Japonya yeniden silahlanıyor, gözünüzü ondan ayırmayın."
Dün ise Çin donanmasına ait bir denizaltı, Pasifik'e nükleer başlık taşıyabilen kıtalararası bir füze fırlattı.
Uyaran ile fırlatan aynı ülke.
Bu çelişki bir dil sürçmesi değil. Asya'da dönmeye başlayan bir çarkın sesi.
Aynı çark daha önce bir kez döndü. 1914'te, Avrupa'da. Sonunu herkes biliyor.
Çarkı en başından kurayım.
Önce dünkü füzenin ne anlattığına bakalım.
Çin füzeyi karadan değil, denizaltıdan fırlattı. Bu detay her şeyin özü.
Karadaki füze siloları uydudan izlenir, yeri bilinir, savaşta ilk vurulacak hedeftir. Denizaltı ise okyanusta kaybolur. Kimse yerini bilemez.
Denizaltıdan atılan nükleer füzenin dünyaya verdiği mesaj tektir. Beni ilk vuruşta yok etsen bile, cevabım okyanusun dibinden gelir.
Çin buna rutin tatbikat dedi.
Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayvan saatler içinde tepki gösterdi. Çin'i savunan tek ülke Rusya oldu.
Peki Çin bu mesajı neden şimdi verdi?
Çünkü aylardır denediği her yol, istediğinin tersini üretti.
Geriye sarıp basamakları sayalım.
Birinci basamak sözdü.
Japonya Başbakanı olası bir Tayvan savaşında askeri seçeneği dile getirdiğinde Çin diplomatik kanalları kullandı. Protesto etti, uyardı.
Japonya geri adım atmadı.
İkinci basamak ekonomiydi.
Çin, modern sanayinin ve silah sistemlerinin vazgeçilmezi olan nadir element satışını kıstı.
Japonya yine durmadı.
Hindistan'la maden ve savunma anlaşmaları imzaladı, Grönland'a heyet yolladı, eski klimalardan metal çıkarmaya başladı.
Üçüncü basamak uyarının kendisiydi.
"İşbirliğiniz üçüncü bir tarafı hedef almasın."
Hedef artık sadece Japonya değil, kurmakta olduğu ittifaktı.
İttifak derinleşmeye devam etti.
Dördüncü basamak dün geldi.
Çin nükleer başlık taşıyabilen kıtalararası bir füze fırlattı.
Dört basamağı alt alta koyunca bir şey netleşiyor.
Her yeni basamak, bir öncekinin işe yaramadığının kabulü.
Söz yetseydi ekonomiye gerek kalmazdı. Ekonomi yetseydi füzeye gerek kalmazdı.
Baskı büyüdükçe sonuç değişti mi? Tam tersi.
Her hamle, Japonya'ya silahlanması için yeni bir gerekçe verdi.
Son füze ise beş başkenti saatler içinde aynı cümlede birleştirdi. Çin, dağıtmak istediği cepheyi kendi baskısıyla pekiştiriyor.
Şimdi madalyonun öbür yüzüne bakalım.
Çünkü bu hikayede Japonya da özgür iradesiyle hareket eden bir oyuncu değil.
Japonya'nın seksen yıllık silahsızlığı kendi tercihi değildi.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika onu silahsızlandırdı, anayasasını bizzat yazdırdı. O gömleği Japonya'ya Amerika giydirdi.
Bugün o gömleği çıkaran el de yine Amerika'nın eli.
Japonya'nın aldığı füzelerin çoğu Amerikan malı. Amerika, Çin'le doğrudan çarpışmayı göze alamadığı için dengeyi Japonya üzerinden kuruyor.
Üstelik bu niyet artık gizli bile değil.
Amerikan savunma ve istihbarat devi Palantir, Nisan ayında 22 maddelik bir manifesto yayınladı.
Maddelerden biri tam olarak bunu söylüyor: Almanya ile Japonya'ya savaş sonrası giydirilen gömlek artık çıkarılmalı.
Çin de bunu biliyor. "Japonya'ya dikkat edin" derken sözün asıl adresi Japonya değil.
İki büyük güç doğrudan çarpışmayı göze alamadığında, gerilim aralarında duran ülkenin üzerine biner.
Kore'de böyle oldu, Vietnam'da böyle oldu.
Fark şu ki bu kez ortada duran ülke, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri.
Tarih ilk kez bu kadar güçlü bir ülkenin bile o pozisyondan çıkamadığını gösteriyor.
Şimdi baştaki çarka dönelim.
1914 öncesinde İngiltere denizlerin hakimiydi. Almanya yükseliyordu ve donanma kurmaya başladı.
İngiltere bunu tehdit sayıp daha büyük gemiler yaptı. Almanya onu tehdit sayıp daha da büyüklerini yaptı.
Herkes savunma için silahlandı. Kimse savaş istemedi.
Ama korku silahlanmayı, silahlanma korkuyu büyüttü. Çark bir kez dönmeye başlayınca, onu masa başında durdurabilen çıkmadı. Küçük bir kıvılcım yetti.
Bugün Asya'da dönen çark aynı mantıkla işliyor.
Çin, Japonya'nın silahlanmasından rahatsız ve baskı yapıyor. Her baskı Japonya'nın silahlanmasını hızlandırıyor. Hızlanan silahlanma Çin'in baskısını büyütüyor.
İki taraf da kendini haklı görüyor. İki taraf da aynı çarkı çeviriyor.
Silahlanma yarışlarının en tehlikeli özelliği şu: çark, niyet sormaz. Herkes savunma yaptığına inanırken yarış kendi kendine tırmanır.
Uyaran ile fırlatanın aynı ülke olması işte bu yüzden önemli.
Çelişki gibi görünen şey, çarkın döndüğünün kanıtı.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.