Sorun doktora yapmak değil. Sorun, uzmanlık eğitimi almamış kişilere uzmanlık unvanı verilmesidir. Akademik derece ile uzmanlık statüsü aynı şey değildir.
#DoktoralıUzmanSayılamaz
Tıbbi biyokimya doktorası yapan tıp hekimine“5 yıllık TUS tıbbi biyokimya puanı ortalamasıyla uzmanlık verilmesi”mümkün değilse;
Diş hekimliğinde doktora yapanlara bu yolun açılması kabul edilemez.
Uzmanlık sistemi kişilere değil, mevzuata göre işler. #DoktoralıUzmanSayılamaz
Uzmanlık,standartları olan, tüm diş hekimlerinin eşit şartlarda girdiği ve tüm adaylara eşit şartlarda uygulanan UZMANLIK SINAVI sonucunda verilmelidir.
Aksinin tartışılması bile saçmadır.
#doktorayauzmanlıkrezaleti
madem 8 bin doktoralıya uzmanlık verecek kapasiteniz vardı, neden son sınavda dalga geçer gibi 860 kişilik kontenjan açtınız? #DoktorayaUzmanlıkRezaleti
Duyduğumuz kadarıyla “doğrudan uzmanlık verilmiyor, belli bir baraj getirilsin; eksik görülen klinik kısım da ADSM’lerde hasta baktırılarak tamamlansın” şeklinde bir öneri dile getiriliyor. Ancak bu öneri hukuken ve sistem mantığı bakımından sorunludur.
Çünkü uzmanlık yalnızca belirli bir puanı geçmiş olmak ya da belli sayıda hasta bakmış olmak değildir. Uzmanlık; merkezi sınav, kontenjan, tercih, yerleştirme, uzmanlık eğitimi, müfredat, rotasyon, eğitici gözetimi, ölçme-değerlendirme ve tescil süreçlerinin tamamından oluşan ayrı bir hukuki statüdür. Bu zincirin yalnızca bazı halkalarını sonradan ekleyerek, doktora eğitimini uzmanlık eğitimine eşdeğer saymak doğru değildir.
Örneğin “ortodonti için son beş yılın en düşük puan ortalaması baraj kabul edilsin” denildiğinde, aslında DUS’un yarışma ve sıralama niteliği göz ardı edilmiş olur. DUS yalnızca belirli bir puanı alanın hak kazandığı bir sınav değildir. Adaylar kontenjanlara, tercihlere, puan sıralamasına ve ilgili yılın koşullarına göre yerleşmektedir. Bu nedenle geçmiş yılların en düşük puan ortalamasını alıp bugüne genel bir baraj olarak uygulamak, sınavın mantığını değiştirmek anlamına gelir.
Ayrıca bu yaklaşım üniversiteler ve programlar arasındaki farkları da ortadan kaldırır. Normalde bazı üniversiteler çok yüksek başarı sıralamalarıyla öğrenci alırken, böyle bir baraj sistemiyle aynı alanın en düşük taban puanı üzerinden bütün doktora mezunlarına uzmanlık kapısı açılmış olur. Bu da dereceyle, yüksek puanla ve merkezi yerleştirmeyle uzmanlık kazanan meslektaşlar bakımından ciddi bir eşitlik sorunu doğurur.
ADSM’lerde hasta baktırılması önerisi de tek başına uzmanlık eğitimine eşdeğerlik sağlamaz. Hasta bakmak, uzmanlık eğitiminin yalnızca bir unsurudur. Uzmanlık eğitimi; belirli bir müfredat, eğitici denetimi, klinik sorumluluk, rotasyon, vaka çeşitliliği, ölçme-değerlendirme ve kurumsal eğitim programı içinde anlam kazanır. ADSM’de belirli süre hasta bakmış olmak, bu yapı kurulmadan uzmanlık eğitimi tamamlanmış gibi kabul edilemez.
Eğer gerçekten ADSM’lerde hasta bakacak bir ihtiyaç varsa, bu ayrı bir istihdam ve sağlık hizmeti planlaması meselesidir. Bu alanın öncelikle atanmayı bekleyen, işsiz olan veya mecburen uzak illeri tercih etmek zorunda kalan genç diş hekimleri bakımından değerlendirilmesi gerekir. Bir gruba uzmanlık eşdeğerliği sağlamak amacıyla ücretsiz veya sonradan tamamlatıcı hasta baktırma modeli oluşturmak, kamu hizmeti planlaması ve mesleki eşitlik açısından ayrıca tartışmalıdır.
Kaldı ki mevcut hukuk düzeninde uzmanlık unvanı, açık kanuni dayanak ve uzmanlık eğitimi sistemi dışında verilebilecek bir unvan değildir. 1219 sayılı Kanun, diş tabipliğinde uzmanlık unvanı için uzmanlık belgesini şart koşmakta; uzmanlık eğitimine girişin de merkezi sınav sistemiyle olacağını düzenlemektedir. Yönetmelik de DUS’un yarışma esasına dayalı olduğunu ve adayların ÖSYM tarafından programlara yerleştirileceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu nedenle “doktorayı yaptık, belli bir barajı kabul edin; eksik görülen klinik kısmı da ADSM’de hasta baktırarak tamamlayalım” yaklaşımı, mevcut uzmanlık rejimini dolanmak anlamına gelir. Uzmanlık sistemi sonradan parça parça tamamlanacak bir eşdeğerlik sistemi değil; baştan itibaren kanunla belirlenmiş, objektif, öngörülebilir ve herkes için aynı şekilde işleyen bir eğitim ve yerleştirme rejimidir.
Sonuç olarak itirazımız doktoraya ya da doktora yapan meslektaşlarımızın emeğine değildir. İtirazımız; doktora eğitiminin, sonradan belirlenen barajlar ve ADSM’de hasta baktırma gibi tamamlayıcı uygulamalarla uzmanlık eğitimine eşdeğer sayılmasına yöneliktir. Uzmanlık hakkı, ancak mevcut kanuni sistem içinde, merkezi sınav ve uzmanlık eğitimi süreçleri tamamlanarak kazanılmalıdır.
#DoktoralıUzmanSayılamaz
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Danışmanı Yasemin Kulak Özkan’a sesleniyoruz!
Uzman Diş hekimlerine ve Uzman adaylarına çektirdiğiniz bu zulüm nedir?
2012’den önceki Doktoralı Diş Hekimlerini uzman saydınız, tamam doğru.
Çünkü 2012’de DUS geldi. Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı.
DUS’tan sonra denildi ki artık sadece DUS kazananlar uzman olacak, doktora yapanlar değil.
Tamam bu da doğru.
Peki neden şimdi 2012’den sonra doktoraya başlayanlara şimdi uzmanlık veriyorsunuz?
Bu bir hata mı yoksa danışmanınızın çıkardığı yeni bir torpil mekanizması mı?
Danışmanınızın kocası Marmara’da Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı.
Oğlunu doktora programına alıyor. Bu birinci liyakatsizlik iddiası.
Oğlu uzman sayılsın diye DUS kadrosunu kapatıyor ve doktoralı oğlunu uzman yapmak istiyor . Bu da ikinci liyakatsizlik iddiası.
Koskoca Marmara Üniversitesi’nde nasıl olur da bir kişinin geleceği için DUS kadrosu kapandı.
Şimdi de binlerce diş hekimini mağdur etmeyi göze alarak yeni bir rezalete imza atmak istiyor.
2012’den sonraki doktoralıları uzman saymak istiyor. Bu, diş hekimliğini katletmektir.
Nasıl olur da haftada 1 gün eğitim alan, bir kısmı ücretli şekilde doktoraya başlayan doktora öğrencileri ile,
Haftada 5 gün 8-5 mesai yapan Türkiye’nin en zor 2. sınavını başarıyla geçen DUS öğrencilerini bir tutarsınız.
Binlerce uzman diş hekimi ve uzman diş hekimi adayı mağdur ediliyor!
Yasemin Kulak Özkan’ın bu saçma sapan projesinden vazgeçilmesini istiyoruz.
Düzenli olarak mağdur edilmek istenen Diş hekimlerinin hakkını verin!
@umitozdag@zaferpartisi@drmemisoglu@saglikbakanligi@profokumus_@SafaKapicioglu
#EmegeSaygıDUSaSaygı
Mezun sayısı ve sınava giren kişi sayısı artarken DUS’un yılda bire düşürülmesinin sebebi nedir? Hekimler tekrar sınavın yılda ikiye çıkarılmasını istiyorlar #dusyildaikikez@OSYMbaskanligi@saglikbakanligi
DUS’un yılda bire düşürülmesi, ÖSYM’nin sınav takvimi, kontenjanlar, tarihler, soru sayıları ve puanlama sistemi üzerinde sürekli değişiklik yapmasıyla birleşince artık bir belirsizlik döngüsüne dönüştü.
Ömür boyu meslek planlaması yapan insanların hayatını etkileyen bu sınavlarda, her yıl farklı bir uygulama görmek, adayları yanlış kararlar almaya itiyor ve gelecek kaygısını derinleştiriyor.
Sınava hazırlanan binlerce kişinin tek beklentisi istikrar ve öngörülebilirlik.
Lütfen artık bu karmaşaya son verin.
Adayların hayatlarını sarsan bu sürekli değişikliklerden vazgeçin ve sınav süreçlerini güven veren bir düzene oturtun.
@OSYMbaskanligi
Yılda iki kez yapılan ‘Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’, bu yıldan itibaren bir kez yapılacak.
Türk Diş Hekimleri Birliği:
“Bu uygulama on binlerce uzman diş hekimi adayının kariyer planlamalarını erteleyecektir. Bu uygulamadan bir an önce geri dönülmelidir."
İşinden ayrılanlar, ailesine hala yük olmaktan utananlar, belirsizlik yüzünden mental sağlığı bozulanlar…
Bunların hakkını nasıl ödeyeceksiniz?
Bu düzen adil değil.
#dus2026#nisandusuneredeosym@OSYMbaskanligi
2 yıl önce yaklaşık 4500 hekimin girdiği sınava bu yıl Ekim ayında yaklaşık 8550 hekim girdi. Buna rağmen 2026'da sınav sadece 1 kere yapılacak ve tahmini en az 11000 hekim katılacak. Bu durumda sınava hazırlanan binlerce diş hekimi mağdur olacak. Bunu kabul etmiyoruz. #dus2026
DUS’un yılda bire düşürülmesi genç diş hekimlerinin emeğini, planlamasını ve geleceğini yok saymaktır.
Uzmanlık yolunu uzatmak çözüm değil, nitelikli hekimi geciktirmektir.
DUS yılda iki kez yapılmalıdır, aksi her uygulama yalnızca kayıp yaratır.
#DUS2026#dusyılda2kezolsun