Kürt özgürlük hareketinin doğal bir neferiyim.
Beni bu mücadeleye bağlayan bir makam, parti kartı ya da kişiye bağlılık değil; halkımın özgürlük, eşitlik ve onurlu bir gelecek arayışıdır.
Bu yüzden Kürtlerin hakkına yönelen inkâra karşı sözümü sakınmam; aynı şekilde Kürt siyaseti içinde halkın iradesini daraltan yanlışları da susarak geçmem.
Eleştirim vazgeçişten değil, aidiyetten gelir. Çünkü benim için mesele kişileri ve yapıları korumak değil, Kürt halkının özgürlük yürüyüşünü büyütmektir.
Safım belli, sözüm özgürdür.
Bakınız ne buldum.
Televizyon programında konuşan kişi hukukçu ve yorumcu Afşin Hatipoğlu'dur.
Söylediği söz, yerden göğe kadar haklı değil mi.?
Buyurun ⤵️
Roj baş günaydın
Bu gece bu kursun resmen başlatılmış olması sevinci ile çok huzurlu uyudum.
Bu kurs dolayısı ile yakında yerinde bir tanıtım etkinliği yapacağız.
Kürtçe gönüllüleri, Kürtçe (hem Kurmanci hem Zazaki ) bilmeyenler veya az bilenler ile Kürtçenin dil haklarını isteyenler lütfen destek verin bu kursları ülkenin her tarafından açtıralım.
5 devlet üniversitemizin Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümlerinden mezun formasyonlu Kürtçe branş öğretmenleri kadrolu veya ücretli iş bulsunlar on binlerce yüz binlerce insanlarımız güzel Kürtçemizi öğrenerek mutlu olsunlar
@hez_kurd
Sayın Akın Gürlek;
Aşağıdaki açıklamayı bugün yaptınız.
"Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur".
Bu ifadelerde samimi olduğunuzu düşünmüyorum. Çünkü aksini bizzat yaşadım.
Yüz milyonlarca dolarlık şaibeli ve kayıt dışı para trafiği, Bakırköy CBS'nin düzenlediği İddianameye yansımış bir grubu sorguladığım için onların şikayeti ile iki defa gözaltına alındım ve yasal haklarım kısıtlandı.
Bırakın beş ay önce CİMER 'e ve SPK'ya konuyu iletmemi, 05-01-2026 tarihinde siz Başsavcı iken bizzat tüm belgeleri ile bu kirli yapıyı ve Ülkeye yaptıkları kötülükleri geniş bir dosya halinde bildirdim size. Yetmedi. Bakan olduğunuzda, haksızlığa uğrayanlara kapınızın açık olduğunu söylediğiniz için sonucunu çoğunlukla tahmin etsem de, Ülkeye çok zarar veren bu haksızlık ve hukuksuzlukları anlatmak için iki defa randevu talep ettim sizden. Buna da bir dönüş yapılmadı.
Bu şaibeli para trafiğinde yer alan ve hakkında da yakın tarihte Kara Para ve Kara Para Aklamadan iki defa İddianame düzenlenen kişiyi ve şirketi de açıklayacağım önümüzdeki hafta.
Adaletin terazisinden ve herkese eşit davranmasından bahsediyorsunuz ya şimdi size soruyorum;
Neden, bu ihbarım ile ilgili şuana kadar hiç bir işlem yapılmadı???
Neden, bu şaibeli yapı hakkında İDDİANAME düzenleyen Bakırköy CBS, onlara yöneltmesi gereken iddiaları, tam tersi, hem kamu hem de özelde 45 yıldır Ülkeye zararlı bu faaliyetlerle mücadele eden birine yöneltebildi, ardından da basına özellikle çarpıtılmış biçimde haber vererek ve masumiyet karinesi de pas pas gibi çiğnenerek hakkımda gözaltı kararı verebildiler??? Üstelik de sunduğum tüm kanıtlara rağmen bu yanlış kararlar da hala kaldırılmadı.
Ne yapılmak isteniyor, bunu tahmin edebilecek kadar tecrübeye sahibim. Doğrusu yapılıp delilden kişiye de gidilse, kişiden delile de ulaşılmak istense, bu iddialarla ilgili hayatımda toplu iğne başı kadar bir suç bulunamaz. Kendimi bunun için 22-23 Nisan tarihinde MASAK ve SPK'ya bizzat ihbar ettim (Baş. No: 2601973281 - 2601992786).
Lütfen takipçisi olun ve gerçekleri görün orada.
Aşağıda tarihini verdiğim dilekçemi de önce lütfen siz okuyun, sonra da Bakanlığınızda görevli tüm hukukçularınıza okutun. Kırıntı vicdan ve hukuk sahibi olan bir kişi bile aksini düşünmeyecektir.
Bu tedbirlerin kaldırılması için verdiğim 18 Mayıs tarihli ikinci dilekçemde yer alan, aşağıdaki cümlemi özellikle ve aynen veriyorum.
"Yüz milyonlarca dolarlık kayıt dışı ve şaibeli para trafiği olan, borsa da akıl almaz manipülatif işler yapan başka bir kirli yapı olsaydı; Bu Cumhuriyetin hiçbir Savcısının bana bu haksızlıkları yapabileceğini düşünmüyorum".
@RTErdogan@abakingurlek@eczozgurozel@dbdevletbahceli
Tayyip Erdoğan’ın siyasette önünü açan olay, Nurettin Sözen dönemindeki İSKİ Gn Md Ergün Göknel’in İSKİ için alınan Klor’u fahiş fiyatla alması skandalıydı.
Daha sonra Ergün Göknel’in İsviçre bankalarında 30.000 $ ve 670.000 Alman Markı olduğu ortaya çıktı
Bugünkü yolsuzluklarla kıyasladığımızda bildiğiniz çerez parası
Nasıl geldiğini unutan, dikkat etmezse, öyle de gider
İnsanlar nasıl mı zengin olur?
Aşağıdaki küçük bir örnek. Diyarbakır'ın onlarca çözüm bekleyen sorunu varken, ne yapılmış iller bankasından kredi çekilerek, ana su boru hattının güzergahı değişmiş. Peki değişen eski yere ne olmuş? Yapı için ruhsat alamayacakken. Birden büyük bir servetin sahibi olmuş.
Ama bu incelik gecekondu mahallerine dönüşümü için kolay girmez. Girse yıllarca içinden çıkmaz.
Diyarbakır'ın sermaye yapısı işte böyle, üretimden değil,
Bugün Diyarbakır'ın değerli sermaye sahiplerine çok şey yazdım.
Bunu da yorumsuz bırakıyorum.
Yargı süreci sonrası iddialar doğrulanırsa.
Bazıları kendine kaçacak delik arasın.
Hepsinin içinden geçeceğim.
Bugün kaçtınız, peki yarın?
Tarihin en büyük dolandırıcılığının peşini bırakmayacağız.
Yapanın da, yaptıranın da, göz yumanın da yanına kâr kalmayacak.
Hesap soracağız.
Çalınan her kuruş sahibine iade edilecek.
(Lütfen alıntılarda sıralı 3 videoyu izleyiniz. Özellikle Sn. @sadullahkisacik konuşmasını)
Tera yatırım borsaya açılmak isteyince SPK üyeleri Mutalip Ünalve�Ali Akay fonun yapısının zayıf olduğu ve borsaya açılmaya müsait olmadığı yönünde görüş bildiriyorlar. İmza atmıyorlar. Sonuç ne oluyor? Mutalip Ünal ve Ali Akay 30 Ekim 2022 tarihinde görevden alınıyorlar. Peki Tera ne zaman borsaya açılıyor? 2 ay sonra yani 2022 yılının aralık ayında borsaya açılıyor. Hem de ne açılma... Sanki okyanusa açılmış gibi yüzdükçe yüzüyor, büyüdükçe büyüyor, öyle bir hale geliyor ki, Koçları, Sabancıları bile geçiyor. Sonuç? Türkiye’nin başına 20 milyar dolara mal olan bir soyguna imza atıyorlar.
AKP Genel Başkan Yardımcısı fondan elde ettiği parayı “Gönüllük Esasına” göre iade etmişmiş ! Hayır “Suçüstü Yakalanma” esasına göre iade etmek zorunda kaldı !
Size daha bomba bir şey söyleyeyim: Hazine Bakanlığı, Fon vurgununa karıştığı iddia edilen kişilerin önceki hesap hareketlerini incelesin. Orada ortaya çıkacak rakamlar, ülke ekonomisine nefes aldıracak büyüklükte olabilir….
Asrın borsa vurgununda öyle farklı kesimler, öyle farklı çıkarlar aynı noktada buluşmuş ki, bugün bu düğümü çözmek gerçekten iki ucu da boklu değnek.
Allah, bu işin üzerine gidip gerçeği ortaya çıkarmaya ve çözmeye çalışanların yardımcısı olsun.
Fakat asıl büyük tehlike bundan sonra.
Bu borsa vurgununun ekonomide yaratacağı gerçek tahribatı önümüzdeki birkaç ay içinde çok daha ağır hissedeceğiz. Bugün gördüklerimiz, yaşanacakların sadece fragmanı olabilir.
Hadi Bey, “dededen kalmış” deyince gazetecinin soruları bitmez, başlar.
Madem anlattığınız ölçüde bir aile serveti vardı, Fatma Betül Sayan Kaya’nın yurt dışı eğitimi neden İBB iştiraki İSBAK’ın kaynaklarıyla karşılandı? Burs hangi ölçütlerle verildi, karşılığındaki yükümlülükler yerine getirildi mi? Miras sonradan geldiyse hangi tarihte geldi?
Hangi taşınmaz, hangi miras payı, hangi satış? Kime, ne zaman, kaça satıldı? Satış bedelinin yatırım hesabına girdiğini gösteren kayıt nerede? Mirasla mal bildirimleri ve yatırım tarihleri birbirini doğruluyor mu? Bu belgelerden herhangi birini gördünüz mü, yoksa telefonda anlatılanı halka güvence diye mi sunuyorsunuz?
Üstelik başlangıç parasının kaynağını açıklamak, borsa işlemlerine ilişkin iddiaları kendiliğinden cevaplamaz. Alım satımların zamanlamasını, ileri sürülen kazançların nasıl oluştuğunu da sordunuz mu?
Bunları sormadan bir siyasetçinin savunmasını yayımlayıp adına gazetecilik diyemezsiniz. Aynı açıklamayı muhalif biri yapsaydı tapuyu, dekontu, tarihleri istemeyecek miydiniz?
Gazeteciliğin itibarı, güçlü insanların telefonuna ulaşmakla değil, o telefon açıldığında sorulması gereken soruyu sorabilmekle kazanılır. Siz görüştüğünüz kişinin ne kadar üzüldüğünü anlatıyorsunuz; kamuoyu ise paranın nereden geldiğini ve işlemlerin nasıl yapıldığını soruyor.
Doğubayazıt’tan bildiriyorum!
Eskiler “oğluna sünnetinde takılan altınlarmış” derlerdi, bağlı oldukları siyasileri savunmak için, çünkü onun kaydı kuydu olmazdı.
Şimdilerde “akıl cicoz, fikir marangoz!” ya da pervasız olmak prim yapıyor. Dededen kalan miras “gerçeği” tapu kayıtları ile bir günde çöp olur. Ayrıca milletvekili/bakan olurken verdiği mal beyanı belgesi ile de anında ortaya çıkar.
Üç yıl (1987-90) Doğubayazıt Tapulama ve Asliye Hukuk hakimiydim. Neredeyse tüm tapular elimden geçmiştir diyebilirim:
1- Doğubayazıt’da değerli tarım toprağı ve çiftlikler yoktur. Tarımsal faaliyet çok para ve zenginlik getiren iş değildir.
2- Aşiretler vardır ama güney doğu gibi büyük toprak sahibi ağalar yoktur. İddia edildiği gibi ilçenin neredeyse tamamını bırakın herhangi bir köyünün bile tamamı bir kişiye ait değildir. Araziler genelde küçük yüzölçümlüdür tapu sahipleri çok sayıdadır.
3- Fatma BSK’nın anne dedesi Doğubayazıtlıymış. Kız evlatlara o dönemde miras ve tapu verilmezdi(şimdi nasıl bilmiyorum).
4- Söz konusu dede için zaten aşiret reisi/toprak ağası denmiyor. Eşraftan bir kişi deniyor. Sınır ticareti ve kaçakçılık döneminde ilçe şartlarına göre esnaflıktan para kazanan aileler olsa da bunlar ülke şartlarında zengin insanlar değildi.
Sözün özü: Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, Fatma BSK’nın tek bir hisseye yatırdığı 163 milyon TL gibi çok büyük bir servetin kaynağı Doğubayazıtlı anne dedesi olamaz.
Olayın sadece FON kısmına takılı kalırken bir başka rezilliği ıskaladık!
Hani şu yaptığı hacizlerle milletin donuna kadar isteyen, bırakın aileyi neredeyse komşulara kadar arayıp rahatsız eden milyonlarca aileye huzuru haram eden Varlık şirketleri vardı ya; devraldıkları borçları tahsil için mafyavari yollara başvurup tehditler savuran!
Hah işte o varlık şirketlerinden biri Adil Varlık, AK Parti Siyasi İşler Başkanı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın şirketiymiş.
Kamu bankaları dahil bir çok kurumun borçlarını devralıp vatandaşın gırtlağına çökecekseniz siyasette ne işiniz var?
Baba vatandaştan oy isterken oğlu da gırtlağına çökmüş resmen!
Bu kadar iddia ve delile rağmen Milletvekili olmayan hanımefendinin dokunulmazlığı olmadığı halde kimse dokunamıyor !
Ama Türkiye Hukuk Devletidir….
Ya muhalif olsaydı….
Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok, AK Parti yöneticileri Fatma Betül Sayan Kaya ve Hayati Yazıcı'yı sert sözlerle eleştirdi:
• Ulusal tehdit, aile boyu refaha ermiş Fatma Betül Sayan Kaya'nın hiç mi umurunda değil? Hâlâ milyonlarına milyonlar katmanın derdinde.
• Gazetecileri arayıp 'ailecek ağlıyoruz' diyeceğine önce bunun cevabını versin.
• Hayati Yazıcı'nın oğlunun şirketi, bankaların vatandaştan tahsil edemediği borçları toplayan bir varlık yönetim şirketi.
• Rahmetli Alev Alatlı'nın 'Bir işin legal olması ahlaki olduğunu göstermez' sözünü hatırlar mısınız?
• Dar gelirli vatandaş sıkıntıdayken bankaların tahsildarlığına soyunmak iktidar üyesi bir siyasetçinin ailesine yakışır mı?
Deniz Zeyrek, Fatma Betül Sayan Kaya hakkında:
"Eğer ifadesi alınırsa ya da mahkemelik olursa her şeyi anlatacağını söylüyormuş. Bu bence biraz da üstü örtülü bir tehdit içeriyor.
'Beni buraya kim soktu? Buraya kim yönlendirdi? Bu işte başka kimler var? İfademi alırlarsa hepsini anlatırım' diyormuş.
Şu anda başları yananlar, kendilerini saklayanlara karşı acayip öfke biriktirmiş. Fatma Betül Sayan Kaya da dahil. 'Ben yandım, sizi de yakarım' havasına girmiş."