Bence bu dönemin ve belki de her dönemin büyük sorunlarından biri şu: anlama işini sadece zihne havale ederek kalbin iştirak etmediği bir anlam aramak.
duygusallık zayıflık değil, saf enerji. ama herkes o saflığı kaldıramaz. bu yüzden duygusallığını herkese göstermek değil, hak edene saklamak bir korunma değil, bir bilgeliktir. çünkü herkes seni anlayabilir ama herkes seni taşıyamaz. duygularınla oynayan biri, aslında kendi boşluğunu doldurmaya çalışıyordur. ama sen duygularını paylaşırken kendini eksiltmiyorsan - işte orada güç başlar.
duygusallık bir armağandır. ama her armağan gibi, kime verdiğin fark yaratır
büyümek ne zormuş, aniden biten arkadaşlıklar, ilişkiler, yanlış yerlere verilen fazla değerlerin yükleri, hayal kırıklıkları, düşüşler, sorumluluklar. insan olmak kolay değil, yaşamak kolay değil. bunca zorlukta güzel kalabilenler aslında kolay bir şey yapmıyorlar. tebrikler
Almanya’da Z kuşağının kullandığı jargona ‘Dilara’ kelimesi girdi.
• Anlamı, ‘Zenginlerden ve pahalı arabalardan etkilenen kız.’
• “O tam bir Dilara, yeter ki adamın pahalı bir arabası olsun. Onu nargile bara götürsün.” (Nur Mar)