2012 yılında bir şey oldu ve ondan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Sadece bir ülkede ya da bir kıtada değil, bütün dünyada bu değişim yaşandı! Ve bu değişim en çok çocukları vurdu... Tüm araştırmalar, 2012 yılından sonra çocukların zihinsel sağlığında büyük bir düşüş yaşandığını gösteriyor. Rakamlarla konuşalım:
Çocuklarda depresyon oranı %134 arttı!
Kaygı bozuklukları %106 arttı!
16 yaşından küçük kız çocuklarında intih*r oranı %0.7’lerden %22’ye, erkek çocuklarında %12’ye yükseldi.
Akran zorbalığı tavan yaptı.
Artık çocuklar sadece kendilerine değil başka çocuklara da zarar veriyor!
CDC verilerine göre her 5 çocuktan biri majör depresyonla mücadele ediyor.
Her 2 çocuktan biri cinsiyet algılarında bozukluk yaşıyor. Psikyatrik ilaç kullanma yaşı 5’e düştü!
Ve neredeyse bütün çocuklar kaygı, öz güven, öz benlik, öz saygı, sosyal beceri eksikliği ve problem çözme becerilerinde eksilme problemleri yaşıyor.
Ve bu sadece bir tek ülkede yaşanmıyor. Bütün dünyada ve aynı anda!
Peki, 2012’de ne oldu da başımıza bunlar geldi? Çok basit! 2012 çocukların kendi akıllı telefonlarına sahip olmasının yaygınlaşmaya başladığı yıldı. Aynı zamanda mobil verinin de ev interneti gibi herkesin telefonuna geldiği yıllar...
Eh, çocuklarda akıllı telefon var, mobil veri de var! Geriye içerik üreticilerinin çocuklarımızın zihinlerini sakatlaması kaldı. Onu da çözdüler: Facebook, Instagram, Snapchat, TikTok, çevrimiçi oyunlar ve video yayın platformları. Hepsinin pörtlediği zamanlar...
Sonra büyük yalnızlık başladı! Çocuklar sokağa çıkmaz oldu, hem evde hem okulda, çevrelerinde birileri olsa da yapayalnız hale geldiler! Artık onlara J. Haidt’in tanımıyla ekran odaklı çocuklar ya da “kaygı kuşağı” denmeye başlandı.
Çocuklar problem çözme becerilerini, müdahalesiz oyunla geliştirirler. Müdahalesiz oyun da sadece sokakta olur. Ama onlar artık sokakta oynamıyorlar. Ergenler, yaşıtlarıya bir araya gelip sosyalleştiklerinde öz güven geliştirirler. Ama onlar artık gerçek hayatta bir araya gelmiyorlar!
Ardından uyku bozuklukları çocuklarımızın mis kokulu uykularını çaldı. Her gün ekranda 2 saat geçiren bir çocuğun günde 1 saat az uyuduğunu biliyor muydunuz? 1 saat sana az gelmesin. 6 yıl 1 saat az uyuyan çocuk, zihinsel olarak 1 yıl geriliyor!
Zihinsel gerilik deyince ���zekâ geriliği” anladın değil mi? Ah, sen yok musun? Her şeyin zekâ olduğuna inanıvermişsin.
Az önce söyledim ya, çocuk arkadaşıyla çatışma yaşamayı bilmiyor, ayakkabısı ıslansa çözüm üretemiyor. En son ne zaman arkadaşıyla sesli görüştü?
Üşenme lütfen, şimdi çık ve çocuk parklarına, basket sahalarına bir bak! Kaç çocuk göreceksin bakalım? Korku filmi gibi değil mi? Ne o! İçinizi mi kararttım. Lütfen kararsın. Daha da karartırdım da bugün insaflı yanıma denk geldiniz...
Ben olsam, bu yazıyı iki kopya bastırır, birini kendi alnıma diğerini de bir tane “hangi devirde yaşıyoruz” bulur, onun alnına yapıştırırdım.
Anne ve babası, oğullarını her yıl yaz tatilinde büyükannesinin yanına gönderir; ona trende eşlik eder ve ertesi gün aynı trenle evlerine dönerlerdi.
Çocuk biraz büyüdüğünde:
— Artık büyüdüm. Bu yıl büyükannemin yanına tek başıma gitmeyi denesem? dedi.
Kısa bir tartışmanın ardından anne ve babası bunu kabul etti.
İstasyonda, onu el sallayarak uğurlarken, vagonun penceresinden son tembihlerini bir kez daha sıraladılar.
Çocuk:
— Evet, biliyorum, biliyorum... Yüzlerce kez söylediniz. Tamam! dedi.
Tren hareket etmek üzereyken babası:
— Oğlum, olur da kendini rahatsız, yalnız ya da korkmuş hissedersen, bu senin için, dedi ve cebine küçük bir not bıraktı.
Çocuk, bunun sadece bir kâğıt parçası olduğunu düşünerek pek önemsemedi.
Tek başına çıktığı yolculuk başlamıştı.
Etrafında yabancı insanlar vardı. Kimileri birbirleriyle itişip bağrışıyor, kimileri yüksek sesle gülüyor, kompartımana sürekli insanlar girip çıkıyordu.
Bir süre sonra kondüktör geldi ve biletine baktı.
— Yalnız yolculuk yapıyorsun, öyle mi? diye sordu.
Bir yolcu ona acıyarak baktı, bir başkası ise sert ve sorgulayan gözlerle süzdü. Aralarında fısıldaşmaya başladılar.
Çocuk bir anda kendini huzursuz hissetti. Her bakış, içindeki tedirginliği biraz daha artırıyordu.
Başını öne eğdi, koltuğun köşesine büzüştü ve dışarıyı yalnızlığın verdiği hüzünle izlemeye başladı. Anne ve babasını arayan gözleri dolmuştu.
Tam o sırada, babasının cebine koyduğu ve önemsemediği not aklına geldi.
Notu çıkarıp açtı.
Kâğıtta şu satırlar yazıyordu:
“Oğlum,
Biz son vagondayız.
Uzaklarda da olsak, gücümüz ve ömrümüz yettiği sürece, her zaman son vagondayız.”
Anne ve babalar, çocuklarının hayat yolculuğunda her zaman yanlarında yürüyemezler. Ancak sevgileri, destekleri ve duaları, görünmeseler bile daima onların arkasındadır.
Çünkü gerçek sevgi, gerektiğinde geride durup güven vermeyi bilmektir.
Ve çocuk ne kadar büyürse büyüsün, anne-babasının yüreği hep onun bulunduğu trenin son vagonunda kalır.
Aynı ruh, aynı Türkiye. 🇹🇷
Biri vatanı korur, biri bayrağı zirveye taşır.
Vatan nöbetindeki Mehmetçiklerimizden, Milletler Ligi Şampiyonu olarak Ay Yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran Filenin Sultanlarına mesaj var:
2026 FIVB Milletler Ligi Şampiyonluğunuz kutlu olsun! 🇹🇷
#FileninSultanları
#MillîSavunmaBakanlığı
Bir psikolog bana şu tavsiyeyi vermişti;
"Sen sadece alt soyundan sorumlusun, üst soyunun sorumluluğu sana ait değil."
Hayatımda duyduğum en iyi tavsiyelerdendi.
Bu videoda eşi tarafından şiddete uğradığını gördüğünüz kişinin ismi “Derin Deniz”. Kendisi 2,5 yıldır eşi tarafından düzenli olarak dövülüyor. Hamileliği boyunca dahi bu şiddet devam ediyor. Küçücük kız çocuğu, babası annesini döverken kanlı ellerine ve yüzlerine şahit oluyor…Ankara'da yaşayan Derin'in tek isteği sesini duyurabilmek..El birliğiyle, Derin hayattayken hep birlikte sesi olalım, kardeşimizi yalnız bırakmayalım.
🔵 #ARŞİV | Waren Buffet:
▪️"Size bir araba versem ve bu, ömrünüz boyunca sahip olacağınız tek araba olsa, ona inanamayacağınız kadar iyi bakardınız."
▪️"Herhangi bir çizik olsa anında tamir ettirirdiniz. Kullanım kılavuzunu okurdunuz. Garajda tutar, her şeyi yapardınız."
▪️"Bu dünyada size verilen tek bir zihin ve tek bir beden var. Buna 50 yaşında bakmaya başlayamazsınız. O zamana kadar hiçbir şey yapmadıysanız, çoktan pas tutmuş olursunuz."
Görünüşte lüks gibi olmayan ama aslında lüks olan şeyler:
1. Annenizin hayatta olması
2. Sıcak duş almak
3. İyi sağlık
4. Zihinsel, duygusal ve ruhsal huzur
5. Ilık günler. Ne çok soğuk, ne çok sıcak
6. İşe 10 dakika mesafede yaşamak
7. Spor salonuna 5 dakika mesafede yaşamak
8. Sessiz komşulara sahip olmak
9. Ay sonunda paranızın kalması ve bunu yatırım yapmak
10. Evde huzur
11. Acele etmeden kahve içmek
12. Rahat bir vicdanla uyumak
13. Sizi gerçekten anlayan insanlarla gülmek
14. Her yıl seyahat etmek
15. Alarm olmadan doğal olarak uyanmak
16. Sevdiklerinizle ev yapımı bir yemeğin tadını çıkarmak
17. Bir oturuşta kitap okuyacak zamanınızın olması
18. Basit günlük rutinlerde neşe bulmak
19. Kapıda sizi mutlu bir şekilde karşılayan bir evcil hayvanınızın olması
20. İyi yemek
21. Sabah kahvesinin tadını çıkarmak
22. İyi bir gece uykusu
23. Temiz hava solumak
24. Yükümlülükler olmadan kendinize zaman ayırmak
Gerçek zenginlik, basit günlük neşelerdir.
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Keskin'e göre sizi insanların %95'inden daha sağlıklı yapacak 10 madde:
1. Erken uyuyup erken uyanmak
2. Soğuk duş almak
3. Şekeri tamamen hayatınızdan çıkarmak
4. Topraklanmak, toprağa yeşile temas etmek
5. Uzun yürüyüş yapmak
6. Ağırlık kaldırmak, direnç egzersizleri yapmak
7. Ekran süresini kısıtlamak
8. Aralıklı oruç tutmak, açlık penceresini minimum 14 saatte tutmak
9. Güneşlenmek
10. Ekmeği azaltmak, gerekirse hayatımızdan çıkarmak
Narsistle yaşayan insan neden sürekli yorulur biliyor musunuz?
Çünkü narsist biri ruhunuzu yavaş yavaş, sinsice tüketir.
Bugün sizi göklere çıkarır, yarın hiç değer vermemiş gibi davranır. Bir süre sonra neye üzüldüğünüzü unutur, sürekli kendinizi açıklama telaşına düşersiniz.
Onlar için senaryo hiç değişmez:
• Sürekli haklıdır.
• Sürekli mağdurdur.
• Süçlu her zaman sizsinizdir.
Siz kendinizi düzeltmeye çalıştıkça, o mutlaka yeni bir kusur bulur. Günün sonunda ise acı gerçeği fark edersiniz:
Sorun sizin yetersiz olmanız değil; ne yaparsanız yapın, ona asla yetemeyeceğinizdir.
Herkesin davranışlarını “Aman sinirlenmesin” diyerek, öfkeli ve asabi babanın duygu durumuna göre ayarladığı bir ev. Sonrasında büyüyen ve herkese uyumlanmaya çalışan, çatışmadan kaçan, sınır koyamayan, kendini hep geri plana atan ve değersiz hisseden yetişkinler.
Bir çocuk, ebeveynlerine olan güvenini şu şekillerde kaybeder:
- Samimi bir soru sorar. Cevap verilmez.
- Bir şeyden heyecanlanır. Alay konusu olur.
- Eve bir sorunla gelir. Dinlenmek yerine azarlanır.
- Ağlar. Abartılı davranmayı bırakması söylenir.
- Bir şeyde başarısız olur. Başkalarıyla karşılaştırılır.
- Bir şeyde başarılı olur. Ebeveynler neredeyse hiç ilgi göstermez.
- Konuşmaya çalışır. Ebeveyn telefondadır.
- Evin dürüst olmak için güvenli bir yer olmadığını öğrenir.
- Bir şeyler saklamaya başlar.
- Kaliteli zaman yok. Sadece düzeltmeler.
- Koşulsuz "Seninle gurur duyuyorum" yok.
- Belirli bir gündem olmadan dinleme yok.
- Ebeveyn hata yaptığında özür dileme yok.
- Çocuğun gerçekte kim olduğu konusunda merak yok.
- Çocuk duygusal olarak gelişir.
- Büyür. Mümkün olan en kısa sürede evden ayrılırlar.
- Sevgiden değil, zorunluluktan dolayı evlerini ararlar.
- Kan bağıyla akraba olsalar bile birbirlerine yabancılaşırlar.
Size gerçekten güvenen bir çocuk yetiştirmek için şunları yapın:
- Konuşurken telefonunuzu bırakın ve gözlerinin içine bakın.
- Cevaplarını yargılamadan dünyaları hakkında sorular sorun.
- Yanlış yaptığınızda özür dileyin. Her şeyi izliyorlar.
- Sadece başarılarını değil, kim olduklarını da kutlayın.
- Evlerini bildikleri en güvenli yer haline getirin.
- Cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin.
- Küçük anlarda yanlarında olun. Çünkü bunlar büyük anlardır.
- Hak etmelerine gerek kalmadan onları sevdiğinizi söyleyin.
- Kaçtıkları kişi değil, koşarak geldikleri kişi olun.
Evlada küsülmez, evlatla dertleşilmez. Evlat, çevreye kötülenmez. Evladın sırrı açık edilmez. Evlat, sizin dert ortağınız veya psikoloğunuz değildir. Anne babaya, baba anneye kötülenmez. Evlada travmalar ve kötü bir geçmiş anlatılmaz. Evladınızı rahat bırakın.
Bir çocuk anne babasını dinlemiyorsa, bu her zaman onun “saygısız” olduğunu göstermez.
Çoğu zaman söz dinlemiyor olmak, ebeveyn-çocuk arasındaki “bağın zayıfladığının”, ilişkinin “sıradanlaştığının” işaretidir.
Çocuğunuz sizi dinlemiyorsa; ona kızmak, tehdit etmek ya da küsüp bırakmak yerine duygularınıza yenik düşmeyin. Ona iyi davranın. Duygularını görün, beklentilerini fark edin.
Sağlıklı disiplin, kızarak değil; güvenli bir ilişki içinde rehberlik etmektir.
🟤 Üniversite araştırmalarına göre mutlu insanların ortak özellikleri:
▪️Kaliteli arkadaşlıklar ve aile ilişkileri, mutluluğun en güçlü belirleyicilerinden biridir. (Harvard University)
▪️Para, temel ihtiyaçları karşıladıktan sonra mutluluğu sınırlı ölçüde artırır. (Princeton University)
▪️Yalnızlık, mutluluk ve sağlık üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturabilir. (Harvard University)
▪️Düzenli egzersiz yapan kişiler ortalamada daha mutlu hisseder. (Harvard Medical School)
▪️Başkalarına yardım etmek ve gönüllü faaliyetlerde bulunmak mutluluğu artırır. (Harvard University)
▪️Anlamlı bir amaç için çalışan insanlar daha yüksek yaşam memnuniyetine sahiptir. (Stanford University)
▪️Yeterli ve kaliteli uyku, ruh halini doğrudan etkiler. (University of California, Berkeley)
▪️Şükretmek ve olumlu şeylere odaklanmak mutluluk seviyesini yükseltebilir. (University of California, Davis)
▪️Doğada vakit geçirmek stres seviyesini düşürüp mutluluğu artırabilir. (University of Exeter)
▪️Deneyimlere harcanan para, eşyalara harcanan paradan daha fazla mutluluk sağlar. (Cornell University)
🚨VEJA: Mulher viraliza ao mostrar os
cuidados do marido com ela durante o pós-parto:
"Um dia você estará no pós-parto, e realmente fará diferença com quem você se casou”