Kimseye iyilik borcum yok, melek gibi olmam gerekmiyor, kimseye güzellik borcum yok, güvende olmak için yanımda kimseye ihtiyacım yok, benden uzak durman için hayatımda biri olmasına gerek yok, birinin annesi, bacısı, çok sevdiği kızı olmak zorunda değilim, yaşama sevinciyle dolu
🔴 Hayvanseverlerin Vicdanı Açık Çek Değildir
Sokakta yaralı bir kedi ya da köpek gören insanlar çoğu zaman düşünmeden onu kucağına alıp veterinere götürüyor. Çünkü karşılarında bir fiyat hesabı değil, kurtarılması gereken bir can görüyorlar. Bu vicdan ve hayvan sevgisi, tedavide yüksek fiyatların gerekçesi haline gelmemeli.
İstanbul Veteriner Hekimler Odası’nın 2026 Alt Sınır Ücret Tarifesi’nde genel muayene 2.000 TL, acil durum muayenesi 2.700 TL, çalışma saatleri dışındaki muayene ise 4.000 TL olarak yer alıyor. Üstelik bunlar üst sınır değil; Oda, veteriner hekimlerin hizmetin kapsamı ve kendi mesleki takdirleri doğrultusunda tarifenin üzerinde ücret belirleyebileceğini açıkça belirtiyor.
Laboratuvar işlemlerinde de kan alımı 1.000 TL, hemogram 2.000 TL, bazı testler ise çok daha yüksek tutarlara ulaşabiliyor. Ayrıca gerekli işlemlerde malzeme ve ilaç bedellerinin ayrıca eklenebileceği belirtiliyor.
Asıl tartışılması gereken noktalardan biri de ilaç ve ürün fiyatları. Aynı ürünün internetteki satış fiyatıyla bazı veteriner kliniklerinde hayvan sahibinden talep edilen bedel arasında ciddi farklar oluşabiliyor. Burada veteriner hekimin emeğini değil, bu fiyat farklarının nedenini ve fiyatlandırmanın ne kadar şeffaf olduğunu sorguluyoruz.
Veteriner hekim elbette emeğinin karşılığını almalı. Kliniğin personeli, cihazı, kirası ve işletme giderleri de var. Ancak bunun karşısında hayvanını tedavi ettirmeye çalışan veya sokakta bulduğu yaralı bir hayvanı kendi cebinden veterinere yetiştiren insanlar bulunuyor.
Hayvan sevgisi sınırsız olabilir ama insanların maddi imkânları sınırsız değil.
İstanbul Veteriner Hekimler Odası başta olmak üzere meslek kuruluşlarının yalnızca hekimlik emeğini koruyan alt sınırları değil, hayvan sahibini aşırı ve açıklanamayan fiyat farklılıklarına karşı koruyacak şeffaflığı da tartışması gerekiyor. Testin, işlemin, ilacın ve hekimlik hizmetinin bedeli ayrı ayrı ve anlaşılır biçimde ortaya konulmalı.
4 Ekim’de hayvanları korumaktan söz ediyorsak, onların tedaviye ulaşabilmesini de konuşmak zorundayız.
Hayvanseverlerin vicdanı bir açık çek değildir.
@smacvur Küba voleybolundaki gerileme, sistemin spora yatırım yapmamasından degil; küresel kapitalist spor pazarı ve amansız ekonomik ambargolar karşısında yetişen insan kaynağını elde tutmanın ve finanse etmenin zorlugundan kaynaklanmakta
Sevda Türküsev:
◽️Soralım Hayko Cepkin'e: Bu topluma faydalı ne yaptın sen? Sahneyi bir gece kulübüne çevirip, bir direk dikip, orada bir kadına direk dansı yaptıran ve sahnede giydiğin kıyafetlerle, korkunç makyajınla, korkunç hallerinle ve kafanla bu ülkenin ne gazetecisine ne de bir insanına insanlık dersi verecek en son kişi dahi olamazsın sen Hayko Cepkin.
◽️Sen önce git, ağzından çıkan o pis kelimeleri... Yani kendini düzelt, hadsiz. Zaten konuşmanla kaliteni ve seviyeni gösteriyorsun.
◽️Asıl sen, abuk sabuk kıyafetlerinle, abuk sabuk sahne performansınla, abuk sabuk konuşmalarınla bu ülkenin gençliğini bozmaktan ve zehirlemekten başka bir halta yaramıyorsun.
◽️Kibirli, üstten bir bakışla adliyeye gidip küstahça salvolar atıp, "Bilgime başvurulacak." Yahu geç! Paşa paşa hepiniz ifade verdiniz. Hepinizin o günkü amacı belliydi. Yazdıklarınız ortada ve onları yazmamış gibi davranıyorsunuz.
◽️Sanki çok bilgi sahibisiniz de savcılık sizin bilginize başvuracak. Savcıların elinde zaten hepimizin bilgileri mevcut. Siz rahat olun. Attığınız tweetler de savcılıkta mevcut.
◽️Diğer taraftan, yazdıklarınıza sahip çıkacak kadar dik bile duramadınız be. Bu kadarsınız işte.
@sevdaturkusev
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
İş bırakma kararı alan öğretmenlerimizin yanında olduğumuzu ifade ediyor; bu kararın en geniş katılımla uygulanabilmesi için tüm öğretmenleri iş bırakmaya, velileri ise çocuklarını okula göndermeyerek destek vermeye çağırıyoruz.
Bir konuda daha kahramanınız Adnan Menderes'in dediği gibi "Küçük Amerika" olduk. Eserinizle övünebilirsiniz.
Ama o çocukların ölüleri çıkmasın rüyalarınızdan. Her yatağa yattığınızda yanıbaşınızda otursunlar siz uyanana kadar.
#Kahramanmaraş
Daha dün Şanlıurfa’da bir lisede düzenlenen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırıya karşı öğretmenler bugün sokakta ses yükseltirken, bir saldırı haberi de Kahramanmaraş’tan geldi.
Şu ana kadar bir öğretmen ve üç öğrencinin hayatını kaybettiği, 20 öğrencinin ise yaralandığı duyurulan bu katliamın sorumluları bellidir.
Eğitimi tarikat ve cemaatlere terk eden; okulların çetelerin oyun alanı haline dönüşmesine göz yuman AKP iktidarı ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yaşananların asıl sorumlusudur.
Şanlıurfa’daki saldırı sonrası sessizliğini koruyup, ancak ölümler gerçekleştikten sonra Maraş’a doğru yola çıkma zahmetinde bulunan Bakan Yusuf Tekin bir dakika dahi o koltukta oturmamalı, derhal istifa etmelidir!
çok hırpalandı ve artık sokağa dönemez
🐾 Yuva arıyoruz
Kamil, 8–9 yaşlarında tekir. İsmine bakmayın kendisi tatlı bir kızçe.
FIP tedavisini tamamladı, kısır. Daha önce enfeksiyon kaptığı için bazı dişleri yok yumuşak mamayla beslenir.
İstanbul 🏡
#sahiplendirme
Konya'da beş gündür kayıp olan 15 yaşındaki MESEM'li Berk'in cansız bedeni bulundu: Ailesine "Yaşama isteğim kalmadı" diye not bıraktığı ortaya çıktı
Türkiye'de bu yıl yaşamını yitiren çocuk işçi sayısı en az 85'e ulaşırken Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bugün patronlarla "mesleki eğitim zirvesi"nde buluştu. Daha fazla çocuk işçi sözü veren Tekin, "Eleştirilere inat sektörle çalışmaya devam edeceğiz" dedi
https://t.co/Rrcssp4pmK