Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Bir çağ yangını bu, ülkemiz için… Gencecik insanlar bin bir emekle girip okudukları okuldan dereceyle mezun olup aldıkları diplomayı yırtar gözaltına alınır, muhalif siyasetçiler mücadele ettikleri için, bazıları sırf iktidarı kazanma ihtimalleri yüzünden, diğerleri göz dağı vermek için tutuklanır, sanatçılar işlerini yapamayacak, etki gücü yüksek popüler isimler konuşamayacak hale getirilir. Depremde, trende, bir otel yangınında, bir fabrika patlamasında, madende insanlar ölür, haklarını aramalarına izin verilmez, sövülür, dövülür, haklarını arayabilecek avukatlar tutuklanır. Zeytinlikler yok edilir maden için… Ormanlar yanar, bir söndürme uçağı için yalvartılır bir halk, yine de koşarak damacanalarla su taşır yangına. Sorumluluğu olanlar yine konuşur bomboş, kendini o ormandan sorumlu hisseden bir vinç operatörü yanarak ölür ama bütün ülkeyi peşkeş çektikleri elektrik şirketlerinden bir kişi bile hesap vermez. Bir karikatüristin peşine düşerler bir gün, bir gün hakkını arayan reşit olmayan bir gencin… 3 kişiyi yan yana beraber yürütmezler hak, hukuk için ama katliam çağrıları yapanlara caddeler açılır bir katliamın 32. yıl dönümünde, ricalarla ikna etmeye çalışırlar dağılmaları için. Hayvanları, doğası, çocukları, kadınları, genci, yaşlısı herkes tehlikede, herkes can derdinde, üstüne onlar azarlanır, onlardan hesap sorulur, onlar tehdit edilir ama cana kasteden kimse ama hiç kimse hesap vermez bu ülkede…
Yaşadığımız şey çok uzun süredir, ülkeyi soyup soğana çeviren, mafyalaştıran, yoksullaştıran, bir açık hava hapisanesine çeviren, bütün yaşam alanlarımızı, hayatımızı yok eden bir iktidara karşı mücadele etmek değil sadece, artık bir hayatta kalma, bir var oluş, ülkemizi yok olmaktan kurtarma mücadelesi…
Barışa bir ömür adadı. Sanatı, mizahı, cesareti, inancı ve bu uğurda ödediği bedellerle çok iz bıraktı. Bu dünyadan güzel abimiz Sırrı Süreyya Önder geçti.
Ne dense, ne yazılsa yetmez. Yerin asla dolmayacak, Sırrı Abi. İyi ki vardın. Her daim var olacaksın.
İsmin isyanda, direnişte, umutta, barışta yaşayacak.
Yattığın yer o cesur ve güzel yüreğini incitmesin.
Kıymetli ailesine güç ve sabır diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.