Ara tatil neden gelmişti?
3 aylık yaz tatili uzun ara olduğu için bilgilerin unutulduğu düşünülüyordu. Bilimsel araştırmalar bölünmüş bir eğitim öğretim yılının daha verimli olduğu sonucunu veriyordu. Şimdi bunun kaldırılmasını savunanlar bilimsel olmadığını söylüyor.
Ziya Selçuk:
“Ara tatilleri çocuğun yorulmadan öğrenmesini sürdürebildiği, öğrendiklerini unutmadan pekiştirebildiği; aynı zamanda ilgi alanlarını keşfedip sosyal, duygusal ve toplumsal gelişimini güçlendirdiği dengeli mola dönemleri olarak kurgulanıyor. Ayrıca bilimsel araştırmalar öğrencilerin belirli dönemlerde öğretim faaliyetlerine ara vermelerinin daha etkili olduğu ve öğrenmeyi kolaylaştırdığı, yaz tatili öğrenme kayıplarını azalttğı….”
Yusuf Tekin:
“Bu konuda velilerden çok talep geliyor, çalışan anne ve babalar, sorun yaşıyor.”
Okulu, anne babaların çocuklarını oyalayacağı bir mekan olarak görürseniz elbette ara tatillerin kaldırılması gerektiğini düşünürsünüz.
Bu konu bilimsel çalışmalar, pedagojik araştırmalar ve deneyimli eğitimciler etrafında ele alınmalı.
Toplumda eksikliğini hissettiğiniz herşeyi müfredata ekleyip, sorumluluğu da okula ve öğretmene yüklerseniz, şişer şişer ve bir gün aniden "Güm!" diye patlar.
Tolstoy diyor ki; "Belki de her seyi
kabullenip hayati akisina birakmak lazim. Zorlamak bazen çözüm
degildir. Ve zorla olan hiçbir sey güzel degildir."
Öğretmenin önce mali itibarını tartışmasız hâle getirmek zorundasınız.
Üretirken, kendini yenilerken mali kaygı yaşayan bir öğretmen olamaz.
Öğretmenin itibarı, ülkenin itibarlı ve nitelikli geleceğidir. #öğretmen#okul
Eğitimci olmayanlar, okullar ve öğretmenler konusunda daha çok konuşuyor. Hayatında bir kez bile o okullarda görev yapmamış, velilerle iletişim çatışmaları yaşamamış, öğrencilerin disiplinsizliğiyle uğraşmamış kişiler sürekli nasihat veriyor.
CİMER şikâyetleriyle muhatap olmamış, gece gelen telefonlarla rahatsız edilmemiş kişiler öneriler sunuyor. Şımartılmış çocuklarla muhatap olmamış, okula aç gelen öğrencilerle yüzleşmemiş, veli şiddetine maruz kalmamış kişiler hariçten gazel okuyor. Akran zorbalığını, şiddeti, makalelerden ve gazetelerden okuyanlar okuldaki zorbalıkla ilgili yüzeysel öneriler sunuyor .
Öğretmenlik ve eğitim böyle bir alan işte… Herkes öğretmenlik yapabiliyor maalesef (ücretli öğretmenlik yüzünden). Herkesin öğretmenlere, okullara ve sisteme eleştiri ve öneri getirmesi de artık şaşırtıcı olmuyor.
Ben, “Doktor ameliyatı şöyle yapsın”, “Savcı kararı böyle versin” diyenleri pek görmedim. Ama “Öğretmen dersi şöyle anlatsın”, “Öğretmen şunu yapısın”, “Okulda bunu uygulayın” , “Veliler bunu yapmasın” diyenlerin sayısı gerçekten saymakla bitmiyor.
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
Şırnak Güzel Sanatlar Lisesi öğrencisi Hüsam Oral, çizdiği resimlerle ABD’nin en prestijli sanat okullarından Virginia Commonwealth University’ye dünya genelinde birinci sıradan ve tam burslu olarak kabul edildi.
İLK FIRSATTA SOLUĞU CİMER’DE, BİMER’DE ALAN VELİLER İÇİN;
Ben de bir VELİ ŞİKÂYET HATTI istiyorum.
Soracaklarım:
Çocuğunuza neden banyo yaptırmıyorsunuz?
Çocuğunuzun beslenmesine neden özen göstermiyorsunuz, her gün neden çikolatalı ekmek koyuyorsunuz?
Çocuğunuzun tırnaklarını neden kesmiyorsunuz?
Çocuğunuzun defter ve kitapları hâlâ neden kaplanmamış?
Veli toplantılarına neden katılmıyorsunuz?
Çocuğunuz ateşliyken, burnu akıyorken neden okula gönderdiniz?
Çocuğunuzla neden yeterince ilgilenmiyorsunuz?
Çocuğunuz bu kadar küfrü nereden öğrendi?
Çocuğunuza yetişkinlere yönelik televizyon dizilerini neden izletiyorsunuz?
Çocuğunuza şiddet içeren bilgisayar oyunlarını neden oynatıyorsunuz?
Çocuğunuzla neden oyun oynamıyorsunuz?
Çocuğunuza neden kitap okumuyorsunuz?
Çocuğunuzun arkadaşlarını neden tanımıyorsunuz?
Çocuğunuzun gözlerinin bozuk olduğunu neden fark etmediniz?
Çocuğunuza tuvalet alışkanlığını neden kazandırmadınız?
Çocuğunuzun kırtasiye ihtiyaçlarını neden karşılamadınız?
Çocuğunuzu neden dövdünüz?
Bu çocuk sizin çocuğunuz mu, yoksa benim mi?
Birbirinizden boşandınız, çocuğun ne suçu var?
En kıymetlinizi bize emanet ettiniz; o hâlde neden onların yanında öğretmenler hakkında dedikodu yapıp hakaret ederek moralimizi bozuyorsunuz?
“Çocukların sözlerden çok iyi örneklere ihtiyacı vardır.” sözünün gereğini neden yerine getirmiyorsunuz?
Sevgili Veli;
Elinizdeki cep telefonu ekranından gözlerinizi kaldırın ve etrafınıza bir bakın.
Sanal ortamda sevgilinize sarılıp dostunuza darılacağınıza, klavye mücahidi olup vatan kurtaracağınıza; evladınıza sarılın, eşinize sarılın… Öğretmenin gırtlağına sarılmadan önce.
Anne olun.
Baba olun.
Veli olun.
İyi insan olun.
Öğretmenlerin maalesef sahibi yok.
“Hakikat, hayatın öğretmenidir.”
Erhan Ziya SANCAR
Eğitimci — Yazar
Bugün bu olaylar konuşuluyor fakat bunlara ara sıra yaşanan olaylar olarak bakmayın. Abartmıyorum bu ülkede her hafta birkaç öğretmen saldırıya uğruyordur. Sadece birçoğu okul içinde kapatılıyordur, dışarı yansıtılmıyordur. Sözlü tacizleri hiç söylemiyorum bile. Daha birkaç gün önce bir öğretmen, öğrencisini psikiyatra ve RAM’a yönlendirme tavsiyesinde bulundu diye hakaret edilip arabasının lastiği bıçaklandı. Bunun gibi bir sürü olay yaşanıyor. Sadece Fatma Nur öğretmenin ölümü gibi basına yansıyan olaylarda haberiniz oluyor bu iğrençliklerden. Biz bunları yazdığımızda ise konuyla hiç alakası olmayan maaş ve tatil söylemleri ile sindirilmeye çalışıyoruz. Bu söylemleri ağızlarına dolayan pisliklere diyecek bir şeyimiz yok. Çünkü bunlardan besleniyorlar. Fakat susarsak da durumun daha kötüye gideceğini biliyoruz. Bu sebeple susmuyoruz. Eğitimdeki suni gündemlerle ilgilenmek yerine, özellikle de mekanizmanın üst kısmında yer alanları eğitimin gerçek sorunlarını çözmeye çağırıyoruz.
Okullar kocaman bir etkinlik parkına dönüştü.
Önüne gelen kamu kurumu proje yapıp okullara yolluyor.
Milli eğitim müdürleri de okullara katılım baskısı yapıyor.
Biri çıkıp bu saçmalığa dur desin.
Ders işleyemez olduk ya.
Nitelik mi önemli nicelik mi?