“Başıma bişey gelirse, intihar demeyin” demişti Fatma Çelik.
Başına çok şey geldi; 8 yaşındaki kızı istismar edildi, kendi çocukken istismar edildi, failiyle evlendirildi.
Kızıyla birlikte ölü bulundu, olayla ilgili kimse yargılanmadı.
Sesini bile duymadılar. Kimi korumak için?
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Özgür Özel CHP'den istifa etti YENİ Parti kuruldu.
Şimdi sıra biz de!
Haydin dostlar!
Eşimizi, dostumuzu, arkadaşlarımızı, komşularımızı bu YENİ Parti ye üye yaptıralım.
Yeni Parti nin üye sayısını 1 hafta içinde en az 5 milyon yapalım.
Var mıyız?
➖Geçen yıl bugünlerde, İskenderun’da,
➖Güneşin altında, sıcakta, uzun süre, susuz bırakılan askerlerimizden ikisi şehit olmuştu.
➖O zaman uyardık, bunun kabul edilemez olduğunu, özellikle yaz aylarında askeri eğitimin çok dikkatli yapılması gerektiğini söyledik.
➖Dinlememişler, anlamamışlar…
➖Bugün,
➖Milli Savunma Üniversitesi, Yalova 18’inci Ana Üs Komutanlığı'nda 4 öğrenci (belli ki güneş çarpması ve aşırı sıcak etkisi ile) fenalaştı.
➖Biri şehit oldu, üçü hâlen hastanede.
➖Acilen bir soruşturma başlatılmalı, sorumlular hesap vermeli.
Fatih Altaylı:
"Böyle şehadet olacak iş değil!
Yine bir askerimiz şehit oldu.
Bu kez bir Hava Harp Okulu öğrencisi.
Yıllarca eğitim almış, ordumuzun gözbebeği olan, öz evladımız gibi bakmamız gereken bir pilot adayı.
Peki niye şehit oldu?
Terör örgütü mü vurdu?
Hayır.
Uçağı arıza yapıp kaza kırıma mı uğradı?
Hayır!
Yunan uçaklarıyla it dalaşı yaparken mi?
Asla.
Peki nasıl?
Yalova kampında, sıcak altında talim yaptığı için.
Üç öğrenci de aynı nedenle hastanede, tedavi görüyor.
Geçen yaz aylarında da yine aynı nedenle, güneş altında eğitim yaptırıldığı için iki er şehit olmuştu.
Bu kez Hava Harp Okulu’nun bir pilot adayı şehit.
Sizce bu normal mi!
Durmadan sıcak nedeniyle, güneş çarpması ve sıvı kaybı nedeniyle şehit vermek bu kadar sıradan, kabul etmemiz gereken bir olay mı!
Bu eğitim subaylarında ya da bu subayların kullandığı eğitim yönergelerinde bir sorun yok mu!
Millet evlatlarını Peygamber ocağı dediğimiz orduya, sıcak altında öldürmeniz için mi yolluyor!"
Devlet koruması altında Ayhan Şengüler mescitte tecavüz ettiği
kızla evlendirildi, doğan kız çocuğuna da tecavüz etti. Karısı “ Ölürsem kimse intihar ettiğimi düşünmesin “ dedikten sonra kızı ile birlikte ölü bulundu. Suçluyu kayıran ve koruyan da suçludur .Bir tek savcı yokmu ?
Timur Soykan:
“Çivi bile çakılamayan Efes Antik Kenti’ndeki antik tiyatronun karşısına, Turizm Bakanı Nuri Ersoy’un eniştesi Mehmet Uğur Esin bina yaptı, müze işletiyor.
Türk vatandaşlarının müzeye girişi 425 TL, turistler içinse 40 €.”
➖Hiçbir başkan İsrail için benim yaptığım kadarını yapmadı.
➖Buna yaklaşabilen bile olmadı.
➖Kudüs konusunda yaptıklarımıza bakın.
➖Golan Tepeleri meselesine bakın.
➖Ben, İsrail için daha önce hiç kimsenin yapmadığı şeyleri yaptım.
🇺🇸Bunları söyleyen Trump.
🇹🇷Hem de NATO Zirvesi'nde, yani Ortadoğu bizden sorulur, Suriye’nin fatihi biziz diyen Erdoğan’ın ev sahipliğinde.
🇺🇸Adam açıkça "Golan Tepelerini İsrail'e ben verdim" diyor,
🇸🇾Golan Tepeleri'nin ait olduğu ülkenin sözüm ona devlet başkanı Şara da sakince dinleyip onaylıyor.
👉Sadakat böyle bir şey demek ki!
Tecavüzcü pedofil Ayhan Şengüler devlet korunması altında özgürlüğünün 126. gününü kutladı.Koruyanlardan memnun. Tecavüz edip evlendiği karısı ve tecavüz ettiği kız çocuğu toprak altında. Niye diye soran bir tek savcı yok
Türkiye’nin çok acil olarak Devr-I Sabık yaratmaya, nereden buldun yasasını çıkarmaya ve devletten, milletten, her birimizden çalınan her kuruşu Hazineye geri kazandırmaya ihtiyacı var.
Bu nedenle büyük Türk milletinin amasız ve fakatsız birleşerek en erken genel seçimi büyük farkla kazanmaya ve tekrar parlamenter demokrasiye, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne yani Atatürk Türkiyesi’ne geri dönmeye ihtiyacı var.
KAAN ARTIK YOK!
Vasiyeti üzerine mektubunu herkese
iletelim. Kaan, bu mektubu yazmış,
sadece annesine vermiş.
(Neden sadece annesine olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız.)
“Bu mektup adresine ulaşmalı”
dedim kendi kendime..
Buyurun siz de okuyun.
Sağlık bürokrasisindeki herkes okusun. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı.
Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık. Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti
ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım. LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim. Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz. Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi. Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi
- Neden, diye sordum.
- Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel
5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum. En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum:
“Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı. Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle..
(Kaan Özelçam)
-Burberry sarık takıyor, gavurların yaptıkları kumaşlar bize helaldir diyor.
-İngiliz kraliyet armalı kol düğmesi takıyor, ben bilmem böyle şeyleri diyor.
-Malta'da jet ski ile tatil yapıyor, helal olan her şeye binerim diyor.
-Müritlerine bir lokma bir hırka yaşamayı tavsiye ederken saray yavrusu lüks evde oturuyor, babam zengindi diyor.
-Oğlu İngiltere'de okudu, kötü arkadaşlardan uzaklaştırmak istedim diyor.
-Gelinlik haram diye fetva verirken kızı gelinlik giyip evlendi, düğünü damat tarafı yaptı diyor.
-Kızı 'çakarlı' lüks ciple ceza yiyor, araba damadın diyor.
Ve bu din tüccarı, Cumhurbaşkanını ziyaret edip çocuk istismarından hüküm giymiş birinin serbest kalmasını sağlıyor.
Ne güzel hukuk devleti, yeme de yanında yat.