haklarında katliam fermanı çıkardığınız çocuklar bunlar. insan aklını çıldırmış olsa yine nefret edemez şu canlılardan, siz saf kötüsünüz ve kötülüğünüz bir gün dönüp sizi bulacak, o gün de biz bayram edeceğiz, and olsun.
Hiç belli etmiyorum ama,
Bu sefer sağlam tükéndim..
Daha zor senelerim oldu elbet ama hiç bu kadar, Yaşama sevincimi kaybettiğim bir yıl olmamıştı...
Bakmayın bu kadar güçlü durduğuma,
Nasıl dayandığımı bir ben bilirim
Bir de Allah…
Ziyadesiyle tükettiniz bizi… Ama pes etmek yok!
Bu yasa yaşatmıyor.
Ne onları ne bizi…
#türkiyedekatliamvar
#HayvanHaklarıAnayasaya #hayvanaşiddetsuçtur
Matmazel, 15 yaşındaydı.
Ankara’da.
Sokakta.
15 kış, 15 yaz.
Ne doğru düzgün insan
şefkati gördü,
ne devletin korumasını.
Ama en soğuk günde
karşısına çıkan
belediye işçileri oldu.
Isınmak için girdiği metrodan
“çıkarılması” gerekti.
Çünkü onun orada olması
kimseye zarar vermese de
kendine insan diyenleri
rahatsız ediyordu.
Çünkü bu ülkede
insan kaynaklı
şiddet, pislik,
her şey normal ama
zor şartlarda
yaşayan bir sokak hayvanı
tahammül edilemezdi.
Çünkü hükümetinden
yerel yöneticisine,
ekran yüzlerinden
klavye tetikçilerine kadar
hemen herkes
ona ve türüne
açık açık savaş ilan etmişti.
Peki, nasıl çıkarıldı?
Dövülerek.
Sürüklenerek.
İşkence edilerek.
Ve 15 yıl direnmiş
yaşlı bedeni
bu “şiddeti” kaldıramadı.
Öldü.
Bu bir anlık öfke değil.
Bu bir kontrol kaybı değil.
Bu, yıllardır yukarıdan aşağıya
özenle öğretilmiş
bir davranış biçimi.
Önce kelimeler verildi:
“Tehlike.”
“Toplayın.”
“Temizleyin.”
“Uyutun.”
“Öldürün.”
“Zehirleyin.”
“Katledin.”
Sonra o kelimeler
elde sopa, silah oldu.
Matmazel’in ölümü
tek bir kişinin suçu değil.
Bu; nefretin sıradanlaştırıldığı,
şiddetin talimat sayıldığı,
hayatın değersizleştirildiği
bir düzenin açık belgesi...
Kimse üzülmek zorunda değil.
Ama kimse masum da değil.
Çünkü bir toplum,
en savunmasız olanı
nasıl yok ettiyse
öyle hatırlanır.
Bugün Matmazel.
Yarın hangimiz?
#ZulmeOrtakOlmayacağım
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#MerhametKazanacak
Afyon’a gitmişsiniz sokakta sahipsiz bir eşek gördünüz mesela, hayvan susuzluktan bayılmak üzere, işte o eşeğe su veremiyorsunuz. Çünkü fotoğraftaki kişi yasakladı.
Ya da yavruları olan aç bir anne köpek gördünüz, besleyemiyorsunuz çünkü fotoğraftaki kişi yasakladı.
Arabanızın kaputundan yavru bir kedi çıktı bir yudum su veremezsiniz, çünkü fotoğraftaki kişi yasakladı.
Güvercinleri filan da yemlemeyin ne olur ne olmaz, sahipsiz hayvan demişler, isim vermemişler.
Şimdi hedef gösteriyorsun filan diyecekler için valiliğin açıklaması aşağıda.
Hayatımdan bir #Ares geçti…
Geçen hafta cuma günü sahiplendim.
Yavruyken alınıp, oyuncak gibi kullanılıp sonra sokağa atılan, serinlemek için denize girdi diye belediyeye şikayet edilip barınağa alınan Ares, barınakta parvo virüsü kapmıştı. Ameliyat, barınak travması, enfeksiyon, hepsi birleşince narin vücudu dayanamadı. Onu bu sabah kaybettik.
Üretimi, ithalatı, cins hayvan satışını yasaklamadan masum hayvanların ölüm barınaklarına kapatılıp “uyutma” adı altında katledilmesini savunan herkesin Ares gibi binlerce canlının ölümünden sorumlu olduğunu unutmayın.
Katillerin, sapıkların, teröristlerin el üstünde tutulup, masumların cezalandırıldığı, hapsedildiği, yok edildiği bir toplum vicdanını, insanlığını kaybetmiş, bitmiştir. Biz de bitiğiz…
#Ares’in ölümü politiktir, tıpkı #AyşeTokyaz ın ölümü gibi…
Sorumlusu doğaya, hayvana, çocuğa, kadına sahip çıkmayan iktidardır…
Köpeğin hayatını kurtarabilmek için onunla oyun oynayarak güvenini kazanmaya çalışıyor . Bu ülkede gündem olacaksa bu koca yürekli insanlar olacak . Canları pahasına yaşatmaya çalışıyorlar .
#izmiryanıyor
sustunuz kadınlar öldü
sustunuz hayvanlar katledildi
sustunuz sayısızca çocuk taciz edildi
sustunuz bu ülkenin öğrencileri günlerce darp edildi
SUSTUNUZ VE SIRA SİZE DE GELECEK