Anayasa Mahkemesi'nde 6,5 yıl raportör olarak görev yapan, KHK'lı hakim Selami Er:
"On yıl önce bugün, Türkiye tarihinin en karanlık labirentine girerken, yıllık iznimi kullanan bir yargı mensubu olarak İstanbul’daydım... Pazartesi sabahı mahkemenin personel müdürlüğünden gelen o soğuk telefon, iznimin kesildiğini ve acilen gelip “malum tebligatı” almam gerektiğini söylüyordu. Tutuklanma ihtimalimi de cebime koyarak, 6,5 yılımı verdiğim o mahkeme binasına gittim. Orada karşılaştığım atmosfer ağır ve yaralayıcıydı. Yıllarca aynı koridorda yürüdüğüm raportör arkadaşlarım selam vermekten korkarak odalarının kapılarını kapattılar ve beni görmezden gelmeyi seçtiler. Sadece odacı ve memur arkadaşlar insani bir refleksle yaklaşarak “geçmiş olsun” diyebildi.
Eşyalarımın büyük kısmını orada bırakıp, aceleyle doldurduğum bir iki koliyi arabama yükleyerek o bahçeden ayrıldım. Dikiz aynasından mahkeme binasına son kez baktığımda içimde yankılanan o ses yanıltmadı beni: “Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” O gün dikiz aynasında bıraktığım, sadece mesleğim değildi; Türkiye’nin hukuk devletinden, anayasal güvencelerden ve rasyonaliteden hızla uzaklaşarak derin bir karanlığa doğru giden yolculuğun ilk adımlarıydı."
https://t.co/VIwJPxM5t0
"KAN KAYBINDAN ÖLECEK"
26 aydır Antalya L Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan KHK’lı fizik öğretmeni Asuman Birinci'nin eşi Eyüp Birinci:
“Bugünkü açık görüşte (15 Temmuz) ben de çocuklarım da büyük bir şok yaşadık. Eşimi görüşe tekerlekli sandalye ile getirdiler. Hiç yerinden kalkamıyordu. Rengi benzi atmıştı. Zorla konuştu. Çocuklar annelerinin durumunu görünce çıkışta hüngür hüngür ağladı. Eşimde miyom var. Bu nedenle aşırı kanaması oluyor. Sürekli kan kaybediyor. Kan değerleri çok düşük. Hayati sınırlarda. Bir aydır kanaması hiç kesilmemiş. En son Kurban Bayramı’nda doktora götürmüşlerdi, o zaman bir tedavi uygulandı. Doktor, bir ay sonra kontrole gelmesini söyledi. Kaç gündür uğraşıyoruz, kontrol zamanı gelmesine rağmen hastaneye sevk yapmıyorlar. Bir an önce hastaneye sevk edilmesi ve ameliyat olması gerekiyor. Revirde sadece tansiyonunu ölçüp tekrar koğuşuna gönderiyorlar. Yere yığılıp kalmasını mı bekliyorlar, ne bekliyorlar bilmiyorum. Ölmesini mi bekliyorlar bilmiyorum.”
15 Temmuz
#GegenDasVergessen
https://t.co/hWKmo3OZNg
Tertemiz, masum çocukların ömründen çaldınız. Geleceğinden çaldınız. Bu topraklara olan gönül bağını yokettiniz. Gönlünü kırdınız.
İflah olmayın, olmayacaksınızda, misliyle…!🙏
THE BLUE BUS II: The Cadets' Truth | A July 15 Documentary https://t.co/P2XsznEJZA via @YouTube
Hizmet Hareketi’ni yeniden hedef alan gerçeklikten uzak söylemler ve on yıldır süren hukuksuzluklar üzerine zaruri bir açıklama: https://t.co/DBJeScnigt
Almanya’da Şeref Demirtaş’ın, Danimarka’da Tuğba Koç’un deport edilmesi gündemdedir. Bu kişilerin Türkiye’ye gönderilmesi, can ve hukuk güvenlikleri açısından çok ciddi riskler doğuracaktır.
TEK BÖBREĞİNİ DE KAYBETMEK ÜZERE
31 Mayıs 2022’de tutuklanan böbrek hastası KHK’lı katip Mehmet Parlak, yüzde 15 çalışan TEK böbreğini de kaybetmek üzere. Diyaliz sınırında, sağlık durumu kritik… Ama hâlâ tahliye edilmiyor.
Sincan Cezaevi denetimli serbestlik hakkını bile verilmiyor. Yoğun bakıma kaldırıp ölmesini mi bekliyorsunuz?
#HerkesİçinAdalet
https://t.co/xWeYE92r1Y
TUTUKLU GAZİ NAZIM AYTAR'IN ANNESİ: CANLI CANLI ÖLÜYORUZ
Mayına bastığı için el parmaklarını kaybeden piyade üsteğmen Nazım Aytar, 15 Temmuz davalarında verilen müebbet ceza nedeniyle 10 yıldır hapiste. Annesi Kafiye Aytar’ın feryadı Türkiye’nin vicdanına sesleniyor:
“Oğluma takdir belgelerini de, müebbeti de siz verdiniz. Biz anneler artık dayanamıyoruz, canlı canlı ölüyoruz. Alın belgelerinizi, verin oğlumu!”
Nazım Aytar’ın hikâyesi: https://t.co/IU2QXq9y9P…
HastaTutuklu AbdullahDede