Laboratuvarımız üyeleri tarafından OSPA projesi kapsamında hazırlanan "Cross-individual sentiment analysis for historical text processing: detecting author-based relationships in Ottoman-Turkish memoirs" başlıklı makale Digital Scholarship in the Humanities dergisinde yayımlandı!
Bu çalışmada, 1900-1940 arası dönemden bahseden hatıratlar üzerinden yazarların farklı şahıslara yönelik duygularını otomatik olarak tespit eden özgün bir yöntem geliştirdik. BERTurk tabanlı NER ve DECA-EBSA çerçevesiyle, tarihsel metinlerdeki kişiler arası ilişkileri çözümleyen CISA (Cross-Individual Sentiment Analysis) yaklaşımını tanıttık.
🔗 Makale bağlantısı: https://t.co/zPlEQAx4ou
🔗 Modeller ve veri setleri: https://t.co/PI0ReJp7jV
🔗 Kaynak kodlar: https://t.co/mhCdp5zQix
Cross-individual sentiment analysis for historical text processing: detecting author-based relationships in Ottoman-Turkish memoirs https://t.co/TIV0IfeBHJ
Dijital Beşeri Bilimler ve Yapay Zekâ Laboratuvarı olarak bir süredir üzerinde çalıştığımız açık kaynak metin etiketleme platformumuzu duyurmaktan memnuniyet duyuyoruz.
"Etykette" ile aynı veri seti üzerinde aynı anda hem dijital neşriyatınızı TEI P5 standardında oluşturabilir, hem de makine öğrenmesi, derin öğrenme ve transfer öğrenme için hazır eğitim veri setleri üretebilirsiniz.
Mevcut etiketleme platformlarının kurulumu ve yönetimi çoğu zaman teknik bilgi, alan ve sunucu gerektirir; ama daha önemlisi çoğu platform tek amaca tasarlanmıştır: ya dijital neşir için TEI P5, ya da makine öğrenmesi için veri seti. Etykette ise hem açık kaynak olarak sadece kayıt olarak kendi projenizi üreterek girebilir, hem TEI P5 hem de Makine Öğrenmesi / Transfer Öğrenme için eğitim veri setleri etiketlemeleri yapabilirsiniz.
Detaylar için inceleyebilirsiniz:
https://t.co/hxBdgtWUff
Kahramanmaraş'taki silahlı saldırı
Bakan Çiftçi: "Bu hadisenin neticesinde 9 vefatımız var; bunlardan 8’i öğrenci, 1’i öğretmen"
https://t.co/p6gX6PWldu
Kahramanmaraş'taki silahlı saldırı
Bakan Çiftçi: "Bu hadisenin neticesinde 9 vefatımız var; bunlardan 8’i öğrenci, 1’i öğretmen"
https://t.co/p6gX6PWldu
Kırklareli Üniversitesi’nin profesör kadrosu için yayımlanan ilanda Rektör Prof. Dr. Rengin Ak’ın kardeşi çok net tarif edildi. Kadro ilanına rektörün kardeşinin tez ve makaleleri birebir yazıldı.
@timursoykan
Ne yapıyorsam, nasıl yaşıyorsam, neden çabalıyorsam, sebebi 17 yaşında ilk okuduğumdan bu yana aklımın ve gönlümün rehberi olan bu sözlerdir:
"Bu hayrat gönül, bu pir aşkına didinme olmadı mı harika çocuk da olsan boşuna. Bezirganların enayilik saydığı, ya da arkasından kimbilir ne türlü çıkar gördüğü şair cömertliği yok mu -ki Can Yücel'de var o- şu bizim topraklar onu bekliyor Yunus Emre'den, Kaygusuz Abdal'dan,Nesimi'den beri.
Harika çocuk da olsan kırk yıl odun taşıyacaksın tekkeye, burnunu kırıp gözünü dört açacaksın dünyaya, şu bu beğendi diye asıl beğenmesi gerekene boş vermeyeceksin. Arapçaya Arapça, Latinceye Latince, İngilizceye İngilizce, adam olman için ne gerekse hepsini yeniden çocuk olasıya öğreneceksin ve...
ve... dayatacaksın arsa al, bankaya para koy, kim kime dum duma, kim öle kim kala diyen dostlara uymak şöyle dursun, onları kendi yoluna imrendireceksin.
Bütün bunları da niçin yapacaksın? Bir üstün güce yaranmak, bir başka dünyayı kazanmak için değil; sırf sahici insan olmak, küflenip paslanmadan yaşamak, dünyanın sabahlarına yakışmak için.
Bir de tabii köyün kemençecisi olmanın tadı var: bir vuruşta köy halkını horona kaldıran kemençeci. Merhaba Can Yücel ve merhaba Her Boydan kemençecileri dünyamızın...
Sabahattin EYÜBOĞLU"
İşte bu yüzden bir güce yaranmak için değil sahici insan olmak, dünyanın sabahlarına yakışmak için emekle didinen nice güzel kardeşimizle, bu zamanda biz de böyle yaşadık, böyle yaşamaya devam ediyoruz. Kişi hizmet ile bulur kemali diye, nerede olursak olalım tekkeye kırk yıl odun taşımaya ikrarlıyız.
Bu çirkin günler biter, dört bir yandan gelmiş milyonlarca insan Eren Eyüboğlu'nun bu güzel ağacı altında kardeşçe buluşuruz. İşte gönlü buna titreyen yürekli milyonlarca kardeşim biz Anadolu'nun çocuklarız.
Gönlümüzden ve aklımızdan hiç çıkarmayalım Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak...
En çok "Bir şehir insanlarıyla birlikte yok oldu. Bunu henüz anlamlandıramadık." cümlesi zorluyor beni. Bu acıyı unutma, unutturma. Yaşayan herkese geçmiş olsun. #6subat#6subatdeprem
Bir tarafta eve kuryeyle gelen yemeği eleştiren tuzu kuru şeyhler, bir tarafta "mal" davasına düşmüş, fırsat bulunca gövde gösterisi yapan şeyhler. Maalesef akledemeyenleri uyarmak nafile. İçki sarhoşları bir gecede uyanıyor da din sarhoşlarının uyanma ihtimali yok.
Bu şahane fikirleri oluştururken akademik ortamdaki olumlu ve olumsuz etkileri hakkında üniversitelerden herhangi bir görüş alma gereksinimi duymayan @YuksekogretimK ‘na biz akademisyenlere gösterdiği saygı ve verdiği değer için teşekkür ederiz. Bizi yormamak için kendileri karar vermişler.
"Turkish author Sabahattin Ali’s 1943 novel Madonna in a Fur Coat has rocketed this year, selling almost 30,000 copies in the UK and outstripping even Pride and Prejudice." Featuring a scholarly introduction by PICT Books editor David Selim Sayers.🎈
https://t.co/JgmF6Kyg3J
Biz yine de kafamızı kuma sokalım. "Belki böyle değildir!" diye de hayal kuralım. Çoktan bitmiş bir hikayenin ortalıkta dolaşan karakterleriyiz ne yazık ki...
Durum tam da bu. Ne Akademi kaldı ne de bilim.
Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada oligarşik bir bilim(!) onay mekanizmasına takılıp kaldık. Elsevier ve Clarivate şirketleri tarafından kapitalistleştirilip milyarlarca dolarlık bir endüstriye döndürülen Akademi sektörü her gün bilim dışı yeni bir iş ve meşguliyetle sınanıyor. Şimdilerde de kalite ve akreditasyon uğruna sabahtan akşama kadar rapor yazıp, “ölçüt, girdi-çıktı, PUKÖ döngüsü vs.” diyerek binlerce sayfa şablon hazırlayan, yayın fetişizmini proje fetişizmine dönüştüren bir rakamsal bir çöplüğe dönüşmüş durumdayız. Yaratıcılık yok, bilim yok, düşünce yok, sürüden kaçış yok, şablon dışına çıkış yok.
Milyarlık bütçeli kardinaller heyeti tarafından onaylanmak zorunda olan akademik kölelerden başka bir şey değiliz. Köleliğine aşık olan kölelerimiz ise sistemce en makbul olanımız . Helvası çoktan kavrulmuş bir dünya Akademi. Bilimsel çaba, özgür düşünce, yaratıcı üretim falan yok; esaretin kutsandığı ve onore edildiği bir kilise topluluğu var maalesef. Tüm dünyada bu sistemin finansörleri de belli. Onların istemediği şekilde düşünenleri ABD’de dahi yerle yeksan ediyorlar. Geçmiş olsun hepimize. Durum bu!
Akademi hakikatin peşinde midir? https://t.co/b88utpYYzU @serbestiyetweb aracılığıyla
Durum tam da bu. Ne Akademi kaldı ne de bilim.
Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada oligarşik bir bilim(!) onay mekanizmasına takılıp kaldık. Elsevier ve Clarivate şirketleri tarafından kapitalistleştirilip milyarlarca dolarlık bir endüstriye döndürülen Akademi sektörü her gün bilim dışı yeni bir iş ve meşguliyetle sınanıyor. Şimdilerde de kalite ve akreditasyon uğruna sabahtan akşama kadar rapor yazıp, “ölçüt, girdi-çıktı, PUKÖ döngüsü vs.” diyerek binlerce sayfa şablon hazırlayan, yayın fetişizmini proje fetişizmine dönüştüren bir rakamsal bir çöplüğe dönüşmüş durumdayız. Yaratıcılık yok, bilim yok, düşünce yok, sürüden kaçış yok, şablon dışına çıkış yok.
Milyarlık bütçeli kardinaller heyeti tarafından onaylanmak zorunda olan akademik kölelerden başka bir şey değiliz. Köleliğine aşık olan kölelerimiz ise sistemce en makbul olanımız . Helvası çoktan kavrulmuş bir dünya Akademi. Bilimsel çaba, özgür düşünce, yaratıcı üretim falan yok; esaretin kutsandığı ve onore edildiği bir kilise topluluğu var maalesef. Tüm dünyada bu sistemin finansörleri de belli. Onların istemediği şekilde düşünenleri ABD’de dahi yerle yeksan ediyorlar. Geçmiş olsun hepimize. Durum bu!
Akademi hakikatin peşinde midir? https://t.co/b88utpYYzU @serbestiyetweb aracılığıyla
10 Ekim’de gerçekleşecek “Osmanlı ve Türkiye Çalışmalarında Doğal Dil İşleme ve Büyük Dil Modelleri Çalıştayı”nihai programını yayınlamaktan mutluluk duyuyoruz. Tüm ilgilileri bekleriz!