Afrin gerçekten bu ülke için “beka” sorunuysa, o halde tam da şimdi, “vurun” diye farklı sesleri susturma değil, her bir vatandaşın sesine kulak verme zamanıdır. Suriye krizinde ilk günden itibaren bu yapılsaydı, belki de bugün olunan noktada olunmazdı!
Başkalarının değil, kendi işimizi kolaylaştırmanın yolu cesaretten geçiyor. Şimdi daha fazla cesaretle barışı ve kardeşliği savunmaktan! Bu sesi büyütüp yükseltemezsek, çok şey kaybedeceğimiz kesin!
Bir ülke savaşa girdiğinde, o bir bağımsızlık ya da kurtuluş savaşı değilse, asıl cesaret, savaş naraları atarak cepheye koşmak değil, barışı haykırmaktır!
Şimdi o cesaret zamanı!
kadınların çocukların taciz edilmediği, tertemiz ve yemyeşil bir Türkiye’ye giden trendeyse, kendi sesini olanca gücüyle “OHAL Değil, Demokrasi” diyenlerin sesine katmalı.
Ana muhalefet partisi, son durağı keyfiliğe dayalı bir tek adam rejimi olmayan, ülkenin bütün insanlarının eşit ve özgür yurttaşlar olarak bir arada yaşadığı, işsizliğin ve yoksulluğun yenildiği,
Raylarını OHAL’le döşeyen bu trenin varacağı istasyon belli. Belli olan bir başka şey de memleketin en az yarısının ne o trene binmekten ne götürdüğü istasyonda inmekten yana olduğudur.