Arkadaşlar akademik süreç zor. Ancak kendinize akademik partnerler edinirseniz daha kolaylaşabilir. çıkın birlikte çalışın, birlikte tez yazın, biriniz yorgun düştüğünde diğeri kaldırsın. Bu süreç ancak böyle çekiliyor.
KAAN, #GökVatan'ı ile buluştu.🇹🇷
.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan ’ın savunma sanayiinde ülkemize çizdiği yerlilik ve millilik vizyonunun kilometre taşlarından olacak bir gelişmeyi daha tarihimize kazıdık. Hamdolsun…
.
Milli Muharip Uçağımız KAAN’ın ilk uçuşu milletimize hayırlı olsun.
.
Sadece 5. nesil bir savaş uçağını değil, dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu teknolojileri de KAAN üzerinden ülkemize kazandıracağız.
.
Başta TUSAŞ mühendislerimiz ve teknik ekiplerimiz olmak üzere projede emeği olan tüm firmalarımızı yürekten tebrik ederiz.
.
Bu, milletimizin evlatlarının başarısıdır.
.
KAAN başta olmak üzere tüm milli çelik kanatlarımızı güçlendirmeye, semalarımızın tam bağımsız teknolojilerini milletimizin ve dostlarımızın güvenliği için geliştirmeye devam edeceğiz.
.
Ülkemize hayırlı olsun.🇹🇷
Terapist olmayı seçtim çünkü çok çaresiz ve yolsuz insan gördüm. O insanlara kendimce çare bulmak, onlarla beraber yolu aramak istedim. İstanbul’un en berbat sokaklarında yaşadım ve insanın her halini, nasıl düşebileceğini ezberledim.
İşte bu yüzden her daim düşenin, yoksulun, yolsuzun, yetimin, öksüzün yanında olmaya kendi imkânlarımca özen gösterdim. Binlerce saat terapi yaptım ve terapist olmanın, terapinin insanlara nasıl bir güç verdiğine binlerce kez şahit oldum.
İyi bir terapist olmak için sadece eğitim yetmiyor, bir de terapist ışığı gereklidir. Şiirde de böyledir, birinin şair olup olamayacağı ondaki ışıktan bellidir.
Bahsettiğim terapist ışığı iyi bir eğitimin yanında iyi bir kalbe sahip olmayı da gerektiriyor. Mekanik formüllerin ve öğretilerin dışında kendi kalbinizle düşünebilmeniz, ötekiyle gerçek bir bağ kurabilmeniz, karşınızdakine “tanı” olarak değil “insan” olarak bakabilmeniz ve sokaktan, dünyanın gerçeklerinden haberdar olabilmeniz gerekiyor.
Tanıdığım tüm iyi terapistler halden anlayan, vicdanı olan, derdin ne olduğunu bilen insanlar. Ve insanlığımız/işimiz gereği bir insanın çaresizliğini, acısını, yasını, çıkmazını en iyi anlayan kişilerin/mesleklerin başında terapistler gelmelidir.
İsrail bir soykırıma başladı. Hastaneler, okullar, sivil yerleşim alanları insafsızca bombalanıyor. Yüzlerce masum bebek ve kadın canice öldürülüyor. Anne babalar çocuklarının parçalanmış bedenlerini poşetlerde taşıyor. Bu soykırıma birçok terapist arkadaşım sesini yükseltti ama önemli bir çoğunluğu da sessizliğini korumaya devam etti. Soykırımın ilk günlerinde kimi etik ilkeler gereği tarafsız olunması gerektiğini, üstü kapalı bir biçimde Gazzelilerin bunu hak ettiğini, karşı tarafın da kayıplar verdiğini söyledi. Son yaşanan katliamdan sonra ise büyük tepkiler almamak için suya sabuna dokunmayan, failin kim olduğuna işaret etmeyen, sanki o bombalar bir doğa olayı gibi kendiliğinden hastanelerin tepesine inmiş gibi köşesiz, saçma sapan cümleler kurmaya başladılar.
Etik duruş olarak her iki tarafa da eşit mesafede olmamız gerektiğini düşünen arkadaşlara hatırlatayım: Bizler önce insanız sonra terapist. Üzerimizdeki terapistlik gömleğini çıkartıp bir kenara koyabiliriz ama insanlığımızı çıkartamayız. İnsan mesleksiz yaşar ama kalpsiz ve onursuz asla.
Hastanelerde öldürülen bebeklerin yanında olmak filanca dernekteki Fransız, İsrail, Amerikan ya da İngiliz ekolüyle çalışan abilerinizi, ablalarınızı sinirlendirebilir. Sizleri eğitimlere, panellere, kitap bölümlerine, dernek faaliyetlerine çağırmayabilirler ama insan olmak, insan onurunu savunmak bunlardan çok daha değerlidir, şereflidir.
Korkmayın! Filistin’deki soykırıma ses çıkartmak sizi bir dine, mezhebe, inanca mensup kılmaz, sizi X ya da Y partili yapmaz korkmayın! Ama kendi çıkarlarınızı düşünüp istikbal hesapları yapmaktan, kalbinizdeki merhameti yitirmekten ve yıllar sonra bu soykırıma sessiz kalmaktan dolayı duyacağınız azaptan ve utançtan korkun!