testing if this platform completely buries indie devs without a blue checkmark.
here is 153 seconds of unedited, raw gameplay from my solo project ALATURKA. heavy driving physics, maximum jank, trying to survive 70s Bosforus.
if you see this, the test worked.
KUTU OYUNU ÇEKİLİŞİ!!!
1 Kişiye Ek Paketleriyle beraber, full set
Sea Salt & Paper hediye edeceğim!
En iyi cep oyunu!
Katılmak için:
-Beni takip edin
-Retweet’leyin veya alıntılayın
-Bu postu beğenin
-Son gün 5 Haziran Saat 20:00
Bu imkanı tanıyan Kutuoyunual'a teşekkürler:)
Doğu Türkstan'dan Tunceli ve Diyarbakır'a gelen, en azından 3226 yıllık damga.
Dünyanın bilinen ilk pantolonu 2014'ye Doğu Türkistan'ın Turfan şehrinde bulundu.
Kazıyı yapan arkeologlara göre ilk pantolon M. Ö. 1500-1200 yıllarında yapılmış.
Kazı ekibine göre ilk pantolonu giyenlerin devamı olan Hunlular (Göktürklerin ataları) pantolon giyerken komşuları üzerlerini bez ile örtüyorlardı. Diğer yandan pantolon ile atın evcilleştirilmesi arasında doğrudan bir ilgi vardır. Yani ilk pantolonu giyenler atı ilk evcilleştirenlerdir.
Dünyanın bilinen ilk pantondaki damganın Tunceli'de Diyarbakır'da olması, bunu karşılık Çinliler, Ruslar ve Farslar'da olmaması tesadüf olamaz.
Farklı tarihlerde fotoğraflarını çektiğim belgeler Turfan, Yakuts, Sıktıvkar, Diyarbakır ve Tunceli'den.
-Tunceli ile Sıktıvkar arası kuş uçuşu, yaklaşık 2.510 km.
-Tunceli ile Turfan arası kuş uçuşu, yaklaşık 4.250 km.
-Tunceli ile Yakutsk arası kuş uçuşu. yaklaşık 6.000 km.
Daha geniş bilgi için bakınız: Mustafa Aksoy, "Tarihinin Bilinen İlk Pantolonundan Türkiye'ye Gelen Damga", 2015.
Yetiş akbaba kardeşim, yetiş!
Aman daha bedenler soğumadan sen de yetiş! Bedava sermaye gözünün önünde gidiyor, yetiş!
Diziler suçlu, oyunlar suçlu, benim sevmediğim adamlar suçlu. Şunu yasaklayın bunu tutuklayın, aman afilli sözlerimi kaçırmayın. Favlar, rt'ler ve alkışlar sonunda 48 saatte unutulacak çocuklar.
Bir bakmışsın şimdi okula gitmekten korkan çocukla öğretmenin haklı korkusu, ünlülerin çetelesini tutan magazin sayfasının, twitter'da adalet dağıtan futbol tayfanın, üç beş sosyal medya şaklabanının sermayesi olmuş. Yetiştin mi?
Oğlum bu medyada - ama sosyal ama ana akım - yüzde doksanı için ölünüzün ya da dirinizin beş kuruş değeri yok, bunu bilin. Bunlara göre ölseniz kullanılacak ahval, yaşarken kullanışlı aptalsınız.
Garibanlar bir de laf anlatmaya çalışıyor "O öyle değil! Yanlış bilgi!" diye. Yahu sence önemi var mı? Onun kafasında çark çok basit dönüyor, empati boşa yer kaplıyor. Çıkarılması gereken bir yasa vardı, bu da iyi denk geldi kaçırmamak lazım. Gir oğlum altyazıyı mevlüt, gir VTR'de PUBG'yi! "Abi burnun kanıyor!" Ha bir saniye.
Ne demiştik?
Genç nesil neden böyle oldu? Dizi mi, film mi, oyun mu?
Ona şimdi geliriz de - senin kuşağın baldızına tecavüz etmeyi, adam öldürüp ceset kaldırmasını, 80'de birbirini, 90'da milleti vurmasını nerden gördü? Hangi filmden diziden gördü? Yoksa canlı canlı çatışmadan yayın yapan Reha Muhtar'dan mı izledin, canlı yayında kadın dövme tutorialı yapan İbo'dan mı?
Dizi film mi? Ulan senin etik kuralları sorgulayan, ciddi ciddi suç-dramı içeren bir tane işin var mı? Bıraktın mı? Belki de bırakmalıydın? Kırmızı Çizgisi olmayan, iyi adam olmayan bir tane "mafya" karakter mi var? Zaten kamu spotu senin TV!
Ne yani şimdi Çağatay Ulusoy'un sikindirik dizisinde silah sıkılınca şiddet eşiği aşılmadı mı? Benim oğlan bundan etkilenmedi mi?
Bak eşek kardeşim, senin oğlan Çağatay Ulusoy'a götüyle gülüyordur. Çünkü bu ülkede 2013'lerden sonra bir nesil İŞİD infaz Videoları, kafa kesen Meksiksa Kartelleri Videolarıyla büyüdü, kare kare ezberledi. Yakılan iki askerin videosunu nokta nokta bir nesil tekrar tekrar izledi. Ben eşek kadar adamım, o Suriye İç Savaş döneminde bir öğrenci grubuna "ne bu ne izliyorsunuz?" dediğimde bana gülerek tankla üzerinden geçilen bir adamın infaz videosunu izlettiler. Onlar için normaldi bile, ben 1 ay yemek yiyemedim. 10 yıl oldu hala aklıma gelir. Ne dizisi dangalak, ne anlatıyorsun sen? Medya hiç bu kadar oto sansürlü olmadı! O yüzden her eski kesitte şoke oluyorsun, bu zamanında nasıl yayınlandı diye!
Sen 90'larda nasıl travmatize olmuşsan kendine bir hayal dünyası yaratmışsın, bir nesil de onda büyüsün istiyorsun ama o kadar ilgisiz ve isteksizsin ki, onu da başkaları üstlensin istiyorsun.
Benim oğlan neden senin diziyi izliyor, hesap ver!
Bilmem abi, gerçekten mesela neden? İzliyor ve de etkilenecek kafa yapısına nasıl sahip oluyor? Bu çocuğun hiç mi rol modeli yok da benim kurgusal karakterimi rol model alıyor? Yani diyorum ki yavşak herif, bu çocuk buraya gelene kadar sen neredeydin anası babası olarak?
Ne oldu sustun? Tabletlerle büyütülen bebekler yetişkin mi oldu? Yoksa ne yapacağını mı bilmiyorsun? Bunca yıl yarış atı gibi davrandığın çocuğuna, şimdi fakire sadaka verir gibi sahte ilgi alaka mı vereceksin, kontrol etmek için? Bu daha da beter, daha da iğrenç.
Okul katliamcılarının hepsi insanlıktan nefret eden, ömürleri boyunca sevilmemekten bahseden tipler. Ortak özellik. Orada hiç dizi film yok. Senin suni baskı ve kontrol girişimlerin sevgi gösterisi değil, çocuğun da bunu ayırt edecek zekada. E unutma, senin yaşındayken şöyle ederdim yapardım diyorsun ya? Oradan yola çık, kafası nelere basıyor.
Dizilerde değil; Aynı sofrada oturmayan aileler, kentsel dönüşümle ölen mahalleler, hal hatır sormayan büyükler, akran zorbalığı, güzellik idealleri, gelecek kaygısında, daha kafada kendisi çocukken ebeveyn olanlarda arayacaksın.
Yasaklarmış. Sorun sence şiddet nasıl uygulanabilir görmesi mi, şiddet uygulayacak birisi olması mı?
Türkler olmasaydı Ayasofya günümüze kadar ulaşamazdı.
Fatih, Latin Katolikler tarafından yağmalanmış bir İstanbul devraldı.
Ayasofya'nın tüm Kutsal emanetleri, hatta dış duvarlarındaki paneller bile Katolikler tarafından yağmalanmıştı.
Kubbesi defalarca çöktü.
Türkler, ekledikleri minare ve payandalar ile Ayasofya'yı adeta yıkılmaz bir piramite çevirdi.
Bu yüzden Türk olmayan bir Ortodoks da, Türklere hakkı teslim edip teşekkür etmeli.
"Siz nasıl Hristiyansınız?" diyenler olacaktır. Hristiyan, İsa Mesih'i rehber edinen bir kişidir, tam da bu nedenle hakkı söylüyoruz.
Türkler 500 yıl önce, yalnızca sembolik öneme sahip olan az sayıda Kiliseyi Camiye çevirdi. Bu, o çağın bir normuydu. İspanyollar da Camileri Kiliseye çevirdi. Katolikler yüzlerce Ortodoks Kilisesini Katolik Kilisesine çevirdi, hatta bazılarını yakıp yok ettiler.
Türkler ise sembolik olmayan diğer kiliselere dokunmadı, aksine Osmanlı döneminde bizzat devlet eliyle pek çok Kilise yapıldı ve açıldı.
Yunanlar ise GÜNÜMÜZ dünyasında camileri Kiliseye çeviriyor. İşte bu, bu çağın bir normu değil. Bu çağ dışılık.
Bugün Balkanlarda, Osmanlı'dan kalan Camilerin çoğu yok edildi ya da Kiliseye çevrildi.
O halde neden bir tek Türkler, Ayasofya'dan dolayı utandırılıyor?
Hayır, Ayasofya bizim. Türklerin.
Cami, Kilise ya da müze... Tüm hakları bizim. Nasıl kullanılacağı konusundaki tek söz sahibi Türklerdir. Başkaları değil.
Aya Sofya, "Kutsal Bilgelik" demektir.
Adını bile değiştirmemiş Müslüman Türkler.
Şehrin adı da Konstantiniyye olarak kalmış. İstanbul da Konstantinopolis demek zaten.
Türkler bunlardan rahatsız olmamış, büyük bir millet olduğu için büyüklük göstermiş ve tarihi mirası yaşatmış.
Onlar ise küçük milletlerin uğraştığı küçük işlerle kendilerini meşgul edip duruyorlar.
Ayasofya'yı geri alma hayalleri kurmak yerine Tanrı'nın hakikatini vaaz etselerdi Yunanistan'da bu kadar ateist genç olmazdı...
Son olarak; Ayasofya'nın Kilise tasfirini nasıl yaptıklarına bakın... Ayasofya'nın Kilise olmasına takıntılı kişiler genelde çok cahil kişilerdir. Türklerin eklediği payanda ve kemerleri bilmezler. Bakın, öndeki İslami türbe ve eserleri de Kilisenin bir parçası zannederek Kilise tasfirine ekliyorlar. Oldukça trajikomik.
Ciddi insanların uğraşmayacağı şeyler.
@TayfunZone@realKalos Ansuz? Ansız yani an da olmayan. Woodens day çarşamba. Wooden odun tahta demek. Zaten odun direkt bu bağlantıyı kuran kelime. Hocam Herkesin kuyruk acısı var nasıl girdiysek. Kimse kabul etmiyor Türk köklerini.
@surrealistnot önceden okumuştum tekrardan okudum sağolun.Ben de dheb ve eşimde otizmli. Ve bu tarz insanların mutlak dahiler ve dünyayı değiştirenler olduğunu düşünüyorum. Okul sistemi bizleri tek tipleştiriyor ve bu çocukların otantikliklerine karşı çıkıyor.
It has emerged that during Melih Gökçek's tenure as the General Director of the Child Protection Agency, 29 children were kidnapped and sold abroad; however, Gökçek did not even face an investigation regarding the matter. Following the Epstein scandal, this issue has once again come to the forefront of the public agenda.
This individual served as the long-standing Mayor of Ankara and remains a close confidant of President Erdoğan, holding numerous high-ranking positions within the ruling party. Despite widespread public allegations holding him responsible for the disappearance of children, he has consistently evaded legal prosecution due to Erdoğan's political backing. Recent public discourse in Turkey has linked him to the trafficking of children to the Epstein network, an operation allegedly carried out with the President’s own tacit complicity.
#Erdogan #Turkey #EpsteinFiles