ben bir baba yaga
cephanemde yalnız bir ok var
orada kuytu şurada zula
burada başka bir iz var
ardımda sırat, önümde dağ
yanımda yolgezen
burada tuzak
bu arada evde baba yaga var
@jota_snchez tüm bunlar duygusal yaklaşım. önemli olan saati 50 cent olan işçiler ve insan haklarını sömüren bir sistem kurmak, bu adamları övecek bir taraf yok. sistem isterse size bok bile satabilir. kovulduğu şirkete hippi lider olarak dönmek, ahahaha ne kadar komik mantığınız alıyor mu?
Eskiden...
Banyo taburesine oturmadan önce su döken nesiliz biz.
Annemizin sinirlenince kafamıza ‘dannk’ diye ses çıkartan taslarla yıkandık,
Banyodan sonra havluya sarılıp sobanın yanına geçtik..
Saçlarımızdan düşen suları sobaya düşürür cısss sesini dinlerdik.
En güzel mahalle maçlarını annemizin zamansız banyo yaptırmaları yüzünden kaçırdık.
Cumadan verilen ödevi pazar akşamı yapan nesiliz.
Aynı simidi 2-3 kişi yiyip aynı şişeden gazoz içtik.
Arkadaşın bisküvisinden alınca içi yanan değil mutlu olan nesildik.
Anne terliğinin tadına doyumsuz bakmış,pazar banyosunu genelde leğende ülfet sabunu ve maşrapayı kafasına yiye yiye yıkanmış tertemiz çocuklardık.
Her sabun kokusunda çocukluğum aklıma gelir bu yüzden..
Bizler kardan adam yapıp erimesin diye dua eden çocuklardık.
Sokak oyunundan vazgeçemeyip,
Salça ekmek yiyip doyan çocuklardık.
Yere düşen ekmeği öpüp başımıza koyardık,
Tuvaleti geldiğinde annesi eve alır korkusuyla sokağa çiş yapan çocuklardık.
O günler çok çok güzeldi hele hele bugünlerle karşılaştırıldığında.”
Çocuk gibi çocuktuk biz!.
Huzur ve saygı da vardı,
mutluyduk küçücük dünyamızda ….
Sabahtan aksama kadar oyun oynardik.
Karnımızın acıktıgını unuturduk oyun oynarken.
Gazoz kapaklarıyla oynayan çocuklardık,
Çelik çomak oynardık,
çember çevirirdik,
çomaktan bez bebekler yapardık, ekmegimize toz seker atıp yerdik
Yaprakları içine pirinç diye kum koyar sarardık
Ölen bir kuş görürsek gömer mezar yapar dua okurduk mutluyduk…
Çam ağacının kabuğundan araba traktör yapardık, yaramazlık yapardık annemizden dayak yememek için saklardık, ilkokulda soba ile ısınırdık…
Biz küçükken çok büyüktük.
Mesela kollarımızı bir açardık, dünyayı kucaklardık.
Güzeldik biz küçükken.
Kaşlarımızı almayı bilmezdik,makyaj çok büyüklerin işiydi sevmezdik.
Arkadaşlarımızla beraber bir gece uyuyabilirsek eğer velinimetti bizim için, çok lükstü, hayaldi belkide…
Bizler bahçeli evlerimizde çevremizdeki insanlara güvenerek büyüdük.
Annelerimizin dizlerinin dibinde sokakların, bahçelerin, ağaçların, tozun toprağın kokusunu içimize çekerek büyüdük.
Kapı önlerine paspas serip evcilik oynardik, kapı önünde çizgili oynardık, kaldırım taşına oturur saatlerce oyalanırdık…
Oyuncaklarımız mutfak esyalarimiz yoktu….
Ekmeğin arkasındaki kağıdı sökmek için uğraşırdık,hep kağıt kalırdı…
Bizim hiç bir şeyimiz yoktu ama yine de mutluyduk.
O günleri yine doya doya yaşamak için neler vermezdim ki…!
Biz çocuk gibi çocuktuk…!
*Alıntı
Türkiye'de eskiden bölücülüğe prim vermeyen gerçek sanatçılar vardı. Şimdi ise Yılmaz abe, sırrı abeci, aşiret kaçkını, uyuşturucu ve seks müptelası hiçbir derinliği olmayan sanat sepet tayfa var !
@parspars620965@FiiTarih anadolu milliyetçiliği nedir bilmiyorum zorlama ve mabattan ittirme bir terimdir.
Türk devletine vatandaşlık bağı olan herkes Türk'tür
diğer kimlikleri dışlamıyor, uyuma diyor. kuşkucu ol, ihanete uğramamak için gözlerini dört aç, kim olduğunu, yaşadıklarını unutma diyor
@parspars620965@FiiTarih mevcut durumu gözetmek gerekir. insanların böyle bir dönemde dikkat çekmek istedikleri hassasiyet gerçekçi bir durum. bunu ırkçılık yapıyorsunuz gibi bir yaklaşımla karşılamak da hassasiyetlere karşı değersizleştirme planlı bir yaklaşım sayılabilir
@parspars620965@FiiTarih insanları bölmek için uğraşıyorsunuz yaklaşımınıza ithafen bir mim atma ve açıklama gereğinde bulundum, Türkiye bölünemez bölünmesi teklif dahi edilemez anayasamızda yazdığı gibi, sapla samanı ayırt etmek gerekir. teşekkürler
@parspars620965@FiiTarih pars Atatürk'ün yaratmak istediği bilinçli vatandaş profili buydu evet. tarihinizi, dilinizi, mücadelenizi, eserlerinizi, varoluşunuzu yok sayan tarihin her alanında sizi yalnız bırakmış kimselere karşı da dikkat çekmek, unutmamak adına uyarı mahiyetinde yaklaşımlardır bunlar da
eğer ki bir gün göçüp giderse satırlarım benimle, veya neyse herşey yerli yerinde, merak etme herşey yerli yerinde. sen merak etme herşey yerli yerinde