Hekimin yaptığı iş, sorumluluk ve aciliyet durumu göz önünde bulundurulduğunda,
Ayrı otopark,
Ayrı lavabo,
Ayrı yemekhane tahsisi
Gayet anlaşılır ve uygulanasıdır.
Eşitliği kendi klasmanınızdakilerle isteyebilirsiniz. Eşit sorumluluk ve eşit riskimiz yok. Hiçbir zaman eşit olmadık, olmayacağız da.
Hekimlik, Tutuklama Tehdidi Altında Yapılamaz!
Hekimlik, bilimsel bilgi ve hukukun güvencesi altında yapılmalıdır; tutuklama tehdidi altında değil. Hekimlerin bilimsel değerlendirme yapılmadan özgürlüklerinden yoksun bırakılması, yalnızca meslektaşlarımızı değil, nitelikli sağlık hizmetini de tehdit etmektedir.
İstanbul Tabip Odası'nın dahil olduğu 58 tabip odası ve Türk Tabipleri Birliği'nin ortak açıklamasını kamuoyu ile paylaşıyoruz.
👇
https://t.co/thM1yQkGYu
🔴 UZMAN HEKİMİN TABAN ÖDEMESİNİ ÖYLE DEĞİL, BÖYLE KARŞILAŞTIRIN!
Maaş hiyerarşisi değerlendirilirken yalnızca uzman hekimin taban ödemesini seçip bunu hemşire maaşıyla karşılaştırmak doğru değildir.
Ana maaş, taban ödeme ve teşvik ek ödemeler ile birlikte ele alınmalı; çalışanların toplam gelirleri üzerinden karşılaştırma yapılmalıdır.
📊 2026 Temmuz toplam gelirleri esas alındığında, lise mezunu bir hemşireye göre:
▪️ Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Yandal Uzmanının geliri 3,45 kat fazladır.
▪️ Beyin Cerrahisi Uzmanının geliri 2,95 kat fazladır.
▪️ Pratisyen Hekimin geliri 2,17 kat fazladır.
▪️ Eczacının geliri yalnızca 1,41 kat fazladır.
Şimdi tabloya bütüncül olarak bakın!
Bu değerlendirme sağlık personellerinin emeğini küçümsemek değildir. Aksine kamuda ücretlerin; eğitim süresi, uzmanlık, risk, sorumluluk, görev yükü ve çalışma şartlarıyla uyumlu olması gerektiğini savunmaktır.
Yıllarca süren tıp eğitimi, uzmanlık ve yan dal eğitimi, devlet hizmeti yükümlülüğü, ağır nöbetler, hayati karar sorumluluğu, malpraktis riski ve sağlıkta şiddet tehdidi karşılığında oluşan bu farklar gerçekten abartılı mıdır?
Bize göre abartılı değil, aksine oldukça azdır!
Tek bir ödeme kalemini seçerek algı oluşturmayın.
Toplam gelirleri, eğitim süresini, riski ve sorumluluğu birlikte değerlendirin; maaş hiyerarşisinin gerçekten adil olup olmadığına ondan sonra karar verin.
Buraya Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof Dr Ertuğrul Okuyan hocanın kaleme aldığı güzel bir yazı bırakıyorum.
Okumanızı tavsiye ederim.
Tıp, matematik değildir. İki kere iki her zaman dört etmez. Aynı hastalık, aynı ameliyat, aynı ilaç… Fakat iki farklı insan, iki farklı beden ve bazen iki farklı sonuç.
İnsan bedeni, laboratuvar camı değildir. Her şeyi önceden hesaplanabilen kusursuz bir makine hiç değildir. Bazen bütün tıbbi kurallar uygulanır, bütün önlemler alınır, bütün ekip elinden geleni yapar. Yine de hayat, hekimin hesabına uymayan bir yerden kırılır.
Elbette hekim hatası olur. İhmal de olur. Hukuk bunun için vardır. Kimsenin dokunulmazlığı olamaz. Fakat hukuk kuralları gözetilmeden hareket edildiğinde, adalet duygusu da zedelenir.
Bugün tartışılan mesele tam da budur.
Şanlıurfa’da görev yapan bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, ameliyat sonrası yaşamını yitiren hastası nedeniyle tutuklandı. Hayatını kaybeden hanımefendiye Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır diliyorum. Hiçbir hukuki tartışma, bir ailenin yaşadığı acıyı küçültemez.
Fakat acı ile hukuk birbirine karıştırılamaz.
Çünkü hukuk, acının en yoğun olduğu anda bile soğukkanlı kalmak zorundadır. Adalet, kalabalığın öfkesine göre değil; delile, usule ve kanuna göre yürür.
Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, sağlık profesyonellerinin mesleklerini icra ederken yaptıkları tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yürütülecek ceza soruşturmalarında, Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun izni olmadan adli sürecin başlatılamayacağını ve koruma tedbirlerine karar verilemeyeceğini kamuoyuna açık biçimde duyurdu.
Şimdi cevap bekleyen sorular ortada duruyor.
Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun izni alındı mı?
Kanunda öngörülen muhakeme şartı yerine getirildi mi?
Tutuklama tedbirine hangi hukuki gerekçeyle başvuruldu?
Bu sorular yalnızca hekimlerin soruları değildir. Hukukun kendi kendisine sorması gereken sorulardır.
Çünkü tutuklama bir ceza değildir. Bir tedbirdir. Kaçma, delilleri karartma veya yargılamayı tehlikeye düşürme ihtimaliyle başvurulan ağır bir tedbir… Mesleğini sürdüren, adresi belli, kimliği belli, yıllarını hastalarına vermiş bir hekimin neden özgürlüğünden yoksun bırakıldığı kamuoyuna ikna edici biçimde anlatılmalıdır.
Aksi hâlde ameliyathanelere yalnızca neşter değil, korku da girer.
Korkuyla çalışan hekim riskli vakadan uzak durur. Zor ameliyatı başkasına bırakır. Genç doktor cerrahi branş seçmez. Kadın doğum, beyin cerrahisi, kalp damar cerrahisi gibi ağır sorumluluk taşıyan alanlar zamanla ıssızlaşır.
Sonra ne olur?
Bir hastane tabelası yerinde durur. Ameliyathane lambaları yanar. Cihazlar çalışır. Fakat o masaya elini uzatacak hekim bulunamaz.
İşte o gün toplum, bir hekimin tutuklanmasının yalnızca bir kişiyi ilgilendirmediğini acı biçimde anlar.
Hekimler potansiyel suçlu değildir. Her ölüm cinayet, her komplikasyon ihmal, her kötü sonuç kusur sayılamaz. Tıbbın doğasında risk vardır. Hukukun görevi bu riski inkâr etmek değil; kusur ile komplikasyonu, ihmal ile kaçınılmaz sonucu birbirinden ayırmaktır.
Biz hekimler için ayrıcalık istemiyoruz.
Dokunulmazlık istemiyoruz.
Hesap vermemek hiç istemiyoruz.
İstediğimiz şey, kanunun herkese tanıdığı güvencelerin hekimlerden esirgenmemesidir. Bilirkişi incelemesi yapılmadan, tıbbi süreç bütün yönleriyle değerlendirilmeden, kusur ortaya konmadan bir hekimin suçlu muamelesi görmemesidir.
Adalet Bakanlığı ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu bu süreci titizlikle incelemelidir. Sağlık Bakanlığı da kendi açıkladığı hukuki çerçevenin uygulanıp uygulanmadığını kamuoyuna anlatmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca bir tutuklama kararı değildir.
Mesele, yarın gece yarısı kanaması olan bir hastaya kimin müdahale edeceğidir.
Mesele, riskli doğuma kimin gireceğidir.
Mesele, genç bir doktorun neşteri mi yoksa daha güvenli bir mesleği mi seçeceğidir.
Hekimin hukuki güvencesi bir meslek grubunun talebi değil, toplumun sağlık güvencesidir.
Neşterin üzerine vurulan her kelepçe, eninde sonunda hastanın bileğine dolanır.
Journalist Janine di Giovanni:
"If a missile hits a hospital in Ukraine,
Europe calls it a war crime."
"But if missiles hit a hospital in Gaza and 100 people die, it’s Israel's right to defend itself."
Bir savcının keyfi bir hukuksuz uygulaması ülkede cerrahlar ve cerrah adayları için dönüm noktası oldu. Bu olaydan sonra bir sürü insan cerrah olmaktan vazgeçti. Ama bu savcıdan hiç kimse hesap soramıyor, konu gündeme bile gelmiyor.
@tibbiyelisozluk Valla bu ülkede tıp yazanın aklı yok.
Tıp yazıp kuru egodan başka hiçbir avantajı kalmayan cerrahiyi yazanın hiç aklı yok. Biz halk tarafından da devlet tarafından da yalnız bırakılan bir meslek grubuyuz.Bu aymazlığın bedelini de hem halk hem devlet olarak topluca ödeyeceğiz…
🇺🇳🇮🇱 The UN has officially declared Gaza a genocide zone, noting that Israel is deliberately targeting children and infants.
It took them three full years to reach this conclusion.
Altı aylık resmî enflasyon: %17,76
Memura verilen maaş artışı: %13,52
Memurun maaşı daha cebine girmeden resmî enflasyon karşısında yaklaşık %3,6 eridi.
Tebrik ederiz!
@MemurSenKonf@Kamu_Sen
ASLA UNUTMA!
İsrail askerlerinin doktor kılığına girerek Filistin hastanesine girip insanları öldürdüğünü asla unutmayın.
Bu terörizm ve savaş suçudur.
Tüm memurlara Temmuz 15 itibariyle enflasyon farkı + toplu sözleşme ile birlikte ilk 6 aylık enflasyonun %4 ALTINDA artış yapılacak .
Tüm memurlar kafasını kaldırıp bu nasıl toplu sözleşme ki enflasyon farkı ile toplayınca dahi enflasyonun altında kalıyor demiyorsa yarın biz maaşları %50 azaltıyoruz deseler bugün sesi çıkmayanların yine çıkmayacak.
Trafikte uyardığı üç kişi tarafından boğazından bıçaklanarak katledilen Samet Özgül’ün kız kardeşi:
“Samet’i öldüren 3 sanıktan 2 kişi serbest bırakıldı. Bu insanların 20 ayrı suç kaydı vardı.
Adalet bakanına her gün mail attım. Bu muydu adalet?”
Bu isyanı unutmayın!
🔵 İran Takım Kaptanı Mehdi Taremi:
"Berbat bir Dünya Kupası. Bu şartlarda oynamak ne adil ne de doğru. FIFA hiçbir şey yapmadı. Infantino maç sonrası ‘çözeceğim’ dedi ama yok. Bizi Seattle’dan Tijuana’ya gönderdiler. Bizi elemeye çalışıyorlar."