DEHB'li bireylerin dürtüselliği nasıl deneyimlediklerine yönelik çalışmada Walg'ın şu kavramı çok önemli: "İçsel Saat Hızı" (Internal Clock Rate).
DEHB'li bireylern iç saatleri diğerlerine göre daha yüksek bir hızdadır. Bunun sonucunda dış dünyadaki sabit bir zaman aralığını, diğerlerinden daha uzunmuş gibi algılarlar. Bunlar yapılan deney ölçümlerinde gösteriliyor. Yani aslında dürtüsel davranış, aslında sabırsızlık değil; öznel olarak "zaten çok uzun bir süre beklemiş olma" hissinden kaynaklanır. Böyle bakınca dürtüsellik mi o da tartışılır!
ifşalardan çok tetiklendiğim için çok detaylı okuyamıyorum ama genel bir tema var hepimizin dikkatini çeken. bir erkekle herhangi bir eve, odaya girince amımızdan alacaklı oldukları varsayımı. daha az kamusal her yerde bizim kamusal varlığımız da yok oluyor anladığım kadarıyla.
Kimseye saygıda kusur etmeyen, herkesin gönlünü kazanmış komşumuz beni asansörde sıkıştırıp öpmeye çalışmıştı. Erkekler erkeklere “iyi insan” diye kefil oluyor ya, biz kadınlar ne yaşadığımızı biliriz.
Hiçbir tacizci herkesi taciz etmez. Kendi mahallelerinden, kendi güç dengelerince daha dokunulmaz saydıkları kadınlara karşı çok daha saygılı olabilirler. Bu tacizci olmadıkları anlamına gelmez; güç ve aklanma denklemlerini çok iyi bilen pragmatik manipülatörler oldukları anlamına gelir. Şeytanın bile arkadaşa, yandaşa ihtiyacı vardır, hatta bu konuda çok iyidir. İkiyle ikiyi toplayalım.
Pek çoğumumuz taraflardan biri olmadığımız için bunu ifşalamak bana düşmez diyip en yakınımızdaki kadınlardan birinin mağduriyetine kalbimizde bir ağırlıkla sessiz kalmak zorunda hissediyoruz.
Her an tacize uğrayabileceğimiz için kafamızda GoPro ile gezmemiz bekleniyor herhâlde. Beni saçlarımdan çekerek sürükleyen erkek bağırmaya başladığımda saçımı bırakıp hemen telefonunu almış ve "Bakın hiçbir şey yapmıyorum, kendi kendine bağırıyor" diye video çekmişti.
Yurt dışı çıkış yasağı şartıyla serbest bırakılmayı da normalleştirdik gibi hissediyorum. Anayasal özgürlüğünü kullanan birinin seyahat özgürlüğünün engellenmesini normalleştirmemeliyiz.
After careful consideration and hearing the feedback from our fans whilst fully respecting their concerns, our show in Istanbul will be now postponed until 2026 so we can ensure DBL Entertainment will not be involved.
Thank you for your ongoing support, it means everything to us. See you in 2026!