Yeraltı Adamı'nın hissettiği bu yoğun utanç duygusu, onun toplumsal ahlak kurallarını içten içe önemsediğini gösterir, aynı zamanda sadece kendi zihnindeki kusursuz entelektüel imajın yıkılmasına duyduğu bir öfkedir.
#FyodorMihayloviçDostoyevski#YeraltındanNotlar
Yeraltı Adamı'nın bu karanlık, gizli ve utanç dolu sefahat maceraları, onun toplumdan kaçarken kendi inşa ettiği o zindana nasıl gönüllü olarak kilitlendiğini gösterir.
Yeraltı Adamı'nın bu kadar çelişkili dalgalanmalar yaşaması ve okumayı bir sığınak olarak görürken bile içindeki o "sefihlik" arzusunu bastıramaması, onun içsel çatışmasının ve derin yalnızlığının bir sonucudur.
#KitapAlıntıları#EdebiyatKulübü#KlasikEdebiyat
Kendini hem herkesten üstün görüp hem de sefilliğin en dibine itme isteği, edebiyat tarihinin en dürüst ama bir o kadar da güvenilmez karakter çatışmalarından biridir.
Okurken altını çizdiğim o güzel cevapla paylaşmak istedim: "Anladım ki insan, kendisini düşünerek değil, sevgiyle yaşar." ❤️
📕 Yayınevi: @iskultur
📕 Dizi | Alt Dizi: Dünya Klasikleri | Rus Edebiyatı
📕 Tür: Öykü
📕 Sayfa Sayısı: 96
#Tolstoy#İnsanNeyleYaşar
Kitabın sorduğu o temel soru içimde yankılanıyor: "İnsana ne verilmiştir, insanda ne yoktur ve insan neyle yaşar?" Sayfalar ilerledikçe insanı kendi içine döndüren bir Tolstoy klasiği... 📖✨
Hani böyle bir aşk yoktu? Hani sen de çok şanslıydın? Hani bendim tek gerçeğin? Ölse her şey, ben ölmezdim. Ölüyorum günden güne; gülüm soldu, gönlüm soldu, içimdeki çocuk soldu. Niye yoksun, söyle niye?
Yeraltı insanının bu zehirli ama bir o kadar da büyüleyici dürüstlüğü, edebiyat tarihinin en keskin aynalarından biridir. Sadece bir kitaptan alıntı değil, adeta insan ruhunun karanlık odalarından yükselen bir fısıltı.
Yeraltından seslenen o meşum, huzursuz ve bir o kadar da haklı ses...
Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ındaki o benzersiz anlatıcının, hem karşısındaki hayali "baylar" topluluğuna meydan okuyan hem de kendi içsel çelişkilerinde boğulan o meşhur tiradından bir parça bu.
Karşısındakilerin ne düşündüğünü umursamıyormuş gibi görünürken, aslında her bir düşüncenin üzerinde nasıl saplantılı bir şekilde durduğunu itiraf eder. "Ne düşünürseniz düşünün, bu bana şeref verir" derken bile arkasındaki o ince, asitli alayı hissetmemek imkansızdır.
Dostoyevski, Yeraltından Notlar’da insanın içindeki o muazzam tezatlığı; hem en dipte olup hem de o 'ilk ideale' duyulan saygıyı nasıl kaybetmediğimizi öyle bir anlatıyor ki... İnsan kendi ikiyüzlülüğüyle ve konfor alanıyla yüzleşiyor.
Fenerbahçe Kongresi: Değişim mi, Güven mi?
Fenerbahçe kongresi yalnızca bir başkan seçmedi. Belki de son yıllarda Türk sporunda sıkça gördüğümüz bir eğilimi yeniden doğruladı: Belirsizlik dönemlerinde insanlar yeniyi değil, tanıdıkları liderleri tercih ediyor. #AzizYıldırım
Belki de bu sonuç, Fenerbahçe’den bağımsız olarak daha genel bir şeyi söylüyordur: Büyük yapılar kriz anlarında yeni fikirlerden çok, güçlü ve bilinen isimlere yönelme eğilimindedir.