Hamza Taş İHO üç sınıf öğrencilerin ve öğretmenlerin katılımı ile Yivli Minare'de değerli valimiz @munirkaraloglu ile birlikte Sabah namazı buluşmasında
Yahudilerin duygu sömürüsü yaparak dünyayı nasıl aldattıklarını anlattığı Holokost Endüstrisi kitabıyla ünlenen ABD'li Yahudi yazar Prof. Norman Finkelstein, sorunun Netanyahu olmadığı söyledi :
"Sorun Netanyahu değil. Sorun, İsrail toplumunun tamamı."
"İsraillilerin yaklaşık yüzde 70-75'i Gazze'de masum kimsenin olmadığını söylüyor. İsrail çocukları hobi olarak öldürüyor.”
İnsanlık kangren oldu. Can çekişiyor.
Slovenya'da İsrail karşıtı Musar'ı neredeyse Rus ajanı ilan ettiler, aracına kaza yaptırdılar, köprücük kemiği kırıldı, ölümden döndü. Karşısına pat diye İsrail destekçisi, aşırı sağcı Başbakan Jansa geldi bir anda.
Şimdi de İspanya'da Sanchez'i Ceuta göçmen krizi nedeniyle aynı çevreler sıkıştırıp duruyor. Eşinin de yargıyla başı dertte.
AB içinde bir tane İsrail karşıtı hükümet/siyasetçi kalmayana kadar buna devam edecekler. İsrail'e karşı sesi yüksek çıkan, cesur bütün siyasetçiler er ya da geç aynı kaderi paylaşıyor.
Netanyahu için yakalama kararı çıkartan UCM Başsavcısı Karim Khan'ın görevden alındığını, ABD'nin BM Filistin Özel Raportörü Albanese'ye yaptırım uyguladığını da hatırlatalım.
Seit Dienstag durchpflügt ein sechstes deutsches atomwaffenfähiges U-Boot die Meere auf dem Weg nach Israel. Es kostet zwischen 500 und 700 Millionen Euro. Ein Drittel davon dürfen wir Steuerzahler bezahlen. Die deutschen Waffenlieferungen an Israel gehen also munter weiter. Nur immer massiver, rabiater. Allein in den ersten fünf Monaten dieses Jahres genehmigte die Bundesregierung Rüstungsexporte nach Israel im Wert von fast 800 Millionen Euro – mehr als in den zwanzig Monaten davor zusammen. Und das alles, obwohl gegen Israel gerade ein Verfahren wegen Völkermords vor dem Internationalen Gerichtshof in Den Haag stattfindet. Und obwohl ab Montag in Den Haag Deutschland selbst auf der Anklagebank sitzt: wegen Beihilfe zum Völkermord. Schlimmer kann man seine Gleichgültigkeit gegenüber dem Völkerrecht nicht demonstrieren.
Zentrales Ziel der israelischen Regierung ist seit langem die Vernichtung oder Vertreibung des palästinensischen Volkes. In Ostjerusalem, auf der Westbank, in Gaza – durch unerträgliche staatliche Schikanen, durch mörderische Siedlergewalt, durch Aushungern, durch Kriege und demnächst durch Deportationen, wie gerade vom israelischen Verteidigungsminister Katz angekündigt. Unsere Bundesregierungen sind längst Komplizen der Vernichtung der Palästinenser geworden. Doch keiner schämt sich.
Ich frage:
1.Darf man die historische Schuld der Deutschen an den Juden dadurch abtragen, dass man für Israel neue Schuld begeht und der israelischen Regierung hilft, andere Völker zu vernichten?
2.Wir fordern zu Recht eine konsequente internationale Kontrolle des Atomprogramms des Iran, obwohl der Iran seit über 150 Jahren keinen Angriffskrieg gegen ein anderes Land begonnen hat. Müssten wir nicht mindestens genauso eine internationale Kontrolle des (militärischen) israelischen Atomprogramms durchsetzen? Schließlich hat Israel allein im vergangenen Jahr sechs Länder militärisch angegriffen: die palästinensischen Gebiete, den Libanon, Syrien, den Jemen, den Iran und Katar. Von Israel und nicht vom Iran geht das Risiko eines Atomwaffenkrieges im Mittleren Osten aus.
Darf man zu all dem schweigen?
Belgeselini çektiğimiz Hasidik Yahudiler, Chabad-Lubavitch topluluğudur ve ileri düzeyde Siyonisttir.
İsrail yanlısı bu Hasidik Yahudiler, bizim başlangıçta yalnızca kültürel ve yüzeysel bir video çekeceğimizi düşündü. Drew Binsky tarzında; gündelik yaşamı, gelenekleri ve kültürel farklılıkları anlatan daha hafif bir içerik bekliyorlardı.
Kanalımızın popülerliği de, onların bizim çekim talebimize ılımlı yaklaşmasına neden oldu.
Üstelik bu konuyu ilk kez biz çekmiyorduk. Daha önce Tyler Oliveira ve Tommy G gibi içerik üreticileri de benzer videolar hazırlamıştı.
Fakat çekimler ilerledikçe, konunun yalnızca kültürden ibaret olmadığını fark ettik. Aldıkları çeşitli destekleri, İsrail’le kurdukları tarihsel ve ideolojik bağları ve Kudüs’e dair siyasi-dini yaklaşımlarını da keşfettik ve belgeselimizde bunları size aktarmaya çalıştık.
Filistinli çocukları desteklemeyi unutmayın!
TARİHÎ YAYIN: EMEKLİ VAİZ
26 Haziran 2013 / Ülke Tv
FATİH TEZCAN:
“Türkiye'de adı konulmamış bir 5816 var! Türkiye'de bir tek Atatürk'ü eleştiremezsin bir de Fethullah Gülen'i eleştiremezsin! Bu bir de facto! Bu bir realite olarak Türkiye'nin gündeminde böyle duruyor! Eleştirirsen ne olur? İnternet sitene https://t.co/oZm5MPWvYb'a hiç kimse reklam veremez! Televizyon kanalına kimse reklam veremez! İhaleye giremezsin! O olamaz bu olamaz! Ben bunu tanımıyorsam cevabı bu mu! Neden bu ülkede Fethullah Gülen'e en ufak bir eleştiri olduğunda "milyonlar bizi izliyor aman kırmayalım!" deniliyor! Neden bu dil? Bu şahıs senelerdir eleştirilemiyor! Mavi Marmara'da şehit olanlara "şehit değiller" dedi, yine de eleştirilemiyor! Ekranlarda bu isim eleştirilemiyor! Ben buna sinir oluyorum! Ben bunu etik bulmuyorum!”
🇹🇷
Turquie: Dans ce clip promotionnel du ministère turc de la Défense, la scène commence avec un soldat ottoman, épuisé après les combats. Il plante une dernière fois le drapeau ottoman dans le sol avant de tomber à genoux.
Un autre soldat apparaît alors, vêtu de l’uniforme de la période républicaine. Il s’approche de lui, pose une main sur son épaule pour le réconforter, puis il appelle ses camarades et lève les yeux vers le ciel. Deux époques semblent ainsi se retrouver dans une même scène, comme si le soldat de la République venait saluer l’héritage laissé par celui de l’Empire.
C’est la première fois que le ministère turc de la Défense met aussi clairement en scène et en avant la continuité entre l’héritage ottoman et la période républicaine.
BİR ŞİŞE SU, BİR VATAN HİKAYESİ:
KELBECER’İN İSTİSU’SU...
İstisu’nun hikayesi, suyun hafızası kadar berrak: Vatan geri döndü.🇦🇿
İlham Aliyev’in Pezeşkiyan’a ikram ettiği su, Azerbaycan’ın tabii zenginliklerinin de hatırlanmasına vesile oldu..
Kelbecer’in İstisu’su sadece maden suyu değil, işgalden kurtarılan, azad edilen KARABAĞ'ın yeniden ayağa kalkışının sembollerinden biridir.
Sovyet döneminde şifa merkezi olarak tanınan, yılda on binlerce konuğu ağırlayan İstisu’nun kaynakları ve tesisleri 1993’te başlayan işgal yıllarında kullanılamaz hâle geldi.
Kelbecer, 25 Kasım 2020’de yeniden Azerbaycan’a kavuştu. Ardından yol yapıldı, kaynaklar yeniden değerlendirildi, 2024’te İstisu maden suyu fabrikası açıldı.
Bir zamanlar harabeye çevrilen yerde bugün yeniden üretim var.
Azerbaycan, Türk yurdunu yalnızca geri almadı,
imar ediyor, abad ediyor, dünyaya yeniden sunuyor.
İstisu’nun hikayesi, suyun hafızası kadar berrak: Vatan geri döndü.
Müslüman Olan Amerikalı Genç: “Seküler Türkler Beni İslam’dan Vazgeçirmeye Çalıştı!”
▪️ Müslüman bir Amerikalı genç, Türkiye’deki seküler kesimin İslam’a yaklaşımını eleştirdi.
▪️ Türkiye’deki seküler çevrenin kendisini İslam’dan soğutmaya çalıştığını savunan genç, “İslam’ı öğrenmek istediğimi söylediğimde ‘Müslümanlar eşlerini döver’ gibi çılgınca fikirleri kafama soktular. Türkiye’nin seküler tarafı gerçekten çok üzücü” dedi.
▪️ Sekülerlerin Batı hayranlığına tepki gösteren Amerikalı genç, “Amerika’da doğup büyümenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorlar” dedi.
Arnavutluk halkı tam 92 gündür Edi Rama hükümetine ve Siyonistlere karşı direniyor!
Avlonya çevresinin ve Sazan Adası’nın Jared Kushner’e peşkeş çekilmesi, hükümetin yolsuzluk iddiaları ve İsrail’le kurduğu kirli yakınlaşma bardağı taşırdı. Halk, “Flamingo Devrimi” adı verilen direnişle üç aydır sokaklarda!
Ama mesele sadece Edi Rama değil.
Balkanlar yeniden dizayn ediliyor! Stratejik topraklar ve kıyılar küresel sermayeye açılırken, İsrail’in bölgedeki nüfuzu büyütülüyor. Üstelik Balkanlar’da ayrı bir Bektaşi devleti kurulması projesi olarak gündeme getirilen girişim de bu tabloya ekleniyor.
Bütün bunlar olurken Türkiye’de medya ve kamuoyu susuyor.
Bugün Arnavutluk’ta yaşananları görmezden gelenler, yarın Balkanlar’da ortaya çıkacak yeni dengeler karşısında şaşırmasın.
Flamingo Devrimi’nin sesi duyulmalıdır!
Balkanlar’daki oyun bozulmalıdır!
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett:
"İsrail Devleti'nin kuruluşundan bu yana ilk kez, Amerikan kamuoyunda İsrail olumsuz bir marka haline geldi.
Bir Amerikan öğrencisine "İsrail — aklınıza ne geliyor?" diye sorarsanız, soykırım diyorlar. Durum bu.
İtalya derseniz — "makarna, spagetti." İsrail derseniz — "bebek katilleri."
Ateist müşteriye sipariş götüren kurye başından geçenleri anlatıyor...
Bir "Selamun aleykum" sözünün nelere sebep olacağını, insana hidayetin hiç tahmin edemeyeceğimiz yerlerden gelebileceğini gösteren çok güzel bir hikaye.
Kuzey Makedonya'daki Türk köylerini gezen Uğur Kola, Alikoç Köyü’nde karşılaştığı bir Balkan Türkünün duaları karşısında duygu dolu anlar yaşadı.
🗣 "Yaşasın Türkiyemiz. Bize sahip çıkıyor"
🔴 İsrailli orkestra şefi Ilan Volkov, Londra’da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısını kınadı. Canlı yayın, BBC tarafından kesildi:
▪️Yüreğimde büyük bir acı yaşıyorum ve artık sessiz kalamam
▪️ Binlerce masum Filistinli öldürülüyor, hastanesiz, okulsuz, bir sonraki öğünün ne zaman olacağını bilmeden defalarca yerinden ediliyor
▪️Filistinlilerin hastaneleri ve okulları yok, bir sonraki öğünlerinin ne zaman olacağını bile bilmiyorlar
▪️Bunun daha fazla sürmesine izin veremeyiz, geçen her an milyonların güvenliğini tehlikeye atıyor
▪️Artık İsrail’de sahne almayacağım.
Türk çevirmen ve aktivist Ayçin Kantoğlu’dan tüyler ürperten açıklamalar:
— Kimin bu deriler?
— Kimin bu organlar?
— Siz bir halkı organına, derisine varana kadar nasıl yağmalayabilirsiniz?
— Buna ne hakkınız var?
“Dünyanın en gelişkin deri bankasının bunların elinde olduğu söyleniyor. Fakat biz biliyoruz ki Museviler vücut bütünlüğünün bozulmaması bakımından ki onlar için önemli bir durum bu; kendi derilerini bağışlamıyorlar, kendi organlarını da bağışlamıyorlar. Peki nasıl oluyor da ellerinde dünyanın en gelişmiş organ bankasıyla deri bankası olabiliyor?”
🇺🇸 Amerikalı Gazeteci Abby Martin'den Şok Eden İsrail Gözlemleri:
➖ 1932'de Berlin'e giriyormuşum gibi hissettim.
➖ Gerçekten kendimi tamamen iğrenmiş hissettim.
➖ Duyduklarıma inanamadım.
➖ Yani sadece birkaç adım yürürken, ne kadar beyaz olmama rağmen, "Arap mısın? Arap mısın?" dediler.
➖ Ben de "Ne? Ben bir Amerikalıyım" dedim.
➖ "Oh, güzel. O zaman Araplar hakkında konuşabiliriz."
➖ "Filistinlilerden ne kadar nefret ettiğimiz hakkında konuşabiliriz."
➖ O zamanlar yaklaşan tehlikeyi, gerçekleri gördüm.
➖ İsrail toplumunun içinden bir umut gelmeyeceğini gördüm.
➖ Tüm mültecilerin dışarı atılması için çağrı yapılan mitinglere gittim.
➖ Biliyorsunuz, bize İsrail'in Holokost mağdurları ve soykırım mağdurları için güvenli bir sığınak olduğu söylenmişti.
➖ Peki o zaman neden tüm Afrikalı mülteciler Necef Çölü'nün ortasındaki bir toplama kampına konuluyor?
➖ Neden orada hiçbir Afrikalı mülteci istemiyorlar?
➖ Etiyopyalı mültecileri vitrin malzemesi olarak kullanıyorlar ama sonra üremelerini istemedikleri için onlara zorla Depo-Provera doğum kontrol ilaçları veriyorlar.
➖ İsrail toplumunun doğası bu.
➖ Burası bir etno-devlet ve üstünlük ile nefret üzerine kurulu, çünkü Siyonizm budur.
Dün Sümela'da ayin yapıldı, asla karşı değilim. İzin verenler iyi yapmış.
Sadece merak ediyorum:
Bugün Mevlit Kandili. Daha başka kandiller de var. Ramazan ve Kurban Bayramı var mesela...
Rumlar tek bir Rum'un yaşamadığı Trabzon'a gelip ayin düzenleyebiliyorsa biz neden tek bir Türk'ün bırakılmadığı Selanik'te Yeni Camii ya da Hamzabey Camii'nde yılda bir gün de olsa ibadet edemiyoruz.
Merakıma devam ediyorum:
Sümela konusunu resmileşirken (izin verilmesine asla karşı değilim) biz resmi olarak bunu neden talep etmiyoruz mesela?
Kendi miraslarına sahip çıkan Rumlar kadar olamıyor mu 500 yıllık ecdat emaneti Selanik'in bir zamanlar sahibi olan Türkler?
Daha ne diyeyim ki...
#kaybolantarihinpeşinde