Umutların büyüdüğü, adaletin ve huzurun hâkim olduğu bir Türkiye temennisiyle tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.
Kurban Bayramının milletimize ve tüm insanlığa sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik getirmesini diliyorum.
Atla arpa dövüştürülür mü? Sapla saman karıştırılır mı?
Ama Türkiye’de siyasetle hukuk bilek güreşine giriyor, adalet zedeleniyor, ekonomi raydan çıkıyor, bedelini millet ödüyor.
Devletin kurumlarını siyasi hesaplaşmanın aparatı hâline getirirseniz ne hukuk kalır ne güven ne de ekmek.
Hukuk eğilip bükülmemelidir.
Siyasetin görevi kavga üretmek değil, milletin derdine çözüm bulmaktır.
Siyaset mahkeme salonunda değil, siyaset yolu ile çözüm aramalıdır.
Siyasi partiler; devleti toplumun karşısına dikmek için değil, milletle devleti barıştırmak için vardır.
CHP ile ilgili ‘mutlak butlan’ kararı ile Türkiye’de siyaset maalesef mahkeme salonlarına sıkıştırılmış ve nefes alamaz hale getirilmiştir!
Siyasi partilerin kendi meselelerini çözeceği yer kendi meşru zeminleridir, kongrelerdir!
Bu karar Türk Demokrasisi’nin işleyişine açık bir müdahaledir; Ve korkarım ki Türk Demokrasisini tabii mecraından çıkaracaktır!
Mersin İl Başkanlığımız tarafından düzenlenen program kapsamında bugün Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Emekli Astsubaylar Derneği, Mersin Ziraat Odası, Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği ile Mersin Kahveciler Esnaf Odası'nı ziyaret ettim. Programda emeği geçen tüm Partililerimize teşekkür ediyorum.
Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı, Türk Milletinin ayağa kalktığı gündür bugün.
Ve hiç bitmeyecek bir misaldir dünyaya; çöktü, düştü, bitti denildiği an Türk Milleti direnecektir, dirilecektir.
Falih Rıfkı Atay güzel bir biçimde özetlemiştir vaziyeti.
Şöyle der;
"19 Mayıs'ta iki şey düşünmekten kalamayız: Ne'den kurtulduk, "nasıl" kurtulduk? Bu iki sualin cevabında bütün gelecek zaman vazifelerinin sırları saklıdır. Bir millet nasıl gözü kapalı, elleri bağlı, mezar ağzına kadar sürüklenip gelir ve ölümün pençesi ciğerine kadar işledikten sonra dahi yine nasıl kendini kurtarabilir, 19 Mayıs'tan önceki ve sonraki günlerin tarihi bize bunları öğretmiştir"
Atatürk ve mücadele arkadaşlarını, onların taşıdığı azmi ve kararlılığı, Millet ve vatan sevgisini taşıyan Bandırma Vapuru Samsun'a vardığında, düşmana karşı kazanılacak galibiyetin ilk merhalesi aşılmıştı; kader diye dayatılana razı gelmemek, Türk Milletinin kendi kaderini tayin edebileceğine, esarete boyun eymeyeceğine inanmaktı bu merhale.
#19Mayıs'ta fiilen başlayan mücadele silahla, topla, tüfekle değildi. Korkuya karşı cesaretle, yokluğa karşı inançla, zorluğa karşı azimle sürecek bir mücadele işte o gün başladı.
Büyük Atatürk, Türk Milletinin karakterini bilerek attığı adımla bizlere, Aziz Milletimize kabiliyetini göstermişti.
İşte bugün, bir asır sonra her bir yıl dönümü bizlere sadece kim olduğumuzu göstermekle kalmıyor, nelere muktedir olacağımızı da anlatıyor.
Milletimiz yine yokluğa, yoksulluğa, umutvar olduğunda yeni bir mücadelenin nüvesi olacağından korkularak umutsuzluğa hapsedilmişken 19 Mayıs anacağımız bir gün olmaktan öte mahiyetini kavramamız gereken, anbean irdeleyip günümüze kılavuz etmemiz gereken bir gündür.
İşte bu fikirle bizler, Milletimizin bugün mahkum edilmek istendiği her zorluğa rağmen umudumuzu koruyoruz; bile isteye içine düşürüldüğümüz siyasal, ekonomik ve idari cendereden, bu hukuksuzluk ve keyfiyetten kurtulacağımıza, Milletimizin kaderinin bir kişinin iki dudağı arasında daha fazla kalmayacağına inanıyoruz.
Ve böyle emsal günleri, Milletimizi mücadeleye sevk edecek mahiyetteki önemli tarihleri kutlamak istemeyen iradenin korkusunun bu günlerin Milletimizin içindeki ateşi yakma kudreti olduğunu biliyoruz.
Bu nedenle bu günlere daha büyük coşku ile sahip çıkmak, anmak, anlamak ve idraklerimizi tazelemek gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle başta bugünü kendine doğum günü bilen, Cumhuriyetimizin Kurucusu, Milletimize azmin ve kararlılığın ne büyük bir kudret olduğunu liderliği ile gösteren Mustafa Kemal #Atatürk'ü, bu mücadelede kendisine yarenlik eden, inancını paylaşan cümle büyüklerimizi ve şehitlerimizi rahmetle ve en içten minnetle anıyoruz.
Bayramımız kutlu olsun.
Demokrat Parti İzmir Milletvekili sayın Haydar Altıntaş, 9 Nisan 2025'de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a sormuştu: "Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapılarının açılması veya açılmaması kararında 3. ülkelerin yönlendirmesi veya onay vermesi söz konusu mudur?
Cevap bugün Azerbaycan Büyükelçisinden gelmiş.
"“Biz Türkiye ile uzlaşmış bir siyaset yürütüyoruz, Türk Dışişleri ile sürekli irtibattayız. Ermenistan-Türkiye normalleşmesiyle Ermenistan-Azerbaycan normalleşmesi süreçlerini paralel yürütüyoruz. Birbirimizle uzlaşıyoruz, adım adım gidiyoruz. Ermenistan anayasasında Azerbaycan'a yönelik toprak iddiası var. 7 Haziran’daki seçimden sonra anayasayı değiştirecekler, bir referandum yapacaklar. Toprak iddiası ortadan kalktıktan sonra, ABD’de paraf edilen Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşması imzalanacak. Ondan sonra Ermenistan-Türkiye ve Ermenistan-Azerbaycan sınırları açılacak”
Ben: Allah razı olsun Azerbaycan büyükelçisinden bizimkiler de "güven artıtıcı önlemler" filan diyorlar.
@DPHaydarAltints
Milletimizi kendi egemenlik hakları ile buluşturan, demokrasiyi iktidara taşıyan 14 Mayıs 1950 Seçimleri'nin yıl dönümü, biz Demokratlar için "Demokrasi Bayramı" kutlu olsun.
76 yıl önce Aziz Milletimizin hürriyet sınırlarının kalktığı bugün Üçüncü Cumhurbaşkanımız, Kurucu Genel Başkanımız Merhum Celal Bayar ‘milletimizin kaderine hakim olduğu’ gündür” demişti.
Bu seçimler sayesinde halk, ilk defa özgür iradesiyle yöneticilerini belirleme hakkına sahip olmuş, seçme ve seçilme hakkı tarihte görülmemiş ölçüde güç kazanmıştır.
Vatandaşın, önüne konanı, güçlünün, iktidarın tasnif ettiğini onaylayan olmaktan çıkıp gerçek manada "seçmen" hüviyetine kavuştuğu bu gün bir milattır.
14 Mayıs 1950’de yapılan seçimler, yalnızca bir iktidar değişikliğinden ibaret değil; millet iradesinin sandıkta tecelli ettiği, vesayet zincirlerinin kırıldığı ve gerçek anlamda milli egemenliğin tesis edildiği bir milattır.
Türk demokrasi tarihinde Tanzimat’tan beridir denenen, lakin çeşitli sebeplerle vakıf olunamayan ‘demokrasiye geçiş’ teşebbüslerinin başarılı olduğu, ‘bir devre son verilen ve başka bir devrin açıldığı’ bugün bizler için, Milletimiz adına bir bayramdır.
Demokrat Parti olarak, 1950 ruhunu yaşatmaya; milletimizin hak ettiği gerçek demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Dün olduğu gibi bugün de halkın iradesini esas alan, hukukun üstünlüğünü savunan bir anlayışla yolumuza devam ediyoruz.
Geldiğimiz iklimde, o gün, 76 yıl evvel bugün aşılmış bu kutlu merhaleyi ileri taşımak şöyle dursun, o gün mücadele edilen iklime geri dönmeyi gayret edinenleri de Milletimizle birlikte tarihe not ediyoruz.
Bu vesileyle o kutlu günün kutlu isimlerine, 3. Cumhurbaşkanımız ve partimizin kurucusu Celal Bayar'ı, şehit Başbakanımız Adnan Menderes'i, şehit bakanlarımız Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı, kutlu bir mücadeleyle cumhuriyeti demokrasiye taçlandırmış diğer kutlu isimleri saygı ve rahmetle yad ediyor, bayram gibi kutlayacağımız 14 Mayısların yakın olduğuna inanarak milletimizi saygı ile selamlıyoruz.
Bayramımız kutlu olsun.
14 Mayıs 1950’de gerçekleştirilen seçimlerle Demokrat Parti iktidara geldi, Türkiye’nin çok partili hayata geçişi dünyada eşine az rastlanır bir olgunlukla gerçekleşti.
Her ikisi de Cumhuriyet’in eseri olan Demokrat Parti ve CHP, adil ve eşit şartlarda yarışarak cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıran seçimleri barış içinde gerçekleştirdi.
Aradan geçen 76 yıla rağmen bugün ne yazık ki o günkü demokratik şartların gerisindeyiz. Ancak demokrasi mücadelesinin bayraktarı olan Demokrat Parti, bugün de hürriyetin, milli iradenin ve hukuk devletinin yılmaz savunucusudur.
Türk milletinin cumhuriyet ve demokrasiyle yönetilmeye layık olduğuna dair inancımızı ve umudumuzu kaybetmedik.
Kaç 14 Mayıs gerekirse gereksin, biz buradayız!
Demokrasi mücadelesinin sarsılmaz kalesi ve demokrasiye inananların buluşma noktası olmaya devam edeceğiz...
“Dünyada her şey kadının eseridir!”
Mustafa Kemal Atatürk
Sevgisiyle büyüten, emeğiyle yaşatan, fedakârlığıyla topluma yön veren tüm annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun.
Evladını vatan için toprağa veren şehit annelerini, yokluk içinde ailesini ayakta tutan emekçi anneleri ve geleceğin güçlü Türkiye’sini yetiştiren tüm kadınlarımızı saygı ve minnetle selamlıyorum.
“Ekonomi güvenliği olmayan devletlerin bağımsızlığı da risk altındadır!”
Dün TBMM Genel Kurulu'nda yaptığım konuşmayı izlemek için tıklayınız:
https://t.co/jnfPMwawQi
Demokrat Parti ve Adalet Partisi geleneğinin hafızasını taşıyan kıymetli devlet ve siyaset insanı Sn. Ali Naili Erdem ile TBMM'de bir araya geldik.
Geçmişten bugüne uzanan tecrübelerin ışığında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Bırakın işçiler, sendikalar, partiler
1 Mayıs’ı istediği yerde Taksim Meydanında kutlasın!!!
Nedir bu her yıl metroları, meydanları kolluk gücüyle kapatarak kargaşaya, kaosa sebebiyet vermek!
1977 yılından buyana ülkede niçin her 1 Mayıs bir bilek güreşi mevzuu oluyor!
Akp iktidarı 1 Mayıs kutlamalarını bir lütuf meselesi yaparak, yasaklayarak ne elde ediyor!
Temel anayasal haklar, gösteri ve yürüyüş hakkı bir lütuf meselesi değildir!
Bu ülkede gücü, iktidarı ele geçirenin bir diğerine dayatma ve yasaklar koyarak hayatı zehir etmeye ne hakkı var!!!
Demokrat Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, TBMM’de yaptığı konuşmada eğitimde artan siyasallaşmayı eleştirerek, liyakat, bilimsel yaklaşım ve fırsat eşitliği temelinde yeniden yapılandırma çağrısında bulundu.
https://t.co/TNR5bJ7mZH
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. 🇹🇷
Egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunun tarihsel ve siyasal bir hakikat olarak yeniden teyit edildiği bu günde, TBMM'nin açılış yıldönümünü kutluyorum.
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın; bilimle, özgür düşünceyle ve fırsat eşitliğiyle yetiştiği bir Türkiye dileğiyle…