Miras tatlı gibi görünürken aslında aile ilişkilerine ne kadar da acı veren bir şey, kardeşleri birbirine düşürüyor. Anne baba sonrası ciddi bir imtihan.
İsterseniz Kurtuluş Savaşını, Vahdettin’in İngiliz gemisiyle kaçışını kitaplardan müfredattan çıkartın!
Geri koyarız.
Sonuçta filmin sonunda
Kurtuluş Savaşı yapıldı,
Vahdettin o gemiyle kaçtı!
Seçim sandığı geldiğinde de kararı halk verecek…
“Muhalefetin emin olun en donanımlı ekibi Zafer Partisi’nde.”
Sabahattin Önkibar, Ümit Özdağ ve Zafer Partisi’nin güncel durumunu analiz etti:
• Ümit Hoca yıllar yılı iktidar baskısı ve parasızlık gibi imkansızlıklar içinde mücadele ediyor.
• Her ay ödeyeceği kirayı ve çalışanların maaşı için çırpınıyor.
• Zira ne AKP, MHP, CHP, ne de İYİ Parti gibi hazineden yardım alıyor ne de başka bir geliri var.
• Tamamen partililerinin gönüllü katkılarıyla ayakta ve faaliyette.
• Basın da ambargo uyguluyor.
• Bırakın iktidarı, bazı muhalif basın bile yer vermiyor. Zira onlar da parası olanı tercih ediyor.
• Buna rağmen doğruya doğru.
• Ümit Özdağ, Türkiye’nin en çok dolaşan, en çok koşturan, en donanımlı ve sözüne en çok kulak verilen genel başkanı.
• Bakın şu son 20 günde bile İstanbul’dan Erzincan’a, Erzurum’dan Kayseri’ye, Burdur’dan Sivas ve Antalya’yla onlarca ilçeye gidip halkla kucaklaştı, toplantılar yaptı, konferanslar verdi, panellerde bulundu.
• Profesör Özdağ’a yapılan eleştirilerden biri ise kadrosuzluğu ki bu doğru değil.
• Yakından izlediğim için biliyorum.
• Muhalefetin emin olun en donanımlı ekibi Zafer Partisi’nde ancak öne çıkarılmadığı için bilinmiyor, görülmüyor.
• Üstelik ekibi de ülkeyi karış karış geziyor
• Amacım Zafer Partisi övgüsü yapmak değil. Hak teslimidir.
• Bu millet Türkiye adına hapse girenleri sahiplenmezse kusura bakılmasın bu iş bitti demek.
TÜRK OLDUĞUNU İNKAR EDENLER...
Giriş paragrafı benden, her Türk vatandaşının altına imzasını atacağı "Türk Nerede" yazısı Banu Avar'dan..
***
Benim eklediğim paragraf ile devam edelim...
Türk kelimesi "güçlü" ya da "güçlüler" anlamına gelmektedir. Müslüman halklar çok kez karşılaştıkları Tu-kiulerden başka boyların da aynı dili konuştuğunu fark edince hepsini “Türk” olarak adlandırmışlardır.
Yüce Atatürk ise, Türk olmaktan başka hiçbir hususiyetim yoktur" diyerek, Türk olmaktan büyük bir onur ve gurur duyduğunu "Ne Mutlu Türk'üm" diyerek taçlandırmıştır...
Bundan sonrasını Banu Avar'a bırakalım...
TÜRK NEREDE?!
-Ön plandaki siyasetçiler "Ben Türk değilim" diyor.
-Ön plandaki sanatçılar "Ben Türk değilim" diyor.
-Ön plandaki iş adamları ve zenginler Türk olmadıklarını açıklıyorlar.
Üstelik bu alanlar Türkler'e kapatılmış durumda.
*Siyasetçi olmaya kalksa engellenir!
*Sanatçı olsa kimse adını anmaz.
*İş insanıı olsa batırılır.
Peki Türk nerede?
-Türk oy veriyor.
-Türk asker olup ölüyor.
-Türk polis olup ölüyor.
-Türk tarlada ürünüyle aç kalıyor.
-Türk fabrikada işçi,
-Türk dairede memur.
Aynı Osmanlı'ya dönmüşüz!
Sonra biz bunları söyleyip "Uyan Türk!" deyince "Türkçüler ırkçı" diyorlar!
Oysa Türk olmayanların ırkçılığından, Türkçüler'e ırkçılık yapma imkanı kalmamış ki, Türk ırkçılık yapsın!
Bütün köşe başları tutulmuş. Türkiye'de asıl ırkçılığı Türk olmayanlar yapıyor!
Banu AVAR
Yanlış desen dövüyorlar!
Açız desen dövüyorlar!
Ağaçları kesmeyin desen dövüyorlar!
Maden istemiyoruz desen dövüyorlar!
Kayyum istemiyoruz desen dövüyorlar!
Hani devlet halk içindi?
@adalet_bakanlik Bir kadın olarak Fatoş Pınar Türker’in mahkemede dile getirdiği çıplak arama iddiasının sadece “yapılmadı” denilerek geçiştirilmesini kabul etmiyorum.
Gerçek neyse ortaya çıksın. Etkin ve şeffaf bir soruşturma yapılsın.
İnsan onuru siyasetin malzemesi olamaz.
■ Prof. Dr. FATMA NUR SERTER
Bay Kemal,
Hoşgeldiniz….
Ne kadar da sevindik bilseniz…
Meydanlardaki coşkuyu görüyor musunuz? Araçlar bile kornalarına basarak gelişinizi kutladılar.
Doğrusu ben bunca yıldır böyle bir coşku görmemiştim, büyülendim.
Ya atılan kutlama sloganlarına ne demeli?
Mutluluğumuz, gözyaşlarımıza karıştı, partililer ne yapacağını şaşırdı.
Yıllardır; “Ben Kemal geliyorum!” dediniz ve başardınız, sonunda geldiniz.
Gerçi hedef biraz şaştı ama olsun, geldiniz ya, özlemlerimizi giderdiniz.
İnanın tarihe geçtiniz….
Gelişiniz Türkiye’de bir milat oldu. Bizi hukukun üstünlüğüne ve özellikle yargı bağımsızlığına yeniden inandırdınız. Allah’a hamdolsun ki, artık rahatız, varlığınızla güvendeyiz.
Bu kadar sevildiğinizi bilmediğinize eminim. Özellikle iktidar medyası aylarca yayın yaptı. Çok şükür değerinizi sonunda anlamışlar.
Verdiğiniz son videolu mesajdaki ipuçlarını nasıl da hemen buldular. Arkanızdaki tablodan, oturduğunuz koltuğa hatta masadaki o kutsal kristal bardağa kadar ne kadar incelikle yorumladılar.
Ne de olsa keramet sahibi insanlar, kerametten iyi anlıyorlar.
Arkanız sağlam, öyle bir, iki televizyon kanalıyla yol almak zor olacaktı. Artık tüm medya avuçlarınızda. Yandaş kanallar candaş oldu.
Türkiye’nin alışkanlıklarına yeniden kavuşmasına katkı yaptınız.
Neymiş? CHP iktidara yürüyormuş, oyları %35’leri aşmış, birinci parti olmuş… Boş laflar, bırakın halk çeyrek yüzyıldır alıştığı gibi yönetilsin, değil mi ama?
Ya mutlak butlan kararına karşı Özgür Özel’e destek veren siyasi partilere ve ODTÜ’lü gençlere ne demeli?
Eminim hiç umursamıyorsunuzdur, onlar kendi işlerine baksınlar, değil mi ya?
2023’te helalleştiğiniz gruplar geldi aklıma.
Ne iyi etmiş de 6-7 Eylül mağdurları, Kahramanmaraş ve Sivas katliamı mağdurları, 12 Eylül'de idam edilen gençlerin aileleri, Sulukule’de evleri gaspedilenler, Soma maden kazasında ölenlerin aileleri hatta İsmail Korkmaz’ın ailesi ile bile helalleşmiş ve bu acılardan dolayı CHP’nin sorumlu olduğunun altını kalın çizgilerle çizmiştiniz. Gerçi CHP iktidar bile değildi ama olsun! CHP her zaman suçludur ve her şeyden de sorumludur.
Hatta Said-i Nursi’nin kitaplarına konulan yasağın kaldırılması bile sayenizde oldu. Tarikatların önünü açtığınız için bu millet, oy vermese de size minnet duydu.
CHP, sayenizde CHP’liler dışında herkesin yuvası oldu. Az iş miydi bu ?
Kimileri size Atatürk’ün CHP’sini suçlu ilan eden “1930’ların, 1940’ların CHP’si değiliz” açıklamalarınız için öfke duydu. Hatta CHP’yi dinazorlarla özdeşleştiren video çekimlerinize kırıldı.
Ama olsun, siz CHP’yi tarihin çöplüğüne atarak bir Y-CHP yarattınız. Başarıdan başarıya koştunuz. 2023 seçimlerindeki bonkörlüğünüzü kim unutabilir ki! Tam 39 milletvekilliğini dost ve müttefik olduğunuz sağ siyasi partilere armağan ederken hiçbir karşılık beklemediniz. Getirisi yoktu ama olsun varsın, götürüsü olsun dediniz.
Yine tarihe altın harflerle geçtiniz.
CHP’nin yüzyılı aşkın tarihinde sizin kadar eli açık, gönlü bol bir lider görülmedi. Sırf Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı olsun diye, onun ikinci sınıf bir replikasını Cumhurbaşkanı adayı bile yaptınız. O muhteşem seçim sloganını, 'Ekmek için Ekmeleddin'i hafızalara kazıdınız.
Aslında emekleriniz anlat anlat bitmez.
Son açıklamanız ise çok heyecan yarattı. CHP’yi kuruluş kodlarına döndüreceğinizi vadetmiştiniz.
Gerçi bu açıklama kafaları biraz karıştırdı, siz 13 yıl boyunca CHP’yi kuruluş kodlarından uzaklaştırmak için onca emek sarfetmiştiniz ya, şimdi bu emekler boşa mı gidecek derken, anladık. Bayağı da rahatladık. Ahlaki deformasyona son vermekten söz etmişsiniz meğerse....
Partimize yönelik polis operasyonunu; nedeni, sonucu, arkasındaki siyasi akıl, zalimleri ve onların maşalarıyla birlikte en sert şekilde kınıyoruz.
Bu saldırı, Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük kirli bir siyasi projenin yeni adımıdır. Bu hukuksuzluğu lanetliyoruz.
Partimizi ele geçirmek isteyenlere, partimizi bölmek isteyenlere, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesine ipotek koymaya çalışanlara açıkça sesleniyoruz:
Başaramayacaksınız.
Partimizden bir çakıl taşı bile alamayacaksınız.
Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz. Bu ülkenin kurucu iradesiyiz. Baskıları da, kumpasları da, zorbalığı da dün nasıl aştıysak bugün de aşacak güçteyiz.
Unutulmasın:
İçindeki ruh olmadıkça binalar yalnızca taş, beton ve demir yığınından ibarettir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ruhu ise binalarda değil; halkın vicdanında, halkın sinesinde, meydanlarda, sokaklarda ve milyonların adalet arayışındadır.
Büyük Atatürk’ün dediği gibi:
“Halkın sesi, hakkın sesidir.”
Biz de halkın sesini, halkın sinesini ve halkın iradesini yeni genel merkezimiz yapmaya geliyoruz.
Halkımızla birlikte iktidar yürüyüşümüzü tamamlayacağız.
Karanlığı da, zorbalığı da, bu hukuksuz düzeni ayakta tutmaya çalışanları da yeneceğiz.
Söz veriyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi teslim olmayacak. Halkın iradesi teslim alınamayacak. Türkiye, bu karanlığı mutlaka aşacak.
Büyük Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’yle birlikte iki büyük eserinden biri olarak nitelendirdiği Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşan tarihinde darbelerden, kapatma davalarından ve türlü siyasal müdahalelerden geçmiştir.
Ancak hiçbir dönemde iradesini mevcut siyasi iktidarların mühendisliklerine teslim etmemiştir. Partimiz yönünü her zaman örgüt iradesinin kararıyla belirlemiş; gücünü üyelerinin, delegelerinin ve milletimizin azami düzeydeki ortak kararlarından üretmiştir.
Bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceği saflaşmalarla değil, partimizin kurumsal iradesi ve örgütümüzün demokratik geleneği temelinde şekillenmeli; vakit geçirmeksizin tarihsel ve siyasal birikimimize yakışır bir tutum takınılmalıdır. Partimizin geleceğini belirleyecek olan AKP’nin aparatına dönüşmüş yargı mekanizmasının kararları değil, kendi demokratik mekanizmalarımızdır.
Yaşanan tartışmaları ve belirsizliği ortadan kaldıracak en doğru yol ise parti örgütümüzün iradesini açık biçimde ortaya koyacak olağanüstü kurultayın gecikmeden toplanmasıdır.
Olağanüstü Kurultay süreciyle belirlenecek yönetimimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bölünmesine yönelik beklenti ve endişeleri ortadan kaldıracaktır.
Nihai sonuç olarak, AKP iktidarı kirli oyunlarına rağmen ilk seçimde gidecek; halkımız ülkemize yaşatılanların hesabını sandıkta soracaktır.
Kimsenin şüphesi olmasın ki çok partili siyasi hayatımıza son vermek isteyen, halkın demokratik tercih hakkını ortadan kaldırmayı hedefleyen tüm karar ve planları milletimizle birlikte dağıtacak; karanlığı yeneceğiz.
Okul müdürü ve müdür yardımcılarının asılsız şikayetlerle okuldan sürüldüğü söyleniyor. Makam sahipleri ehil ve layık kişiler olmazsa,slyasi görüşü,dini inancı ve “bağımlılığı”na göre atama yaparsanız sonuçları böyle vahim olur.Bu halkadan bi zincirkıran çıkmalı artık.
Birçoğunun katledilme videosunu açıp izleyemedim. İzleyemiyorum resmen ama sessiz kalmak vicdanıma sığmıyor.
Artık mesele birkaç cümle kurmakla da geçiştirilemez.
Hakan Çakır
Alperen Ömer Toprak
Mattia Ahmet Minguzzi
Atlas Çağlayan
Gencecik insanlar artık yok.
Bu sadece ailelerin değil hepimizin güvenliğine yönelmiş açık bir tehdittir.
Sokak güvenliği bir temenni değil devletin asli görevidir.
Önleyici güvenlik mekanizmaları güçlendirilmeli cezasızlık algısı son bulmalıdır.Unutmak değil hatırlamak, takip etmek ve sürdürülebilir tepki vermek zorundayız.Aksi halde her acı bir sonrakine zemin hazırlıyor.
Katledilen tüm çocuklar, kadınlar ve insanlar için ADALET istiyoruz. Bu bir öfke çağrısı değil hukukun işlemesi için meşru bir toplumsal taleptir.
Bahçeli aldı başını gidiyor.
4 Ocak'ta Diyarbakır'da yapılacağı söylenen "Öcalan'a özgürlük" mitingi konusunda gelinen bu aşamadan sonra,
Bahçeli'nin bu mitingi meşrulaştıracak, övecek, kolaylaştıracak söylemleri söz konusu olursa,
Hiç kuşkusuz ki hakkında suç duyurusunda bulunulacak.
Suçlar mı:
Terör örgütü propagandası yapmak (3713 SY md 7)
Suç ve suçluyu övmek (TCY md 215)
Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek (TCY md 216)
Yasalara uymamaya tahrik (TCY md 217)
Suç için anlaşmak (TCY md 316)
#Bahçeli #Öcalan #4Ocak #Diyarbakır
Sevgili Dostlar,
“İzmir’in havası, suyu farklıdır” diyenler yanılmışız..!
Yeni bir yıla girerken bu yazıyı yazmak istemezdim.
Kusuru bakmayın mecbur kaldım. Çünkü;
İzmir’de Adalet yere düştü. Ayağı kaymadı “kasten ve örgütlü olarak” DÜŞÜRÜLDÜ.
Benim de canım yandı ama isyanım sadece ondan değil.
Adaletin oksijen gibi şart olduğunu bir gün herkes anlayacak.
O yaralanırsa, yarası beresi sarılıp yerden kaldırılmazsa, daha çok insanın canı yanacak.
1 temmuz 2025 günü şafak operasyonuyla 157 kişi gözaltına alınmıştık.
6 aydır elene elene 2 kişi tutuklu kaldık. (Heval Savaş Kaya ve ben)
Dosyanın bomboş, iddiaların dayanaksız olduğu -mahkeme heyeti dahil herkes tarafından anlaşıldığından, 5 gün sonra, 5 Ocak 2026 tarihinde yapılacak duruşmada tahliye olma umudumuz büyüktü.
Bu dosyadan ayrılan (tefrik edilen) kooperatiflerin iç işleyişiyle ilgili dosyaya, 3 gün önce 26 Aralık’ta bir denetim raporu gelmiş. Raporda adım hiç geçmiyor ama son cümlede kooperatif modelini ortaya koyduğumuz için sorumlu olabileceğim yazıyor.
Rapor geldiğinde bu soruşturmaya dahil edileceğim ihtimalini ben dahil hiçbir hukukçu öngörmemişti.
Fakat öyle olmadı. Milyonda bir dahi ihtimal vermediğimiz şey gerçek oldu.!
Dün gece sabaha karşı aynı iki kişi ikinci kez tutuklandık.
Hem de bir kooperatifin, - bizim bilmemize imkan olmayan - iç işleri nedeniyle.
Böylece şunu anladık; 5 Ocaktaki duruşmada, Mahkeme heyeti tahliye kararı verse bile bizi dışarı çıkartmamaya çalışıyorlar.
Ancak bazı şeyler iyice anlaşılmaz hale geldi.
İlk dosyada; “kamu kurumları üzerinden, hile ve desise ile haksız kazanç elde edilmesi” suçu nedeniyle yargılanıyoruz.
Tek ilgili kamu kurumu belediye “zararım yok” diyor. Bırakın hile yapmayı, ben alenen ve bütün açıklığıyla projeyi duyurmaya çalışmışım ve iddianamede savcı da kişisel çıkar ve haksız kazanç elde etmediğimi kabul etmiş.
Hiç tanımadığımız birileri için böyle bir menfaat sağlamış olabileceğimiz şüphesi nedeniyle tutukluyuz.
İçeride lehine menfaat sağlamış olduğumuz varsayılan kimse kalmamışken ne yazık ki biz iki kişi hala hapisteyiz.
Bu yeni tutuklama kararıyla, maceramız tam anlamıyla Aziz Nesin’lik bir hikayeye dönüştü.
Kooperatifle kentsel dönüşüm isteyerek; meçhul birileri için dolandırıcılıkla temin edilen miktarı belirsiz (!) bir haksız kazanca mı yol açtık, yoksa, meçhul birilerinin zimmete para geçirmelerine yardımcı mı olduk iyice karıştı. Sahi sizin "kuvvetli şüphe" konusunda dayanağınız ne? ☺
Kooperatiflerle yapılan protokoller sonucunda kooperatiflerin içinde yaşanabilecek yolsuzluklar nedeniyle belediyenin en üst düzey yöneticisinin sorumlu tutulması bırakın hukuku, akıl ve mantık sınırları dışındadır. Raporlarda böyle bir zimmet tespiti de yok zaten.
Bu durum şuna benziyor;
- Bir araba kaza yaptığında arabayı üreten firmanın başındaki kişiyi tutuklamak..!
- Bir bakanlığın çıkarttığı teşvik kararnamesinden yararlanan bir firmanın hayali ihracatından bakanı sorumlu tutmak..!
E, hani suçsuz ceza olmaz ilkesi? Hani aynı suçtan ikinci kez yargılanılamaz ilkesi? Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı.. vb?
Ve neden bu öfke, bu nefret, bu telaş?
Acaba kimler yaptığımız sosyal belediyecilikten bu kadar rahatsız oldular.
Ya da Orta Çağ’daki gibi nesillerden intikam alma hırsı mıdır bu akıl almaz süreç?
Bilmiyorum...
Tek bir delili olmayan “zimmete yardım” suçu için tek bir fiil, bir tek eylem yok dosyada.
Hukuk kurallarını birilerinin canını yakmak için bu kadar eğip, bükerek kitabına uydurma keyfiyeti, ne hukuka, ne hukukçulara, ne de adalete güven bırakır.
İzmir Adliyesindeki hakim ve savcılara sesleniyorum. Bulunduğunuz çatının altında yaşanan hukuksuzluğa lütfen sessiz kalmayın.
Adaleti iyileştirip ayağa kaldıracak olan sizlersiniz.
Bu şehirde yaşayan milyonların hayatlarının, huzurlarının ve toplumsal düzenin teminatı sizsiniz.
Sizin vicdanınızdan başka neye güvenebiliriz?
Bugün geldiğimiz nokta; tek kelimeyle, Hüsran.
“Hüzzam makamında bir kelime. Hüzünle yakın akraba, üzüntüyle arkadaş, efkarla kol kola, kederle tanış, korkuyla hemhal kızgınlığa gebe. İlla hayale tutkun, onunla sevgili.” (Figen Şakacı “Hayriye Hanım’ı Kim Çaldı?” romanından)
Yarın yeni bir gün, yeni bir yıl,
Yarın inadına umut, inadına mücadele..!
Yeni yılda adalet sizinle olsun.
Sağlıcakla kalın sevgili dostlar..!
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63, Buca – Kırklar
30.12.2025
Mustafa Destici'nin, Gülben Ergen'in zerresi kadar bu ülkeye faydası olmamıştır.
Gülben Ergen her zaman kadın cinayetlerinin, çocuk cinayetlerinin karşısında olmuş ve kimse onu zorlamamışken 60 tane anaokulu açmıştır.
Destici buna rağmen utanmadan Gülben Ergen'i linç ettirmeye çalışıyor.
Mustafa Destici'nin ülkeye bir tane faydasını söyler misiniz?
Kendisi kaç yıldır milletvekili halkın lehine verdiği bir tane soru önergesi var mı acaba?
@gulbenergen