Bilimin ve Hekimliğin Baskı Altına Alınmasını Kabul Etmiyoruz
Adli tıp uzmanları, adalet mekanizmasının bilimsel dayanaklarını oluştururlar. Verdikleri bilimsel görüşler kişilere değil; bilgiye, kanıta ve mesleki sorumluluğa dayanır. Bir hekimin hazırladığı raporun veya bilimsel değerlendirmesinin tartışmalı olduğu düşünülüyorsa, bilimsel ve hukuki denetim mekanizmaları işletilmelidir.
Bu bağlamda Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması kapsamında adli tıp uzmanlarının tutuklanması; yalnızca tutuklanan hekimler açısından değil, Türkiye’de adli tıp ve bilirkişilik süreçlerinin geleceği açısından da ciddi sorunlar taşımaktadır.
Adli tıp uzmanlarının bağımsızlığı ve mesleki güvencesi, adaletin güvencesidir. Unutulmamalıdır ki hukuk sisteminin ihtiyacı; susan bilim insanları değil, özgürce, hiçbir baskı altında kalmadan bilimsel değerlendirme yapabilen hekimlerdir. Bu açıdan görevi sırasında verdikleri tıbbi raporlar nedeniyle hekimlerin bilimsel ölçütlerle denetlenmek yerine tutuklanması, bilimsel bağımsızlığı kısıtlayacak ve adalet sisteminde ağır sonuçlar doğuracak bir uygulamadır.
Bilim tutuklanma korkusu gölgesinde yapılamaz.
Türk Tabipleri Birliği olarak adli tıp uzmanı meslektaşlarımızın soruşturmalarının mesleki tarafsızlık ve bilimsel bağımsızlık ilkelerini koruyacak şekilde yapılmasını ve tutuksuz yargılanmalarını talep ediyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/8HIk9Hiwtv
DEPREM TAZMİNATINDA SENDİKAMIZDAN BÜYÜK KAZANIM!
Deprem Tazminatı ve Fazla Çalışmada Kapsam Dışı Bırakılan 26 İlçedeki Binlerce Kamu Görevlisi Sendikamızın Açmış Olduğu Dava İle Kapsam İçine Alındı
Hepimizi derinden sarsan 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra Cumhurbaşkanlığı kararı ile 11 ilden 3’ünde; Adana, Diyarbakır, Elâzığ ilçelerinin tamamında çalışan kamu görevlilerine tazminat ve fazla çalışma ücreti verilmemişti.
Cumhurbaşkanı kararında yer almayan Adana’nın Aladağ, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Pozantı, Saimbeyli, Sarıçam, Tufanbeyli, Yumurtalık ilçeleri, Diyarbakır’ın Çınar, Cüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice, Silvan ilçeleri, Elazığ’ın Ağın, Alacakaya, Arıcak, Keban, Sivrice ilçeleri ve tüm bu ilçelere bağlı yerleşim yerlerinde çalışan kamu görevlilerine de tazminat ve fazla çalışma ücreti ödenecektir.
Danıştay 12. Dairesinin eksik düzenlemeye dair iptal kararı ektedir. Bu kararla binlerce kamu çalışanın maruz kaldığı haksızlık giderilmiş olmaktadır.
Kapsam dışı bırakılan ilçelerde çalışan kamu görevlileri tazminat ve fazla çalışma ücreti başvuruları için Şube/Temsilciliklerimizden dilekçe örneklerine ulaşabilirler.
Mahkeme Kararı: https://t.co/gIf6WGMa5p
SES GENEL MERKEZİ
#SESimiz30Yaşında
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güncel durumunu, bu alanda çalışan sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini birlikte değerlendirmek; iş yerlerinden gelen deneyim ve talepleri ortaklaştırarak amacıyla 26 – 27 Eylül 2026 tarihlerinde şubelerimizden gelen 80’e yakın temsilcimiz ile Ankara’da gerçekleştirdiğimiz Birinci Basamak Çalıştayı sona erdi.
Öncesinde Bursa, Bitlis, Nevşehir, Sinop, Muğla, Mersin ve Malatya illerinde Birinci Basamak Çalıştayı Hazırlık Komisyonu üyelerimiz ile şubelerimizden katılan yönetici ve üyelerimizin katılımıyla ön hazırlık çalışmaları ve işyeri gezileri yaptık.
Birinci Basamakta çalışan sağlık emekçilerine yönelik anket yapılmış ve sonuçları çalıştayda paylaşılmıştır. Çalıştaya MYK üyelerimizle birlikte sahada aktif görev alan üyelerimiz, aktivistlerimiz, şube ve temsilcilik yöneticilerimiz katılmıştır.
Çalıştayımız Merkez Yönetim Kurulu Üyemiz Nursel Yücesoy’un açılış konuşmasının ardından Eş Genel Başkanımız Nazan Karacabey’in konuşmasıyla başladı. Çalıştay Hazırlık Komisyonundan Ferhat Demir’in kurultay hazırlıkları ve il gezileri hakkında yaptığı bilgilendirme sonrası sırasıyla Prof. Dr. Mehmet Zencir’in “Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Toplum Sağlığında Gelinen Nokta”, Eş Genel Başkanımız Mehmet Sıddık Akın’ın “Sağlık Emekçilerinin Çalışma Ortamı, Özlük Hakları, Yaşam Standartları Nasıl Değişti?”, Uzm. Dr. Nasır Nesanır’ın “Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Sağlık Yönetimindeki Yetmezlikler”, Aile Hekimi Sibel Uyan’ın “Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Gelinen Nokta”, Aile Sağlığı çalışanı Dilan Şahin ve İlçe Sağlık Müdürlüğü çalışanı Derviş Kaya’nın sunumlarıyla devam etti.
Sunumlar sonrası Hazırlık Komisyonu Üyeleri Halide İnci ve Birtürk Özkavak’ın “Birinci Basamak Çalıştayı Ön Hazırlık Anketi”nin sonuçlarını açıkladı.
Öğleden sonra çalıştayımıza katılan üyelerimizin oluşturduğu atölyelerde “- Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Değerlendirilmesi, - Afetler ve Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, - Tek Tip Birinci Basamak Mümkün mü?, - Dijitalleşme, - Birinci Basamakta Emeğin Talepleri” başlıklar tartışıldı.
Çalıştayımız İkinci gün atölye sunumlarının ardından Eş Genel Başkanımız Mehmet Sıddık Akın'ın kapanış konuşması sonrası sona erdi.
Birinci Basamak Çalıştayımızın raporu ve sonuç bildirgesi önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır.
Haber ve fotoğraflar: https://t.co/X72uUidVsl
Türk Tabipleri Birliği olarak, Hekim Birliği Sendikası'nın 28-30 Eylül tarihlerinde gerçekleştireceği eylemi ve meslektaşlarımızın hak mücadelesini desteklediğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
Hekimlerin ve sağlık emekçilerinin insanca çalışma koşulları, emeklerinin karşılığı olan güvenceli bir ücret, güvenli bir çalışma ortamı ve şiddetten arındırılmış bir sağlık sistemi talepleri; yalnızca sağlık emekçilerinin değil, nitelikli sağlık hizmeti almayı hak eden tüm yurttaşlarımızın da talepleridir.
Toplumun sağlık hakkının gasp edilerek piyasaya terk edildiği, emeğin değersizleştirildiği, ekonomik krizin giderek derinleştiği bu dönemde, emek ve hak mücadelesinin önemini bir kez daha vurguluyoruz. Kamu otoritesini, bu meşru talepleri dikkate alarak kalıcı çözümler üretmeye çağırıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güncel sorunlarının sağlık emekçileri ile birlikte konuşulup tartışıldığı, deneyimlerin ve önerilerin aktarıldığı 1. Basamak Çalıştayı Ankara’da gerçekleştirildi. Şube yönetimi ve üyelerimizin de katılım sağladığı çalıştayda; genel sorunlarla birlikte depremin çalışma koşullarını etkilediği ilimizde birinci basamağın yaşadığı sorunları dile getirdik.
Emek Bizim Söz Bizim ✌🏽☀️
YOKSULLUK SAĞLIĞI BOZAR, GÜVENCESİZLİK YAŞAMI TEHDİT EDER.
Ankara’da emekli polis Ali Şekeroğlu’nun yaşamını yitirmesi, emeklilerin giderek ağırlaşan geçim koşullarını ve yoksulluğun insan yaşamı üzerindeki ağır sonuçlarını bir kez daha gündeme getirmiştir.
Türk Tabipleri Birliği olarak yaşamını yitiren Ali Şekeroğlu’nun yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
TTB yıllardır yoksulluğun bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulamaktadır. Yetersiz gelir, borçluluk, işsizlik ve güvencesiz çalışma; insanların yalnızca ekonomik durumunu değil, barınma, beslenme, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal yaşama katılım olanaklarını da belirlemektedir. Ekonomik ve sosyal güvencesizlik, geleceğe ilişkin kaygıyı ve çaresizlik duygusunu derinleştirerek fiziksel ve ruhsal sağlığı doğrudan etkilemektedir.
İnsan onuruyla yaşamak bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Emeklilerin yıllarca verdikleri emeğin karşılığında yoksulluğa, çalışanların ise güvencesizliğe mahkûm edilmesi kabul edilemez.
İntiharlar da bu toplumsal koşullardan bağımsız, yalnızca bireysel nedenlerle açıklanamaz. İntiharı önlemek, kriz anında psikolojik destek sunmanın ötesinde, insanların yaşamlarını sürdürebilecekleri ekonomik, sosyal ve sağlık güvencesini sağlamayı gerektirir.
Buradan siyasi iktidara açıkça çağrıda bulunuyoruz:
İnsanları yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden politikalar terk edilmelidir.
Emekli aylıkları ve ücretler insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılmalı, emeklilerin satın alma gücü korunmalıdır.
Gelirde ve vergide adalet sağlanmalı; ekonomik yük halkın üzerine değil, ödeme gücü yüksek kesimlere yüklenmelidir.
Güvencesiz, taşeron ve geçici istihdam yerine güvenceli ve kadrolu çalışma esas alınmalıdır.
Sağlık, eğitim, barınma ve sosyal güvenlik kamusal haklar olarak güçlendirilmeli; temel ihtiyaçlar piyasanın insafına bırakılmamalıdır.
Ruh sağlığı hizmetleri koruyucu ve toplum temelli bir anlayışla güçlendirilmeli, herkesin ücretsiz, nitelikli ve erişilebilir ruh sağlığı hizmetine ulaşması sağlanmalıdır.
Devletin görevi yoksulluğu yönetmek değil, yoksulluğu ve güvencesizliği ortadan kaldıracak sosyal politikaları hayata geçirmektir.
Çünkü sağlık yalnızca hastalıkların tedavisi değildir. **İnsan onuruyla yaşayabilmek, güvende olmak, sosyal yaşama katılabilmek ve geleceğe güvenle bakabilmek de sağlığın ayrılmaz parçalarıdır.
Yoksulluk kader değildir.
Güvencesizlik kaçınılmaz değildir.
İnsanca yaşam ve yaşam hakkı korunmalıdır.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
Bilimsel ve mesleki faaliyet yürüten bir uzmanlık derneğinin kamuoyuyla iletişim kanalının erişime kapatılmasının istenmesi, açık bir sansür girişimidir. Bilimsel bilginin ve sağlık alanındaki mesleki görüşlerin sansürlenmesi kabul edilemez.
"Ailem Güvende" adı verilen soruşturma kapsamında sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilen kuruluşlar arasında önce Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) yer almış, ardından Derneğimiz Türkiye Psikiyatri Derneği'nin (TPD) resmî X hesabı da erişim engeli getirilmesi talep edilen kuruluşlar arasına alınmıştır. Durumu kamuoyunun bilgisine sunarız.
Türkiye Psikiyatri Derneği 7138 üyesi olan ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı alanında faaliyet gösteren bir tıp meslek derneğidir. TPD ve CETAD, ilgili mevzuata tabi, yasal olarak kurulmuş tıp uzmanlık dernekleridir. Tüzüklerinde tanımlanan görevleri; birey ve toplum ruh sağlığını korumak ve geliştirmek, mesleğin bilimsel ve etik ilkeler çerçevesinde hak ve sorumluluklarını gözetmek, alanında çalışan hekim ve ruh sağlığı profesyonellerine eğitim vermektir.
Cinsellik ve cinsel sorunlar konusundaki çalışmalarımız, cinsellik eğitimi, toplumun cinsellik hakkında bilgilendirilmesi, cinsel işlev bozukluklarının bilimsel yöntemlerle tanı ve tedavisi, farklı cinsel yönelime sahip bireylerin, tüm yurttaşlar gibi, ruh sağlığının korunmasıdır. Cinsel yönelimin bir hastalık olmadığı güncel tıp biliminin ortak bilgisi olup, eğitim-telkin-özendirme vb yöntemlerle “değiştirilebilecek” veya “aşılanabilecek” bir durum olmadığı bilinmektedir.
Bu tür kısıtlamalar yalnızca meslek örgütlerinin değil, hekimlerin bilimsel bilgiyi paylaşma ve topluma doğru sağlık bilgisi ulaştırma imkânını da sınırlamakta; bireylerin sağlık hizmetine erişiminde tereddüt yaşamasına yol açarak kamu sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. Nitekim aynı süreçte, HIV ile yaşayan bireylerin haklarını ve sağlığa erişimini savunan dernekler de benzer şekilde hedef alınmıştır.
Sağlığa erişim, ayrımcılığa uğramaksızın tıbbi bilgiye ulaşabilme, herkes için anayasal bir haktır. Meslek örgütlerimizin bilimsel faaliyetlerine yönelik erişim engellerinin gözden geçirilmesini ilgili makamların dikkatine sunarız.
Türkiye Psikiyatri Derneği
Türkiye Psikiyatri Derneği’nin resmi X hesabına Savcılığın erişim engeli getirilmesi talebi kabul edilemez.
Bilimsel ve mesleki faaliyet yürüten bir uzmanlık derneğinin kamuoyuyla iletişim kanalının erişime kapatılmasının istenmesi, açık bir sansür girişimidir. Bilimsel bilginin ve sağlık alanındaki mesleki görüşlerin sansürlenmesi kabul edilemez.
Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konusunda bilimsel gerçekleri dile getirmek suç değil, bilimin ve hekimlik sorumluluğunun gereğidir. Bilimsel gerçekler sansürle değiştirilemez.
Türk Tabipleri Birliği olarak Türkiye Psikiyatri Derneği’nin yanındayız.
Sansüre hayır!
Bilime müdahaleye hayır!
Sağlık hakkından vazgeçmeyeceğiz.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ
Sağlık Bakanı'na soruyoruz.
Ayın son gününe dek yapılması muayene sayısı 26 iken yeni aya girilmiş bu günde Ağustos ayı için yapılması gereken muayene sayısı bir gecede nasıl 52 olmuştur?
Bu bir hesaplama hatası ise 31 gün boyunca bu hesaplama hatasını güncellemeyen hesap uzmanınıza, yok bu bir yazılımsal hata ise 31 gün boyunca bunu düzeltemeyen yazılım uzmanınıza gereğini yapmanızı bekliyoruz.
Ama bu bilinçli olarak yapılmış," Aile Hekimliği çalışanları planını yapamasın az ücret alsın." durumu ise buna sebep olan kişileri vicdanen ve ahlaken değerlendirmenizi bekliyoruz.
Bu hata Bakanlığın hatasıdır, tüm bu Bakanlık hatası nedeniyle hakkı gasp edilen hekim, hemşire ve ebelerin hak ediş, maaş hesapları 31 Ağustos gününe kadar belirtilen yapılması gereken muayene sayısına göre yapılıp 15 Eylül 2026 tarihinde eksiksiz bir şekilde yatırılmalıdır.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@halksagligigm@suayipbirinci@AHEF2008@istahed@ahesenorgtr@ahesen1nosube@Ahesen2NoluSube@drahmetkandemir@ttborgtr@IZASED35@asmgrupdernek
#ailehekimligi
TTB, Sağlık Bakanı Memişoğlu’na Hekimlerin Taleplerini İletti
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, Sağlık Bakanı Dr. Kemal Memişoğlu ile 18 Ağustos 2026 tarihinde Sağlık Bakanlığı'nda bir araya geldi. Görüşmede uzmanlık eğitiminin niteliği, nöbet ücretleri ve nöbet ertesi izin hakkı, psikososyal destek, sağlıkta şiddet, hekimlerin mesleki özerkliği ve hukuki güvenceleri ile emekli hekimlerin hakları başta olmak üzere hazırlanan görüş ve çözüm önerileri yazılı bir dosya hâlinde Bakanlığa sunuldu, başlıklar ayrıca sözlü olarak ele alındı.
Görüşmede ele alınan başlıklar şöyle:
📌 Hekimlerin etik denetiminde hukuki boşluk giderilmeli
📌 Malpraktis yargılamaları ve yüksek tutarlı tazminat davaları
📌 Emekli hekimlerin hakları
📌 Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sona ermeli
📌 Uzmanlık eğitimi hizmet üretimine feda edilmemeli
📌 Nöbet ücretlerinde Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmalı
📌 Nöbet ertesi izin hakkı fiilen kullandırılmalı
📌 Sezaryen uygulamaları ve mesleki özerklik
📌 Kurumdan bağımsız ve mahremiyeti gözeten psikososyal destek sağlanmalı
📌 Sağlık çalışanlarına yönelik kapsamlı bir şiddet yasası çıkarılmalı
📌 Aile sağlığı merkezi binaları devlet tarafından yapılmalı
📌 Sınır dışı görevlendirmelerde düzenlemeye gidilmeli
📌 Özelde çalışan hekimlerin yeşil pasaport hakkı tanınmalı
📌 Sağlıkta Haklar ve İletişim Yönetmeliği çalışmalarına etkin katılım sağlanmalı
📌 Bakanlık ile TTB arasında etkin diyalog sürdürülmeli
🔗 https://t.co/BwCPqilLCS
Sağlık çalışanlarından yapılan %35’lik vergi kesintilerinden vazgeçilmeli, her ay sabit kalmak koşuluyla en fazla %15 vergi kesintisi uygulanmalıdır.
Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu (TTB AHEK) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) öncülüğünde, illerde sağlık emek-meslek örgütlerinin de katılımıyla 54 hafta boyunca “Gelirde-vergide adalet” talepleriyle her ayın 15’ini takip eden çarşamba günleri olmak üzere basın açıklamaları yapılmıştı.
İnsanca yaşam koşulları kamu olanaklarıyla herkese yeterli düzeyde sunulmalı, ücretler artırılmalı, vergi kesintileri adil bir şekilde düzenlenmelidir. #ZamDeğilHakkımızıİstiyoruz
Kanser taramalarında kişilere yaptırım uygulayamayan @saglikbakanligi ve müdürlükler aile hekimlerine mobing derecesinde baskı yapmaya başladı. Çalışılan bölgenin özelliği, nüfusun sayı, yaş, cinsiyet ve sosyo- kültürel seviyesi dikkate alınmadan eşit seviye beklenilmemelidir
Türk Tabipleri Birliği ve 58 Tabip Odasından Ortak Açıklama:
Hekimlik, Tutuklama Tehdidi Altında Yapılamaz!
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve aşağıda imzası bulunan tabip odaları olarak; Şanlıurfa'da bir hastanın yaşamını yitirmesine ilişkin soruşturmada kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir meslektaşımızın hukuksuz bir şekilde tutuklanmasını, hekimlik mesleğinin bilimsel ve hukuki güvenceleri bakımından kabul edilemez buluyoruz!
Her şeyden önce yaşamını yitiren yurttaşımızın ailesine başsağlığı diliyoruz. Bir hastanın ölümü her yönüyle araştırılmalı, tıbbi süreç eksiksiz biçimde incelenmeli, varsa sorumluluklar ortaya çıkarılmalıdır.
Bir hekim hakkında kusur değerlendirmesi yapılırken hastanın durumu, hastalığın seyri ve uygulanan işlemler birlikte ele alınmalıdır. İstenmeyen bir sonuç, tek başına hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmez. Ön inceleme tamamlanmadan ve kanunda öngörülen özel soruşturma usulü işletilmeden; meslektaşımız hakkında soruşturma yürütülmesi ve tutuklama dâhil herhangi bir koruma tedbirine başvurulması kabul edilemez. Tutuklama bir ceza değil, yalnızca istisnai koşullarda başvurulabilecek bir tedbirdir ve hiçbir biçimde cezalandırma, kamuoyunu yatıştırma ya da baskı aracına dönüştürülemez.
Meslektaşımızın tahliyesini olumlu karşılamakla birlikte, bir hekimin, bilimsel bir değerlendirme yapılmadan yalnızca mesleğini icra ettiği için özgürlüğünden yoksun bırakılması, tüm hekimler üzerinde ağır bir baskı oluşturur.
Bu nedenle;
📌 Hekimleri suçlu ilan eden söylem ve uygulamaların, sağlıkta şiddeti besleyen bir zemin yarattığının görülmesini, hekimlerin can güvenliğinin ve mesleki huzurunun korunmasını,
📌 Tıbbi uygulamalara ilişkin soruşturmalarda özel soruşturma usulünün ve soruşturma izni şartının eksiksiz uygulanmasını,
📌 Hekimlerin masumiyet karinesine, kişi özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına sürecin her aşamasında saygı gösterilmesini,
📌 Zorunlu soruşturma izni alınmadan adli süreç başlatılmış ve koruma tedbirine başvurulmuş olmasının açık bir hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edilmesini; bu sürecin nasıl işlediğinin ve sorumluluğun yetkili merciler tarafından değerlendirilmesini ve kamuoyuna açıklanmasını talep ediyoruz.
Hekimliğin yargılanma ve cezalandırılma korkusuyla yürütülmesi, hekimleri ağır ve riskli hastalardan uzaklaştırıp, savunmacı tıbbı daha da yaygınlaştıracak, bu durumdan en çok da sağlık hizmetine gereksinim duyan hastalar zarar görecektir. Hekimlerin mesleki uygulamaları nedeniyle peşinen suçlu sayılmasına, tutuklamanın fiilî bir cezaya dönüştürülmesine karşı ortak tutumumuzu koruyacağız. Süreci sonuna kadar takip edeceğiz.
Hiçbir meslektaşımız yalnız değildir.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
Adana Tabip Odası
Adıyaman Tabip Odası
Afyonkarahisar Tabip Odası
Ağrı-Kars-Ardahan-Iğdır Tabip Odası
Ankara Tabip Odası
Antalya Tabip Odası
Aydın Tabip Odası
Balıkesir Tabip Odası
Bartın Tabip Odası
Batman Tabip Odası
Bitlis Tabip Odası
Bolu-Düzce Tabip Odası
Bursa Tabip Odası
Çanakkale Tabip Odası
Çorum Tabip Odası
Denizli Tabip Odası
Diyarbakır Tabip Odası
Edirne Tabip Odası
Elazığ-Tunceli-Bingöl Tabip Odası
Eskişehir-Bilecik Tabip Odası
Gaziantep-Kilis Tabip Odası
Giresun Tabip Odası
Hatay Tabip Odası
Isparta-Burdur Tabip Odası
İstanbul Tabip Odası
İzmir Tabip Odası
Kahramanmaraş Tabip Odası
Karabük Tabip Odası
Karaman Tabip Odası
Kastamonu-Çankırı Tabip Odası
Kayseri Tabip Odası
Kırıkkale Tabip Odası
Kırklareli Tabip Odası
Kırşehir Tabip Odası
Kocaeli Tabip Odası
Kütahya Tabip Odası
Malatya Tabip Odası
Manisa Tabip Odası
Mardin Tabip Odası
Mersin Tabip Odası
Muğla Tabip Odası
Muş Tabip Odası
Nevşehir Tabip Odası
Ordu Tabip Odası
Osmaniye Tabip Odası
Rize-Artvin Tabip Odası
Sakarya Tabip Odası
Samsun Tabip Odası
Siirt Tabip Odası
Sinop Tabip Odası
Sivas-Erzincan Tabip Odası
Şanlıurfa Tabip Odası
Şırnak Tabip Odası
Tekirdağ Tabip Odası
Trabzon Tabip Odası
Uşak Tabip Odası
Van-Hakkari Tabip Odası
Zonguldak Tabip Odası
👇
https://t.co/mOG1SdyQGA
BASINA VE KAMUOYUNA📣📣📣
Hukuki Güvence Olmadan Sağlık Hizmeti Sürdürülemez!
Bugün ilimizde, doğum sonrası gelişen komplikasyonlar nedeniyle bir vatandaşımızın hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Öncelikle merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Yaşanan üzücü olayla ilgili adli sürecin yürütülmesine bir itirazımız yoktur. Ancak, bilimsel bilirkişi raporları tamamlanmadan ve illiyet bağı kurulmadan hekimin tutuklanması; masumiyet karinesine ve ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Tıpta, önlenemez "komplikasyonlar" ile "hekim hatası" ayrımı ancak bilimsel verilerle yapılabilir. Bu tespit yapılmadan uygulanan peşin cezalandırmalar, hekimlerde çekingenlik yaratarak kritik ve acil vakalarda sağlık hizmeti sunumunu aksatacak, doğrudan toplum sağlığını tehlikeye atacaktır.
Şanlıurfa Tabip Odası olarak, tutuklama kararının derhal yeniden değerlendirilmesini ve adli sürecin tutuksuz yürütülmesini talep ediyoruz.
Şanlıurfa Tabip Odası
@UrfaValiligi@sanliurfaism@adalet_bakanlik@saglikbakanligi