Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Bu hakemlere rağmen 1-0 öndeyiz. Ne yaptığınızı, planlarınızı, içinizdeki kötülüğü görüyoruz. Bu düzen böyle gitmeyecek. Buradayız, susmayacağız! Sonunda yine iyiler kazanacak!
Galatasaray birkaç yıl önce ligi 13. tamamladı. Kusuru kendinde aradı. Yönetimini, hocasını değiştirdi. Kadrosunu yeniledi.
Beşiktaş’a 5-0 yenildi. Tüm takım olarak kazanan rakibi alkışladı. Ders çıkardı.
Fenerbahçe’ye 2-0 yenilip Süper Kupayı kaybetti. Yönetimin yağmurluk beceriksizliğinden, hocanın kadro seçimine, oynanan kötü oyuna dek iğneyi, çuvaldızı kendisine batırdı.
Frankfurt’tan 5 yedi, takımı ve hocayı acımasızca eleştirdi.
5-2’nin avantajıyla gittiği Juventus deplasmanında 3-0 yenik duruma düşüp, uzatmalarda turu atladı. Dünya devi rakibini eleyip ilk 16’ya kalmasına rağmen sevinmedi. Ben nerede hata yaptım diye düşündü.
Lenin’in dediği gibi yenilgi zamanları en iyi okuldur ve Galatasaray bu okulu çok iyi kullandı.
Rakipleri ise tüm avantajlı hakem kararlarına rağmen yenildiğinde; özeleştiri mekanizmasını çalıştırmak yerine gürültü çıkarma peşinde.
Galatasaray’ın temsil ettiği duruş, vizyon,öğrenme kabiliyeti rakiplerinden katbekat ileri. Her seferinde tekrar kalbimi çalıyor bu yaklaşım. İyi ki Galatasaray var.