@Khaled_Pill اذا كاكا بيتا معناتو على كل الرجال السلام ،امراته بفعلتها هذه خلت كل المفاهيم تتخربط بعقولنا ،برايي انه من الخطاء التعامل مع المراءة على انها شخصية واحدة وهناك طريقة واحدة للتعامل معها كل مراءة يجب ان تؤخذ على حذا
Mülteci sorununa dair bazı konuları tartışalım. Bazı argümanları kendi içerisinde değerlendirelim.
"Sınırları koruyamadık, herkes geçti, seçerek almadık."
İlk bakışta güzel bir slogan gibi geliyor. Peki bunu nasıl yapabiliriz diye bir bakalım.
Türkiye'nin Doğu ve Güney sınırı toplam 1500 km uzunluğunda. Bu sınırı nasıl koruyabiliriz?
Sanırım en makul çözüm 1 km aralıklarla askeri birlikler koymak olacaktır. Her vardiyada 10 askerin nöbet tutacağı kontrol noktaları olsa, 8 saatten üç vardiyada sadece bir noktada 30 askere ihtiyacımız var. Bir de bunların yemeğini, temizliğini yapacak, kıyafetlerini yıkayacak, suyunu, gıda maddelerini getirecek vs 10 personele daha ihtiyacımız var. Toplamda bir kontrol noktasına 40 asker yerleştirmemiz ve bunu 1500 km boyunca sürdürmemiz gerekiyor.
Hesaplayalım:
Aşağı yukarı 1500x40 = 60.000 askere ihtiyacımız oluyor. Buna haftasonu izinleri, yıllık izinler vs gibi etkenleri de kattığımızda kaba hesap 80.000 askeri sadece sınırlarda tutmamız gerektiğini anlıyoruz.
Türk Kara Kuvvetleri'nin subaylar, astsubaylar, uzmanlar dahil askeri personel sayısı araştırdığım kadarıyla 200.000 kişiden oluşuyor.
Yani en iyi ihtimalle ülkedeki bütün kara kuvvetlerinin yarısını doğu sınırına yığmaktan bahsediyoruz.
Sorunu böyle de çözemiyoruz. Çünkü bu durumda iki ana sorun daha çıkıyor.
1) Buradaki 40 kişilik kontrol noktalarına PKK pusu kurup saldırmaya başlarsa bunları nasıl koruyacağız?
Açıkçası ne kadar düşünürsem düşüneyim buna makul ve efektif hiçbir cevap bulamıyorum.
2) Sınıra gelen mültecilerin seçimini, kimin girip kimin giremeyeceğini nasıl yöneteceğiz, girmemesi gerekenleri nasıl engelleyeceğiz?
Oradaki askerin bu değerlendirmeyi yapamayacağı ortada, üstelik bu değerlendirmeyi yapabilmesi için adamların diline, belgelerine, devlet işleyişine hakim olması lazım. Mesela doktor olmayan ama ben doktorum diyen ve sahte de olsa bir diploma gösteren adamı nasıl ayıklayacaksın?
Bunun hiçbir yolu yok. Almamaya karar verdiğin mülteciler yine de girmeye çalışırsa öldürecek misin?
Sınırlarda oluşan ceset dağlarını nasıl çözeceksin?
Bakın sorunu çözmeye çalıştıkça ne kadar çözümün zor olduğunu görmeye başlıyoruz.
"Bütün Afganları Suriyelileri gönderelim, gitsinler."
Çok güzel, bana bunu nasıl yapabileceğimizi birisi anlatabilir mi? Otobüslere doldurup sınırın öte tarafına mı bırakacaksınız?
Şöyle kaba bir hesapla 200 bin turist otobüsü seferi yapmamız gerekiyor bunun için. Ki işin daha da kötü tarafı, Türkiye'deki turist otobüsleri aktif olarak çalışıyor ve kullanılıyor zaten. Servisler, dolmuşlar, vs hepsi aynı durumda.
Hadi diyelim ki otobüs meselesini de çözdünüz ve 8 milyon insanı sınırların öbür tarafına bıraktınız.
Tekrar girmelerine nasıl engel olacaksınız?
Döndük mü yeniden ilk soruna? Döndük.
Hadi diyelim ki karadan sokmamayı başaracak çok muazzam ve mükemmel ötesi bir çözüm bulmayı en sonunda başardınız.
Ülkenizin üç tarafını çeviren denizler yoluyla girmelerine nasıl mani olacaksınız?
Denize de mi asker dikeceksiniz?
"Sınırları koruyun" argümanının ne kadar altı boş bir argüman olduğu umarım anlaşılmaya başlanıyordur.
"İşlerden ayrılsınlar, o işler bizim hakkımız"
Bu ülke sosyolojisini biraz bilen birisi bunun asla gerçekleşmeyeceğini de bilecektir. Eskiden Kürtlere bırakılmış alt gelir grubu işleri bugün Suriyeli ve Afganlar yürütüyor. Bu durum aynı zamanda Türk ve Kürt altsınıfların da zihinsel olarak sınıf atlamasına sebep oluyor.
Yani Türk ve Kürt vatandaşını artık Suriyeli ve Afganın yapt��ğı işte çalışmaya ikna edemezsin, onlar sınıf atladı. Asgari ücretle de olsa masabaşı veya daha itibarlı mesleği yapmak istiyor. Mesela kimseye tuvalet temizletemez, konfeksiyon atolyesinde 12 saat çalışmaya ikna edemezsin artık. Kimse torna tezgahında saatlerce kendini sıkarak çalışmaz, kimse elektrikçilik, inşaat ustalığı yapmaz. Yapmıyor da.
Dolayısıyla sen aslında bir insan vücudu gibi düşüneceğimiz ekonomik sistemin içinden birkaç organı birden neşterleyip çıkardıktan sonra sistemin çalışmaya devam etmesini bekliyorsun.
Sistemin çarklarını çektiğinde o çarkların yerine geçmek istemeyecek kimse, herkes birbirine bakacak geçsin diye ama kimse kabul etmeyecek.
İnsanın doğası böyle. Bugün görünmeyen yerlerde çalışan pek çok mülteci sayesinde sorunsuz şekilde işlediğini gördüğümüz bu sistem sorunlar üretmeye başladığında aslında hiçbir şey yapmadan malımızı mülkümüzü yiyor dediğimiz mültecilerin çarkları nasıl çevirdiğini anlayacağız.
Üzgünüm ama söylemesi kulağa hoş gelen sloganları atarak sorunlar çözülmüyor. Gitsin demekle kimse gitmeyeceği gibi senin de onları gönderecek ve dışarıda tutacak iyi bir çözümün yok.
Bakın işin etik ahlaki boyutuna hiç değinmedim bile. Yani mesela şu soruyu henüz sormadım:
"Üç çocuğunu günde 16 saat iki işte çalışarak geçindirmeye çalışan babayı ve ailesini sınırdışı ettirip ölmelerine sebep olduğunda vicdanın gerçekten rahat olacak mı?
@yilmaztunc Şu boş oturup kalkmaları bıraksanız artık da iş yapsanız. . Yeniye hayırlı olsun gidene uğur olsun bırakın artık…icraata geçin harakete geçin bakanım Mehmet Şimşek örnek alin