Dünkü yazımız...
Cennete gitmeyi umarken ilham meleği gelse ve siyaseten sevmediğiniz bir müminin Cennete sizden önce gireceğini haber verse, “O giriyorsa ben girmem, girmeyi reddediyorum” demezsiniz. Diyen doktora görünmeli... https://t.co/VuBzoqgXsd @yeniasya aracılığıyla
Biz demokratik cumhuriyetçiyiz. Cumhuriyetin temel değeri Kemalizm değil demokrasidir. “Demokrasi ilkelerimize zarar veriyor, gerekirse vazgeçelim” diyen, demokrat da cumhuriyetçi de değildir.
Demokrasi karşıtı M. Kemalli bayrak... https://t.co/CQdE17aeTF @yeniasya aracılığıyla
Budünkü yazımız...
İradesini gösteremeyen ve “doğruyu yapabilmek” için Erdoğanist AYM’den karar ve kâdir Bakan’dan talimat bekleyen bir TBMM, Türkiye Büyük Devlet Meclisi olarak anılmaktan başka ne işe yarar? https://t.co/aVEhwfgFnl @yeniasya aracılığıyla
Kamu gücü kullanılarak gerçekleşmekte olan bir haksızlığa karşı, bu haksızlığın önlenmesini sağlamak amacıyla ve fakat suç oluşturan herhangi bir davranışta bulunmadan bir eylemli karşı duruşu ifade eden direnme, hakkın kullanılması olarak bir hukuka uygunluk sebebidir.
Kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen haksızlık kanuna uygun olabilir. Kanuna uygun olan tasarruf hukuka aykırı olabilir. Örneğin olağan bir hukuk rejiminde, belediye başkanının tutuklanması halinde, başkanlığa vekâlet edecek kişi belediye meclisinde yapılan seçimle kendi üyeleri arasından belirlenir. Ancak, belediye mevzuatımızda zaman içinde yapılan değişikliklerle, belirtilen durumda belediye meclisinin başkan vekili seçmesine hiçbir hukuki engel bulunmamasına rağmen, bu yetki belediye meclislerinden alınarak kayyım ataması yöntemi benimsenmiştir. Bu durumda kanuna uygun ve fakat hukuka aykırı bir uygulama söz konusudur. Bu itibarla, BELEDİYE MECLİSLİNİN BAŞKAN VEKİLİ SEÇMESİNE HERHANGİ BİR HUKUKİ ENGEL BULUNMAMASINA RAĞMEN, bu yetkinin meclisten alınmasına ve bunun yerine başvurulan KAYYIM ATAMASI UYGULAMASINA KARŞI DİRENME HAKKInı kullanmak gerekir.
Bu hak, öncelikle ilgili belediye meclisi üyeleri bakımından söz konusudur. Hatta ilgili belediye meclisi üyeleri bakımından bu hakkın kullanılması, aynı zamanda seçmenlere karşı bir GÖREVdir. Zira hukuken kendilerine ait olan bu yetkinin kullanılması, hukuka aykırı bir kanuna dayanılarak engellenmektedir.
Kanuna dayanılarak gerçekleştirilen bu hukuka aykırı uygulama karşısında belediye meclisi üyelerinin topluca bir direniş yöntemi geliştirmeleri, demokratik toplumun bir gereğidir.
Hukuka aykırı bu tasarruflar karşısında nasıl bir direniş yöntemine başvurulabileceği, öncelikle ilgili belediye meclisi üyelerinin takdirinde olan bir husustur.
Bu bağlamda TOPLU İSTİFA bir direnme yöntemi olarak düşünülebilir. Belediye meclisi üyeleri, bu hukuka aykırı uygulamadan vazgeçilmesini sağlamak, hatta tutukluluğuna son verilmesi karşısında göreve başlamasına herhangi bir hukuki engel bulunmayan başkanlarının göreve başlamasını sağlamak amacıyla, farklı tarihler itibarıyla geçerli olmak üzere topluca istifa dilekçeleri vererek meclis çalışmalarını durdurabilirler. Seçmenlerin de bu süreçte belediye meclisi üyeleri ile dayanışma içinde olmaları, üyelere destek vermeleri, direnmenin etkinliğini sağlama bakımından büyük önem taşır.
Bu açıklamalarım karşısında şeytanın avukatlığına tevessüle teşebbüs edeceklere cevap olarak önceden belirtmeliyim ki, bu direniş yöntemi, Türk Ceza Kanunu’nun 260. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmaz.
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'tan "mutlak butlan" değerlendirmesi
Kapatılsaydı daha iyi olurdu, kapatılma kararından çok daha ağır bir kararla karşı karşıya kaldık
https://t.co/98Ti9ez7eF
AKP'nin kurucularından Hüseyin Çelik: Köylü Mehmet Ağa, köy kahvesinde karnından konuşabilir ama üniversitenin, medyanın konuşmamak, gerçekleri haykırmamak gibi bir lüksü yoktur
https://t.co/F2miggkhBU
Türk toplumu muhafazakârdır. Muhafazakar bir toplumda Kemalizm’in devrimci fikirlerini gerçekten savunmak marjinal kalmayı benimsemek ve kabullenmek demektir.
Resmî bayramlarda ve 10 Kasım gibi diğer bazı resmî yapılanmalarda ... https://t.co/OYN7EJMlQW @yeniasya aracılığıyla
Devletler neden yükselir, neden çöker?
İbn Haldun’la adaletin İslam dünyasında neden “dua” olarak kaldığını, neden “inşa”ya dönüşemediğini yazdım.
“Zulüm umranın harabıdır.”
https://t.co/Mb9FGxrIhk
📌 Bahar Konferansları II: Adalet Hemen Şimdi!
▪️Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.
— W. Watson
📅 7 Haziran 2026 Pazar
⏰ 14.00–17.00
📍 Akgün İstanbul Hotel, Vatan Cad.
#AdaletHemenSimdi#DemokrasiPlatformu
🔴Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'tan mutlak butlan yorumu: Yüksek Seçim Kurulu'nun görevi, yetkisi gasp edilmiştir
📌"Kapatılma kararından çok daha ağır bir kararla karşı karşıya kaldık. Bundan sonra hiçbir parti güven içerisinde faaliyetlerini sürdüremeyecek"
🎙️@tugbaaozerr
📹 Özgür Söylemez
“Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir diktatörlük manzarasıdır. Vakıa bir meclis vardır. Fakat dahilde ve hariçte bize diktatör nazarıyla bakıyorlar. (…) Halbuki ben cumhuriyeti şahsî menfaatim için yapmadım. Hepimiz fâniyiz. Ben öldükten sonra arkamda kalacak müessese bir istibdat müessesesidir. Ben ise millete miras olarak bir istibdat müessesesi bırakmak ve tarihe o suretle geçmek istemiyorum.”
https://t.co/k2HPPhd1GA
Devlet; insanın huzuru, mutluluğu için bir araçtır. Ama bizde devlet amaç kabul edilir.
Bu anlayışı aşamadığımız sürece, yani özgür birey yetiştiremediğimiz sürece bu döngüyü kıramayız.
Said Nursi'nin asıl dersi de bu, onun en önemli özelliği fikri için büyük bedeller ödemesiydi. Bugün en büyük eksiğimiz, bedel ödemeye hazır insanın azlığı.
Eğer taşıdığımız Müslüman kimliği bize adaleti emretmiyor; haksızlık karşısında dimdik durmayı öğretmiyorsa, geriye yalnızca şekil ve ritüel kalır. Bunu yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var.
Bediüzzaman Paneli'nde yaptığım konuşmamın son bölümü: 👇🏼
https://t.co/9YwMBhiPjv
Devletin aklı hukuktur
Hukuktan kopan devletin her hangi bir aklından söz edilemez
Devletin hukuk dışına çıktığı alanlarda;Anayasa mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulamama, Anamuhalefet partisinin kurultaylarını iptal gibi hukuk dışı uygulamalar"devlet aklı"diye meşrulaştırılamaz
Dünkü yazımız...
TBMM'nin vazifesini ne şekilde ifa ettiğini (aslında etmediğini) göstermesi açısından bu Kanun Teklifi ibretlik bir vesika.
İmza koyan vekillerin hiçbirinin bu teklifin bu içeriğinden haberdar olmadığı belli. https://t.co/sOsMBlMejv @yeniasya aracılığıyla