Osmalı Torununun Umutlarının tükendiği yerde, İnadı başlar. Baş koyduğu yolu ya tamamlayacak, ya tamamlayacak, ya da tamamlayacak. 4. Seçenek yok.
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷💥💥💥
en büyük korkunuzu anlayabilmek için insanları nasıl cezalandırdığınıza bakın. eğerki bir tartışma yaşandıktan sonra karşı tarafı cezalandırmak için sessizleşiyorsanız en büyük korkunuz görmezden gelinmek olabilir. umursamaz davranıyorsanız ciddiye alınmamak olabilir. kendi davranışlarınızı gözlemlediğinizde aslında nelerden korktuğunuzu veya nelerden hoşlandığınızı anlayabilirsiniz
Ben akademik çalışmalarımda titiz hatta bazen takıntılı biriyim. Yapay zeka değil 2 saat 2 dakikada da literatürü halletse, bana bir dipnotta gördüğüm o kaynağa ulaşmaya çalışırken merakımın rüzgarına kapılıp oradan oraya savrulmanın zevkini nasıl verecek?
NEDEN EN ÇOK ELEŞTİRDİĞİMİZ İNSANLARA BENZERİZ?
Başkalarını yücelten de, küçümseyen de aynı kişi.
Değersizlik duygusu yaşayan insanın dünyasında eşitler yoktur.
Ya tapınacak birilerini bulur, ya ezecek.
Ama asıl trajedisi şu.
İkisi de aynı yerden beslenir.
Küçümseme paradoksu
Başkasını küçümseyen kişi aslında bir aynaya bakıyordur.
Onda kendi beğenmediği özelliklerini görür.
Farkında değildir, ama aslında kendini küçümser.
Sonra küçümsenmekten ölümüne korkar.
Yüceltmenin gizli yüzü
O "harika" bulduğu insanlara bilinçdışında düşmandır da.
Çünkü varlıkları ona kendi yetersizliğini hatırlatır.
Ne zaman yücelttiği insanda bir kusur görse, biriktirdiği tüm düşmanlık açığa çıkar.
Kendi yarattığı putu kendi yıkar.
Kay.: Geçtan, E. İnsan Olmak (s. 76-77).
Çürüme içeriden gelir ve dışarıdan ne kadar örtbas ederseniz edin, gerçek ortaya çıkar. Bozuk bir zihniyet; kırılan güvene, tutulmayan taahhütlere ve tekrarlanan hatalara yol açar. Yüzeydeki cila bir süre idare eder ama özü kurtarmaz. Çünkü sorun davranışta değil, niyettedir. Ve niyet bozuksa, zamanla her maske düşer, her rol yorulur, her gerçek kendini ele verir.
Şu üç ayrımın mutlaka yapılması taraftarıyım:
1) Kur'an'ı konuşmak: Her müslüman konuşmalı, tartışmalı, üzerine düşünmeli kendi kabı kadar.
Hatta Müslüman olmayanlarda konuşmalı, tartışmalı ve sorgulamalı.
2) Kur'an'dan konuşmak: Bu, din adına konuşurken elbette ayetleri merkeze alırken konuşmaktır.
(Usül tartışmalarının başladığı yer de budur). Mesela Kur'an; kıssalardan, tarihten ve arkeolojiden de bahseder. Ve yine evrene atıflar yapar. Aklı da delil olarak sunar.
Ayrıca Kur'an açıktır, açıklayıcıdır ancak kendisine emek verenlere; üzerine düşünenlere daha da açılır. Yani Kur'an açıktır; ancak insanın zihni de açık olmalıdır. Yoksa lafızcılık, tefekkürsüzlüktür.
3) Kur'an adına konuşmak: Eğer siz birilerine hitap eder ve Kur'an adına konuşuyorum diyorsanız o halde bu kitabın konularına, diline, üslubuna da vakıf olmanız gerekir.
Çünkü Kur'an ne şiir ne de düz yazıdır. Kendine özgü bi tarzı vardır.
Mesela bazı tipler euzu çekmeyi bilmemesine rağmen "benim anladığım bu" demek yerine sözlükten, dilden, müktesebattan haberi olmadan sadece pc ekranından bakıp "bu, şu anlama gelir, şu kelime şu demektir" diye hadsizlikte bulunabiliyor. Bu da cahil cesareti olsa gerek.
Selamlar.