Balıkesir'den bisikletle 40 günde 3 bin 450 kilometre yol kat ederek umreye giden vatandaş hayatını kaybetti.
• 69 yaşındaki Fahrettin Şener'in, bahçesini çapalarken makinenin altında kaldığı öğrenildi.
Güney Afrika'da bir Kilise'de 100 bin kişilik cemaatin liderliğini yapan Rahip Richmond, gördüğü rüya sonrası hem kendisi hem de cemaati İslam'la şereflendi:
"Ona söyleyin beyaz takke taksın"
7 dil bilen çağ açıp çağ kapayan
Eflak
Boğdan
Sırbistan
Bosna
Kırım
Mora
Otranto ve
İstanbulun fatihi Sultan Mehmed han ruhun şad olsun
29 Mayıs İstanbul’un fethi kutlu olsun
Türkiye'de herhangi bir asm'de yakalanabilecek bir vaka. Ne kadar kaliteli sağlık hizmeti sunuyoruz düşünün. Her gelen gebeye muhakkak tansiyon bakılır.
My sister went in for a routine prenatal checkup, just casually mentioning she’d been having these intense headaches and seeing spots in her vision. She said something felt wrong, like her body was trying to tell her something.
Her doctor barely reacted. Said headaches were normal in pregnancy, probably just stress or dehydration. Told her to drink water and get more sleep.
That same night, she started feeling worse, dizzy, nauseous, her vision getting blurry. Then she collapsed.
We rushed her to the hospital, and this time the doctors didn’t hesitate. Within minutes they were saying it was severe preeclampsia, her blood pressure was dangerously high, and both her life and the baby’s were at risk.
Everything moved fast after that, medication, emergency interventions, constant monitoring.
They told us if she had waited any longer, it could’ve turned into eclampsia… seizures, stroke, even death.
She survived. The baby survived. But all of it started with her saying “something feels wrong” and not being taken seriously.
Kocaelinde özel ve Türkiye de en büyük hastane grubunda doktor arkadaşım vardı.
Eşim hamileyken dedim ki önerin hangi doktor.
Normal doğum istiyorsanız burada olmaz son dakika kordon dolanır kanka dedi.
Hastane ismi vermeyim ama olayı anlayın.
Caner Taslaman’ın eski eşi:
Hacca gittiğimde 3 günden fazla dayanamadım.
Erkekler beni insan yerine koymuyor. Soru soruyorum yanımdaki adama cevap veriyor.
Orada Atatürk'e o kadar şükrettim ki...
Bugün burada bile konuşabiliyorsam Atatürk sayesinde konuşabiliyorum.
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan:
“Veli ile öğretmenin hiçbir şekilde görüşmemesi lazım. Veli okula girmeyecek.
Doktora gidince işine karışıyor musunuz? Sen de eğitime karışamazsın.
Ben kendi çocuğumun veli toplantısında ‘Bu eğitim işleri ayrıdır, ben üniversite hocasıyım ama çok anlamam’ dedim.
Yanımdaki ev hanımı kadın ‘Ben anlarım’ dedi.
Sen nereden anlayacaksın ya, 20 sene sınıfa girmişim ben anlamıyorum.
Her şeyden anlamaktan vazgeçeceksiniz.”
...Bir de demiri indirdik ki onda büyük bir güç ve insanlar için yararlar vardır. Böylece Allah, görmeden iman ederek kendisine ve peygamberlerine yardım edecekleri ortaya çıkaracaktır. Şüphesiz Allah güçlüdür, üstündür. (Hadid 25)
Siamo in Namibia. Un normale agricoltore sta lavorando la sua terra quando il suo aratro si blocca di colpo contro qualcosa di durissimo nel terreno. Inizia a scavare e si ritrova davanti una roba che ha dell'incredibile: il meteorite di Hoba.
Non è un semplice sasso spaziale. È il frammento di ferro naturale più grande mai scoperto sull'intero pianeta.
Ecco i dettagli che fanno letteralmente impazzire gli scienziati:
• Un colosso metallico: Pesa ben 60 tonnellate ed è composto quasi interamente da ferro e nichel. Oggi è ancora lì, esattamente dove è caduto, perché spostarlo è praticamente impossibile.
• Il viaggio nel tempo: È precipitato sulla Terra circa 80.000 anni fa, aspettando pazientemente sotto un leggero strato di terra che qualcuno ci inciampasse sopra.
• L'anomalia impossibile: La cosa più folle in assoluto? Non c'è nessun cratere d'impatto. Come fa un bestione di 60 tonnellate a schiantarsi a folle velocità dallo spazio senza disintegrare il terreno? Gli esperti credono che sia entrato nell'atmosfera con un'angolazione talmente piatta da essere stato rallentato dall'attrito dell'aria, atterrando quasi "dolcemente" come un sasso che rimbalza sull'acqua.
Un reperto alieno che ha sfidato le leggi della fisica ed è rimasto nascosto sotto i nostri piedi per millenni.
Benzer bencilliklere defaatle maruz kalmış biri olarak çok iyi anlıyorum... Adam da kendine acımaya başlıyor bir süre sonra ne çile çekiyorum be havalarında....
İlk gebeliğimdi. Kokulardan aşırı midem bulanıyor,asla mutfağa giremiyordum. Hiçbir şey yiyip içemiyordum sadece çubuk kraker.Aşırı halsiz olunuyor haliyle.Kayınvalidem bize gelmişti ve mutfağa giremediğimi görünce “ah ah oğluma çok üzüldüm” demişti. O an asla idrak edememiştim:)
𝗔𝗻𝗲𝗺𝗶 𝗻𝗲𝗱𝗲𝗻𝗶𝘆𝗹𝗲, 𝗱𝗲𝗺𝗮𝗻𝘀 𝗵𝗮𝘀𝘁𝗮𝘀ı 𝟲𝟰 𝘆𝗮𝘀̧ı𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝗲𝘆𝘇𝗲𝘆𝗶 𝘆𝗼𝗴̆𝘂𝗻 𝗯𝗮𝗸ı𝗺𝗮 𝘆𝗮𝘁ı𝗿𝗱ı𝗺. Hemoglobin değeri oldukça düşüktü ve gerekli tedavisini düzenledim. Geçmiş kayıtlarına baktığımda, neredeyse üç ayda bir hastaneye yatırıldığını; eritrosit süspansiyonu verilerek taburcu edildiğini gördüm.
Hastanın bakımıyla ilgilenen bir bakıcısı vardı; ara ara gelen iki kızı ise farklı illerde yaşıyordu. Hastaneye yatınca yine gelmişler; bu süreçte kan verip çıkarmam için, sürekli beni sıkıştırıyorlardı.
Yoğun bakımda yatarken, alt bezinde kan fark ettik. Muayenesinde vajinal kanama olduğunu gördük. Kadın doğum ile konsülte edildi ve malignite ön planda düşünüldü.
O sırada kadın doğum uzmanımız, acil bir durum nedeniyle izne ayrılmak zorunda kaldı. Hastanın bu süreci ayaktan takip etmesi mümkün değildi. Bir başka hastanedeki kadın doğum hocamızla konuştum. Asistan arkadaşlarla görüşerek, yer açıldığında hastanın kabul edileceğini iletti. Ertesi gün uygun yer bulundu ve hastayı ambulansla sevk ettik.
Aslında anemiye yönelik tetkikler daha önce yapılmış, ama vajinal kanama gözden kaçmıştı. Önceki yatışları servise olduğu için, öz bakımıyla ilgilenen kızları ve bakıcısı bu kanamayı fark ettikleri halde ne hemşireleri ne de hekimi bilgilendirmişlerdi. Tek istedikleri bir an önce kan verilip taburcu edilmesiydi.
Ama yoğun bakıma yatış verdiğimde, hemşireler durumu fark edip bana bildirmişlerdi.
Yakınları, hastayı taburcu etmediğimi görünce beni başhekime şikayet etmişler. "Hep gelir, kan alır çıkarırdık. Doktor hanım bu kez çok uzattı. Şimdi de başka hastaneye sevk etmek istiyor! " demişler.
Oysa teyze demans hastasıydı. Bir çocuk kadar savunmasızdı.
Başhekim beni arayıp "𝗸𝗶𝗯𝗮𝗿𝗰𝗮" sürecin neden uzadığını sordu. Hasta yakını memnuniyetini sağlayamamıştım! "Kısaca, hastama sahip çıkıyorum diyebiliriz!" dedim.
𝗦𝗶𝘀𝘁𝗲𝗺𝗶𝗻 𝘃𝗲 𝗯𝘂 𝘀𝗶𝘀𝘁𝗲𝗺𝗶𝗻 𝘀̧𝗲𝗸𝗶𝗹𝗹𝗲𝗻𝗱𝗶𝗿𝗱𝗶𝗴̆𝗶 𝗶𝗻𝘀𝗮𝗻 𝗽𝗿𝗼𝗳𝗶𝗹𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗮𝗹𝘁ı𝗻𝗱𝗮, 𝗴𝗼̈𝗿𝗲𝘃𝗶𝗻𝗶 𝗵𝗮𝗸𝗸ı𝘆𝗹𝗮 𝘆𝗮𝗽𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗰̧𝗮𝗹ı𝘀̧𝗮𝗻 𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺𝗹𝗲𝗿 𝗲𝘇𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂.
𝗧𝘂̈𝗺 𝗯𝘂𝗻𝗹𝗮𝗿𝗮 𝗿𝗮𝗴̆𝗺𝗲𝗻, 𝗵𝗮̂𝗹𝗮̂ 𝗱𝗶𝗿𝗲𝗻𝗶𝘆𝗼𝗿 𝘃𝗲 𝗴𝗶𝘁𝗺𝗶𝘆𝗼𝗿𝘀𝗮𝗸 𝗲𝗹𝗯𝗲𝘁 𝗰̧𝗮𝗿𝗲𝘀𝗶𝘇𝗹𝗶𝗸𝘁𝗲𝗻 𝗱𝗲𝗴̆𝗶𝗹𝗱𝗶!!!