https://t.co/nIWMsz6I6g
*They Don’t Care About Us*
_“Gerçeği söyleyenin ilk bedeli: yalnız bırakılmak.”_
Bu şarkı bir “hak arama” marşı gibi dinleniyor ama asıl yaptığı şey daha keskin: seni uyandırıyor. “They don’t care about us” bir melodi değil, bir teşhis. Sistem seni sevmez; sistem seni kullanır. Bu cümle doğruysa, insanın ihtiyacı umut pompalamak değil, ayılmaktır. Çünkü düzenin en güçlü silahı şiddet değil; seni “normal”e ikna etmektir. Haksızlığı prosedüre çevirir, insanı dosyaya indirir, acıyı istatistiğe çevirir. Böylece kimse kendini kötü hissetmez; herkes “işini yapıyordur.” Şarkının öfkesi tam burada anlam kazanır: tek bir kötü adamı değil, kötülüğü sıradanlaştıran makineyi hedef alır.
Ama bu teşhisten iki yanlış sonuç çıkaran çok. Birincisi safdillik: “İyi niyet yeter, kurumlar düzelir.” Yetmez. Hakikat tek başına kazanmaz; netlik, strateji ve dayanıklılık ister. İkincisi kurbanlık: “Madem umursamıyorlar, ben de bırakıyorum.” Bu da bir kapan. “Onlar” büyür, “sen” küçülür; öfke eyleme değil teslimiyete bağlanır. Şarkının sana bıraktığı şey umutsuzluk değil, sert bir netlik olmalı: Kimse umursamayabilir, o yüzden ben kendimi ve gerçeği daha ciddiye alacağım.
Bir de “they” meselesi var. Şarkı bilerek muğlak bırakıyor; çünkü herkes hayatındaki “onlar”ı içine koyabilsin diye. Ama muğlak düşman büyür ve paranoyaya dönüşür. PUSULA burada tek test koyar: düşmanı masal yapma; somutlaştır. Kim, nerede, ne yapıyor, hangi mekanizma seni sıkıştırıyor? Somutlaştırmadığın şey seni tüketir, somutlaştırdığın şeyle mücadele edebilirsin.
Bu şarkıyı “öfke pornosu” gibi tüketirsen sistem yine kazanır; biraz bağırır, rahatlar, sonra aynı zayıflıkla hayatına dönersin. Şarkı ancak şuna dönüşürse işe yarar: “Kimse beni kurtarmayacak; o zaman ben kendimi kurtaracak disiplini kuracağım.”
PUSULA tokadı: Kimse seni kurtarmayacak; bu gerçeği kabul etmeden güçlenemezsin.
@HurmaEdit Kutsallarımızın suistimal edilmesine herzaman karşıyım
Atamıza benzeyen adam öyle ulu orta dolaşarak bunu suistimal edememeli
@adalet_bakanlik
@A2TEND0S Gelmiş geçmiş IQ seviyesi en yüksek oyunculardan biriydi, komunist romanya sistemi nedeniyle profesör olacak adam futbolcu olursa o da dünyanın bütün ayarlarıyla böyle oynar
PEKİ BU “İKİNCİ ADIM” İSRAİL İÇİN,
YUNANİSTAN İÇİN NE ANLAMA GELİR?
İsrail;
NATO’nun “5. Madde”si kapsamına girmeyeceği için,
Türkiye’nin Kıbrıs ve Suriye’deki askeri varlıklarına saldırı planı yapıyormuş. İran'ın ABD üslerini vurmasını örnek almış!
Bu, Rum Kesimi ve Yunanistan’ın doğrudan Türkiye’ye saldırısı anlamına gelecektir.
5. Madde’ye ihtiyacımız olmaz.
Daha büyük kazanımlarımız olur.
1- Adalar Denizi’ndeki (Ege) adalar bir haftada el değiştirir. Ege’de deniz haritası çok hızlı değişir. Batı Trakya “haritası” ortaya çıkar. En az bir milyon kişi Yunan sınırında toplanır.
2- Yunanistan, İsrail tetikçisi olmanın bedelini küçülerek ödemek zorunda kalır. Bunlar olurken Makedonların, Arnavutların ne yapacağını kimseler bilemez.
3- Rum Kesimi’ne yönelik yeni askeri müdahale başlar. 1974’te yarım kalan tamamlanır.
4- Rum Kesimi’ndeki İsrail unsurları açık hedef haline gelir ve doğrudan saldırıya uğrar.
5- Eğer saldırı Rum Kesimi’nden yapılırsa, bir “işgal” kaçınılmaz olur.
6- Bunlar olurken İsrail’in Rum Kesimi ve Yunanistan’ı savunmak için hiç bir şey yapmayacağı, yapamayacağı ortaya çıkar. Yunanlılar ve Rumlar çok ağır bir şok yaşar.
7- İsrail Golan, Güney Lübnan ve Gazze’de ağır saldırıya uğrar. Buralar İsrail değildir ve misilleme yapılmış olur. Türkiye’nin bu üç bölgedeki İsrail unsurlarını vurması meşru hale gelir.
8- Akdeniz’deki İsrail donanması yarı ölü hale gelir. Hareket edemez, kıyıda kilitlenip kalır.
9- On binlerce, yüz binlerce gönüllü ve onlara önderlik edecek askeri unsurlar Gazze’ye akın eder. Artık hiçbir sınır onları durduramaz.
10- Bu arada Tel Aviv yanar, askeri üsler vurulur.
11- O çok övündükleri F-35’lerin bir gecede kaç tanesinin imha edildiğinin hesabını yapmak zorunda kalırlar.
12- Türkiye’deki çifte vatandaş olup da İsrail’e hizmet edenlerin hepsi vatan haini kategorisine alınır. Tutuklanır ya da sınır dışı edilir.
13- Sadece silahların değil, “Coğrafya Silahtır” ilkesinin sonuçları açık ve net ortaya çıkar.
14- İşte bu aşamadan sonra İsrail için coğrafya biter, boğulur. Sadece Doğu Akdeniz kalır. Orada da kimin kimi avlayacağı bellidir.
15- Asker değil, yüzbinlerce gönüllünün İsrail sınırlarına akın etmesi bile İsrail haritasını ortadan kaldırmaya yetecektir. Böyle bir senaryonun mümkün olduğunu biz biliyoruz. Herkes biliyor.
16- Bu kriz sadece “seçim krizi” değil. Büyüyerek devam edecek. Hesaplar buna göre yapılmalı.
17- İsrailliler'in "telkin"lere ihtiyacı yok. Tarihe bakmaları yeterlidir. Ne ölümcül kararlar alabildiğimizin binlerce örneğini göreceklerdir. Ve biz hiç geri dönmeyiz...
Bir doktor olarak şunu diyebilirim ki hekimlik mesleği burjuvaların yapması gereken bir iştir. Yani kişinin maddi kaygısı olmayacak, kendi isteğiyle insanlara sağlık vermek isteyecek. Hipokrattan zamanında bu böyleydi. Ben dahil hekim olmamalıydık! İsteyem de linçlesin…
Uzun süredir üzerinde çalıştığım bir projeyi bugün duyurmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Bilge ve Yonga: 7-12 yaş çocuklar için 32 kitaplık bir bilgisayar mimarisi serisi. Tamamı ücretsiz, bugün yayında.
Yıllardır üniversitede bilgisayar mimarisi anlatıyorum. Öğrencilerin çoğu bir işlemcinin içinde ne olup bittiğini ilk kez ikinci ya da üçüncü sınıfta duyuyor. Oysa bu konuların özü, doğru anlatıldığında bir çocuğun rahatlıkla kavrayacağı şeyler: bir anahtar açılır ve kapanır, her şey sıfır ve birle yazılır, işlemci bir buyruğu alır, anlar ve yapar.
Seride meraklı bir çocuk olan Bilge ile küçük robot arkadaşı Yonga var. Bilge sorar, Yonga anlatır. Kumdan yonga nasıl çıkar, bilgisayar neden ısınır, önbellek ne işe yarar, bir program nasıl makine diline dönüşür. Her kitabın sonunda kısa bir "Bugün Ne Öğrendik?" özeti var.
426 sayfa, her sayfanın kendi çizimi var. Kapaklarla birlikte 458 özgün görsel. Tarayıcıda okunuyor, isteyen PDF ya da EPUB indiriyor.
Bir şeyi de açıkça söyleyeyim. Bu seriyi birkaç yayınevine anlattım, destek çıkan olmadı, çoğundan yanıt bile gelmedi. Açık erişimi ilke olarak zaten tercih ediyorum, kitaplar bu yüzden ücretsiz. Ama çocukların kitabı eline alıp sayfasını çevirme deneyimini yaşayamıyor olması benim için bir eksiklik.
Ülkemizde yayıncılığın mürekkep ve kağıt masrafını hesaplamanın ötesine geçmesi gerekiyor. Bir eserin değeri satacağı kopya sayısıyla ölçülmüyor.
Basmak isteyen bir yayınevi çıkarsa kapım açık. Tek koşulum, kitapların dijitalde ücretsiz kalması.
https://t.co/o5sHPrIwzT
BBC’ye göre, Ukrayna'da kimliği doğrulanan ölü Rus askeri 234 bini aştı.
Nüfusa oranla en yüksek ölüm oranları Tuva, Altay, Başkurdistan ve Tataristan gibi gibi Türk kökenli halklardan.
Buna karşın Moskova ve St. Petersburg'daki kayıplar, bu bölgelere kıyasla 25-30 kat daha düşük.
1980-1988 yılları arasında gerçekleşen İran, Irak savaşında da benzer bir durum yaşanmıştı. İran, Güney Azerbaycan bölgesindeki Türkleri, Irakta Türkmenleri ön cepheye sürmüştü.
Türklerin başkalarının savaşlarında ölmemesi için Milliyetçi büyük Türkiye kaçınılmaz bir gerekliliktir.