Şanlıurfa’da yaşanan sorun tüm ülkenin sorunudur.
Şanlıurfa’da özel bir hastanede sezaryenle doğum yaptıktan sonra durumu ağırlaşan ve sevk edildiği Harran Üniversitesi Hastanesinde yaşamını yitiren hastaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir meslektaşımızın tutuklandığını, ardından yapılan itirazlar sonucu serbest bırakılarak tahliye edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Her şeyden önce yaşamını yitiren yurttaşımızın ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Bu ölümün bütün yönleriyle araştırılması, tıbbi sürecin eksiksiz biçimde incelenmesi ve varsa sorumlulukların ortaya çıkarılması gerektiği açıktır; ancak tıbbi uygulamalar değerlendirilirken sonuçla yetinilmemeli, hastanın klinik durumu, hastalığın seyri ve yapılan tıbbi işlemler bir bütün olarak ele alınmalıdır. Kusur ve nedensellik bağı, ilgili uzmanlık alanlarından bağımsız bilirkişilerce tüm kayıtlar incelendikten sonra belirlenmelidir.
Kamuoyuna yansıyan sınırlı bilgiler olayın tıbbi yönü hakkında kesin bir değerlendirme yapmaya elverişli değildir. Bilimsel ve hukuki incelemelerin henüz tamamlanmamış olması ve kanunda öngörülen özel soruşturma usulünün işletilip işletilmediğinin bilinmemesi karşısında, meslektaşımız hakkında tutuklama tedbirine başvurulmuş olması ceza muhakemesinin temel ilkeleri yönünden ciddi soru işaretleri doğurmuştur.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek 18’inci maddesi uyarınca, özel sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimler hakkında, mesleki faaliyetleri kapsamında yürütülen soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Mesleki Sorumluluk Kurulundan soruşturma izni alınması zorunludur.
Şanlıurfa’da yaşanan bu sorun uzun süreden beri ülke genelinde yaşanan bir sorundur. Öteden beri kışkırtılmış sağlık politikaları, bilim karşıtlığı ve kadın bedeni üzerinden politika yapmanın bir yansımasıdır. Uzun zamandır bu politikalar sonucu kadın hastalıkları uzmanlığı hedef alınmıştır. Hekimler branş seçiminde kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığını tercih etmekten uzaklaşmaktadır. Bunu kabul etmeyeceğimizi, mesleğimize ve kimliğimize yönelen uygulamaları, yine mesleğimizin gücüyle aşacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.
Diyarbakır’da özel bir hastaneye yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıyı büyük bir kaygı ve üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Sağlık kurumlarının hedef alınması hiçbir koşulda kabul edilemez. Bir sağlık kuruluşuna yönelik silahlı saldırı, yalnızca o kurumda çalışan sağlık emekçilerine değil, sağlık hizmetine gereksinim duyan tüm topluma yöneltilmiş bir tehdittir.
Uzun yıllardır sağlıkta şiddetin önlenmesi için etkili ve kalıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının hâlâ önlenememiş olması, bugün bir hastanenin silahlı saldırının hedefi hâline gelmesiyle birlikte güvenlik sorununun ulaştığı vahim boyutu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Yetkili idari ve adli makamları, olayın tüm yönleriyle ivedilikle aydınlatılması, faillerin ve varsa azmettiricilerin ortaya çıkarılarak hukuk önünde hesap vermelerinin sağlanması konusunda sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.
Saldırıya uğrayan hastanenin tüm çalışanlarına, hastalarına ve hasta yakınlarına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Sağlıkta şiddetin her türüne karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi, sağlık emekçilerinin güvenli çalışma ortamı ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine güven içinde ulaşabilmesi için yürüttüğümüz mücadelenin kararlı takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
DİTAM ev sahipliğinde Diyarbakır’da; STK temsilcileri, meslek odaları, siyasetçiler ve yerel yönetimlerin katılımıyla "Diyarbakır Yerel Hizmetleri İzleme Ağı" toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıya Diyarbakır Tabip Odası Başkanımız Dr. Veysi Ülgen, TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Mehmet Şerif Demir, oda yönetimimiz ve aktivistlerimiz katılım sağladı.
Oda üyemiz Doç. Dr. Zehra Kılınç tarafından gerçekleştirilen "Çevresel Etki ve Ekolojik Denge" konulu sunumun ardından, ekolojik çevre ile uyumlu sağlığı koruma politika önerilerinin tartışıldığı oldukça verimli bir toplantı oldu.
Değerli üyelerimiz ve aktivistlerimizle kahvaltı programında bir araya gelerek dayanışmamızı ve örgütlü mücadele kararlılığımızı bir kez daha güçlendirdik.
Mesleğimizin sorunlarının, sağlık sisteminin içinde bulunduğu tablonun ve önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz çalışmaların değerlendirildiği buluşmamızda; birlikte düşünmenin, birlikte üretmenin ve dayanışmayı büyütmenin önemini bir kez daha vurguladık.
Hekimlerin özlük hakları, mesleki bağımsızlığı ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişim hakkı için emekten, demokrasiden ve barıştan yana mücadelemizi ortak akıl ve dayanışmayla sürdürmeye devam edeceğiz.
Katılım sağlayan tüm meslektaşlarımıza teşekkür ediyor; dayanışmanın, örgütlü mücadelenin ve birlikte üretmenin gücüyle yol yürümeyi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
Bir çok alanda birlikte çalıştığımız Diyarbakır Barosu yönetim kurulu, genel kurulumuz sonrası Odamızı nezaket ziyaretinde bulundu. Sadece kentimizin değil , bölgenin hukuk alanında etkin ve söz sahibi olan , Tahir Elçi’nin mirasını sürdüren Baro ziyareti bizleri onurlandırmıştır.
Görüşmede sağlık hakkı, insan hakları ihlalleri, cezaevleri ve sağlık , işkenceye karşı mücadelede görüş alış verişinde bulunulmuştur.
Kendilerine yönetim olarak Diyarbakır Tabip Odası adına teşekkür ediyoruz
DİSK Devrimci Sağlık-İş Bölge Yönetimi, bu akşam odamıza bir nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyaret sırasında, özel hekimlik alanında yürüttüğümüz çalışmaları kendileriyle paylaştık; odamızın her zaman örgütlenmeden yana olduğunu ve sendikalaşmayı desteklediğini vurguladık.
Nazik ziyaretleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Odamız tarafından 2020 yılında Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü‘ne layık görülen Kadir İnanır’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Sanatçı Kadir İnanır; ezilenlerden yana sanat anlayışı, aydın duruşu ve toplumsal barış ile demokrasiden yana kararlı tutumuyla daima saygıyla anılacaktır.
Toplumsal barış ve demokrasi mücadelesi veren tüm aydınların, sinema emekçilerinin, dostlarının ve halkların başı sağ olsun.
Etkin, demokratik, mücadeleci ve barıştan yana bir TTB çizgisini daha da güçlendirmek için, Diyarbakır Tabip Odası delegeleri olarak TTB 78. Büyük Kongresi’ne katılım sağladık.
Hekimlerin haklarını, toplumun sağlık hakkını, demokrasiyi ve barışı savunan mücadele geleneğimizi geleceğe taşıma kararlılığıyla yolumuza devam ediyoruz.
Gelenekten geleceğe, mücadeleye devam!
📌DİYARBAKIR
Genel Başkan Yardımcımız Ümit Umdu, Diyarbakır Bölge Şube Başkanımız Cebrail Akdemir, yönetim kurulu üyelerimiz ve işyeri temsilcimiz ile birlikte 2016 yılında KHK ile görevinden uzaklaştırılan, 10 yıl süren hukuk mücadelesinin ardından mahkeme kararıyla Silvan Devlet Hastanesi'ndeki görevine iade edilen eski üyemiz Dr. Elif Turan’ı ziyaret etti.
Dr. Elif Turan'a görevinde başarılar dileriz.
Odamız eski dönem başkanlarından, aktivistimiz , 2016 da KHK ile görevinden uzaklaştırılan, 10 yıl sonra mahkeme kararıyla ile işine geri dönen Dr. Elif Turan’ ı bugün yönetim kurulu olarak ziyaret ettik.
Tek bir KHK’lı emekçi işe dönünceye kadar mücadelemiz devam edecek. KHK lar gidecek, biz geleceğiz.
Eşbaşkanımız Fatma Ay, hukuksuz KHK uygulamalarıyla görevinden ihraç edilip yürüttüğü kararlı hukuk mücadelesinin ardından görevine dönen Dr. Elif Turan'ı Silvan Devlet Hastanesinde ziyaret etti. Eşbaşkanımız Fatma Ay hukuksuz KHK uygulamalarıyla haksız yere ihraç edilip hukuk mücadelesini sürdüren, mesleğine ve emeğine sahip çıkan herkesin yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.
Hevşaredara me Fatma Ay li Nexweşxaneya Farqînê serdana Bijîjk Elif Turan kir, ku bi biryarnameyên neqanûnî ji karê xwe hatibû derxistin û piştî têkoşînek qanûnî ya bi biryar vegeriya ser karê xwe. Hevşaredara me Fatma Ay diyar kir ku ew ê li kêleka her kesê ku bi biryarnameyên qanûnî yên neqanûnî bi neheqî ji kar hatiye avêtin û têkoşîna xwe ya qanûnî ji bo parastina pîşe û debara xwe didomîne, bin.
@Fatmaaypasur l @Vet_Muratipek
✊ Hevşaredara me Sevîm Bîçîcî li Nexweşxaneya ya Farqînê serdana Bijîjk Elîf Turan kir. BijîjkTuran bi biryarnameyên neqanûnî (KHK) ji karê xwe hatibû dûrxistin, lê di encama têkoşîna wê ya qanûnî bi biryar de vegeriya ser karê xwe.
Hevşaredara me Sevîm Bîçîcî piştgirî da Bijîjk Elîf Turan.
Em ê li kêleka wan kesê ku li dijî neheqiyê li ber xwe dide û maf û pîşeya xwe diparêze, dibin.
✊ Eşbaşkanımız Sevim Biçici, hukuksuz KHK uygulamalarıyla görevinden ihraç edilen, ancak yürüttüğü kararlı hukuk mücadelesi sonucunda görevine geri dönen Dr. Elif Turan’ı Silvan Devlet Hastanesi’nde ziyaret etti.
Haksızlıklar karşısında geri adım atmayan Dr. Elif Turan ile dayanışma duyguları paylaşıldı.
Hukuksuzluğa karşı direnen, emeğine ve mesleğine sahip çıkan herkesin yanında olmaya devam edeceğiz.
Barış, demokrasi ve halkların anadilinde sağlık hizmetine erişim hakkı için mücadele ederken katledilen sağlık emekçileri Dr. Mehmet Emin Ayhan ve Şehmuz Akıncı’yı mezarları başında saygı ve özlemle andık.
Toplumsal barışın tesis edilebilmesi için hakikatin açığa çıkarılması, adaletin sağlanması ve cezasızlık politikalarına son verilmesi gerekmektedir. Unutmuyor, unutturmuyoruz.
Endama me Elif Turan, ku bi KHKyên OHAL’ê bi awayekî neheq û bê huquqî ji karê xwe hatibû derxistin, li Nexweşxaneya Dr. Yusuf Azizoğlu ya Farqîn’ê de dîsa dest bi kar kir.
Me endamê xwe li cihê karê wê serdana wê kir.
Em ê heta ku hemû hevalên me yên ku bi awayekî neheq û bê huquqî ji kar hatine derxistin vegerin ser karê xwe, têkoşîn û hevgirtina xwe bidomînin.