“Ne Mutlu Türk’üm Diyene.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün onuncu yıl nutkunun son cümlesidir. Atamızın izinde gidiyoruz. Türk Milletinin refahı için bilimde, teknikte, tarımda, sanayide, edebiyat ve güzel sanatlar alanlarında hep daha iyisini daha güzelini başarmaya and içtik.
✍️🏻Amed ismi nereden geliyor?
Diyarbakır kimliği vs.
HDP eski vekili Altan Tan anlatıyor.
✍️🏻O bile yalanlarla, başkalarına ait değerleri sahiplenerek kimlik oluşturma peşindeki etnikçilerin iddialarına karşı çıkıyor!
✍️🏻Oldukça kısa, değerli zamanınızdan minik bir bölüm ayırırsanız, konuya daha derinlikli bakabilirsiniz!
✍️🏻Sonra Amedspor'a biçilen rolü daha sağlıklı kritik edebilirsiniz!
Uzun süredir üzerinde çalıştığım bir projeyi bugün duyurmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Bilge ve Yonga: 7-12 yaş çocuklar için 32 kitaplık bir bilgisayar mimarisi serisi. Tamamı ücretsiz, bugün yayında.
Yıllardır üniversitede bilgisayar mimarisi anlatıyorum. Öğrencilerin çoğu bir işlemcinin içinde ne olup bittiğini ilk kez ikinci ya da üçüncü sınıfta duyuyor. Oysa bu konuların özü, doğru anlatıldığında bir çocuğun rahatlıkla kavrayacağı şeyler: bir anahtar açılır ve kapanır, her şey sıfır ve birle yazılır, işlemci bir buyruğu alır, anlar ve yapar.
Seride meraklı bir çocuk olan Bilge ile küçük robot arkadaşı Yonga var. Bilge sorar, Yonga anlatır. Kumdan yonga nasıl çıkar, bilgisayar neden ısınır, önbellek ne işe yarar, bir program nasıl makine diline dönüşür. Her kitabın sonunda kısa bir "Bugün Ne Öğrendik?" özeti var.
426 sayfa, her sayfanın kendi çizimi var. Kapaklarla birlikte 458 özgün görsel. Tarayıcıda okunuyor, isteyen PDF ya da EPUB indiriyor.
Bir şeyi de açıkça söyleyeyim. Bu seriyi birkaç yayınevine anlattım, destek çıkan olmadı, çoğundan yanıt bile gelmedi. Açık erişimi ilke olarak zaten tercih ediyorum, kitaplar bu yüzden ücretsiz. Ama çocukların kitabı eline alıp sayfasını çevirme deneyimini yaşayamıyor olması benim için bir eksiklik.
Ülkemizde yayıncılığın mürekkep ve kağıt masrafını hesaplamanın ötesine geçmesi gerekiyor. Bir eserin değeri satacağı kopya sayısıyla ölçülmüyor.
Basmak isteyen bir yayınevi çıkarsa kapım açık. Tek koşulum, kitapların dijitalde ücretsiz kalması.
https://t.co/o5sHPrIwzT
Yargıtay'dan Tarihi Kıyı Kararı: Plajda "Buradan Git" Demek, 1 Yıl 8 Ay Hapisle Sonuçlandı...
Anayasal bir hak olan "Kıyılardan serbestçe yararlanma" hakkı için emsal teşkil edecek dev bir yargı kararına imza atıldı. İzmir’in dünyaca ünlü Çeşme ilçesindeki Altınkum Plajı'nda havlusunu kuma serip denize girmek isteyen bir doktor, özel işletme çalışanlarının engeliyle karşılaştı. Yerel mahkeme ve Yargıtay sürecine taşınan olay, halkın plaj kullanımını engellemeye çalışan işletmeler için gözdağı niteliğinde bir sonuçla noktalandı.
"Burası Bizim" Tartışması Karakolda Bitti
Altınkum Plajı’nda meydana gelen olayda, havlusunu sererek güneşlenmek isteyen doktor vatandaşın yanına gelen işletme çalışanı, alanın özel işletmeye ait olduğunu iddia ederek vatandaştan plajı terk etmesini istedi. Kişisel hürriyetinin engellendiğini belirten doktor, geri adım atmayarak durumu anında Jandarma ekiplerine bildirdi. Şikayet üzerine başlatılan adli süreç, kıyı hakkını gasbetmeye çalışan işletmecilere ağır bir ders verdi.
Hem Çalışana Hem Patronuna Hapis Cezası
Mahkeme, "kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu ve herkesin eşit kullanımına açık bulunduğu" ilkesinden yola çıkarak tarihi bir cezaya karar verdi:
İşletme Çalışanına: Vatandaşın hareket özgürlüğünü hukuksuz şekilde kısıtladığı için "Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi.
İşletme Yöneticisine: Çalışana bu yönde talimat verip olayı azmettirdiği gerekçesiyle "Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmayı azmettirme" suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası kesildi.
Emsal Niteliğinde Uyarı: Karar, Türkiye genelindeki tüm sahillerde halkın ücretsiz kullanım alanlarını şezlong, şemsiye veya personeliyle işgal eden ve vatandaşı baskıyla uzaklaştırmaya çalışan özel işletmeler için çok net bir sınır çizmiş oldu. Sahiller kimsenin tapulu malı değil; halkın ortak yaşam alanıdır!
Fatih Erbakan, ‘İkinci resmi dil Kürtçe olsun mu?’ sorusuna cevap verdi:
• Bizim resmi dilimiz Türkçedir ve tektir.
• Bunun arkasında bir dil daha konulmasıyla büyük bir kaos oluşur.
Yoksulluk “suça sürüklenen çocuk” söylemiyle her katil çocuğu aklamak için kullanılırsa, hem mağdur çocuğun canı ucuzlatılır hem de milyonlarca yoksul ama masum çocuğa haksızlık edilmiş olur. Çünkü o milyonlarca çocuk aynı koşullarda yaşıyor ve cinayet işlemıyor.
Yoksulluk risk faktörüdür.
Ama “yoksul olduğu için öldürdü” demek, hem bilimsel hem ahlaki olarak eksik ve tehlikeli bir gerekçedir.
Çocuk katillerine indirim yok.
Minguzzi Yasası’nı istiyoruz! @TBMMresmi@TBMMGenelKurulu
Sağın vebalı çoktur, ancak Türk solunun bu ülkeye kestiği en ağır fatura; bölücülüğü "Kürt sorunu" ve "demokrasi" yalanıyla ambalajlayıp meşru siyasetin tam kalbine oturtmasıdır.
Sınıf bilincini, yurttaşlığı ve emeği savunması gereken sol, etnik milliyetçiliğin ve ayrılıkçı terörün taşeronluğuna soyunmuştur. Özgürlük ve insan hakları lakırdılarıyla devletin üniter yapısını hedef alan odaklara siyasi zırh olmuş; bölücülüğün kravat takıp meclise girmesinin önünü açmıştır.
Bu omurgasız çizgi, solun kendi değerlerine ihanet etmekle kalmamış, terörü meşrulaştırarak bu milletin geleceğine ve birliğine saplanan en büyük hançerlerden biri olmuştur.
!! Bütün öğrencilerimden özür dilerim. !!
İstanbul Üniversitesi Anayasa Hukuku dersinde size yıllarca yasa tasarılarının TBMM'de tartışılıp kabul edildiğini ve Cumhurbaşkanının onayıyla Resmi Gazete'de yayınlanıp yürürlüğe girdiğini anlatmıştım.
Doğrusu "bazı kanun teklıfleri Abdullah Öcalan'ın onayından sonra Meclisde müzakere edilmeksizin tasdikleneceğiymiş".!!!!!! @TBMMresmi@NumanKurtulmus