@karsi_deli@esdileyna Evet bak oturmayan bir şey doğru
Zaten tek bir yılı bile döndürememiş olmak sebepli 21 yazsan değil 1 yazsan hiç değil diye pastaya 19 yazdılar fikri içimi daha çok deliyor 🥹
@gecemavisikalp Ahh Esme, onun gibiler, sarıp saklasam sizi pamuklara (ya da ben de kucaklayıp dalsam sizinle derin sulara:)) ta ki ne ifade ettiğinizi iyice anlayıp yüksek sesle tekrar edecek güce erişene kadar ✨
@gecemavisikalp onunla ne yapacağını bilemiyor, hem o değere inanmak zor hem o değer sebebiyle kendi hayatındaki o bi tek adamın yorulacağı yokuşlara bakmak.. +
@karsi_deli@esdileyna Taymda bir gönderide de bunun Eleni ile tanıştıkları günün senesi olabileceği yazılmış, o fikir de sardı
Umuyorum diyalog ile alabiliriz bu detayları, ne yapalım seviyoruz incık cıncık🥹
@esdileyna@karsi_deli Aaaa neden sene sayısını değil de günü pastaya yazdıklarını düşündüm bu tweetin sayesinde 🫂1 yıldönümü bile kutlamadılar kaçıncı sene diye yazmak da bir ızdırap belki 🥹😍
Başkasının gövdesine sarılıp beslenen köksüz bir parazite taç takıp kraliçe yapmaya çalışsanızda mayasında çürüklük olan bir sığıntıdan, ne yaparsanız yapın bebeğe ana, eve insan çıkaramazsınız!
Esme’nin o konakta yıllarca tek başına çektiği acılara ve yalnızlığa Adil’in aynı odada, aynı mekânda dizini sararak merhem olması, sahnenin dramatik yükünü en yüksek noktaya taşıyan büyüleyici bir metafordur. Bu iki karakterin ruhsal yolculuğundaki en hayati eşiklerden biridir.
Esme, hayatı boyunca fırtınalarla boğuşmuş, dalgaları hiç dinmeyen hırçın bir denizi temsil eder. Furtuna Konak’ta hapsedildiği ve yalnız bırakıldığı yıllar boyunca onu hayatta tutan tek şey, dışarıya karşı sergilediği o eğilmeyen gururu ve çelik gibi iradesi olmuştur. O konakta kimse onun dizlerinin bağının çözüldüğünü ya da pes ettiğini görmemiş; Esme düşmemek için adeta ruhunu taşlaştırmıştır.
İnsanın ayakta kalmasını ve hayata karşı dik durmasını sağlayan diz, Esme’nin yirmi yıl boyunca kimseye hissettirmeden taşıdığı o ağır yalnızlığın simgesidir. Kurşunun Esme'nin bacağını sıyırmasıyla yere düşmesi ve dizinin incinip şişmesi, yirmi yıldır dimdik tuttuğu o kalkanın ilk kez çatlaması demektir. Sarsılmaz ve heybetli bir dağı temsil eden Adil’in o odada Esme’nin incinen dizini sarmak için onun ayaklarının dibine oturması ise dağın denizin önünde hürmetle eğilmesidir. Dağ kadar mağrur ve dik duran Adil, Esme’nin sızlayan yerine ulaşabilmek için kendini aşağı çeker; bu eylem, Esme’nin o odada yıllarca eğilmeden, dimdik durup tek başına sergilediği destansı direnişine sunulmuş en derin minnet ritüelidir.
Esme gibi her işini tek başına halletmeye alışmış bağımsız bir ruh için acısını bir başkasına teslim etmek çok zordur; nitekim olay anında acısını saklamış, ancak Adil’in yanında topallamaya başlamıştır. Bu an, Esme’nin kırık kanatlarını ilk kez Adil’e teslim etme anıdır. Adil’in sargı bezini o dize her dolayışı, Esme’nin tek başına ayakta durmaktan burkulmuş ruhuna çekilen bir destektir; ona artık yalnız başına yük taşımak zorunda olmadığını fısıldar. Artık Esme tek başına dik durmak için kendini zorlamak zorunda değildir; çünkü ne zaman dizinin bağı çözülse, onu ayakta tutacak sarsılmaz bir dağ yanı başındadır.
Bir yara nerede açıldıysa en şifalı pansumanın da orada yapılması gerektiği gibi, Adil’in Esme’nin dizini tam da geçmişte o acıları çektiği odada sarması, travmanın gerçekleştiği mekânı sevgiyle yeniden vaftiz etmektir. O sargı bezi dolandıkça, geçmişin o odadaki soğuk ve esaret dolu izleri katmer katmer örtülür. Adil gibi duygularını ketum duruşuyla gösteren bir adam için bu eylem, kelimelere dökülmemiş en kutsal yemindir; o sargı beziyle Esme’nin yalnızlığını mühürler ve ona yalnız olmadığını, geçmişin tüm yaralarının artık kendi ellerinde şifa bulacağını ilan eder... ✍️🏻 • ❤️🩹🥹
#TaşacakBuDeniz #EsDil #Esme #Adil
@esdileyna Çok haklısın canım, dilerim hedeflerine ulaşamadan silinir dizi tarihinden, bu kadını senelerce bir “saç örüğüne hapseden” takıntılı Şerif 🥺