Bayrağımızı yakan 15 yaşındaki kız serbest bırakılmış!
Bakın bu çok yanlış işte!
Bu bayrak için Çanakkale’de bu kızdan küçük öğrenciler şehit düştü!
Eren bülbül 14 yaşındaydı…
Ayrıca bu serbest bırakma örnek teşkil eder!
Bakın bu işin şakası yok, yetkililer gerekli önlemi alana kadar reaksiyon almak lazım. Elini kolunu sallayan okula hastaneye giriyor da neden meclise giremiyor kardeşim? Neden giremiyor biliyorsunuz, işte o sebeple bizi değersiz gören sistemi sorgulamamız lazım. Vekilin canı öğretmen, doktordan daha değerli değil. En ağır cezayı vereceğiz diyecekler, ölenleri de bir haftaya unutacağız. Vallahi bunu hak etmiyoruz
Bunlar insan değil
Hayvan da olamaz
Kendilerine bir de “seçilmiş halk” diyen Siyonist soykırımcılar ancak Allah tarafından; kötülüğün cisimleşmiş hali insanlara ibret olarak görünsün diye seçtiği mahluk olabilirler.
“Müslüman olmayana Türk denmez” diyenler var.
-Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 Türk Devleti’nden Büyük Hun, Batı Hun, Avrupa Hun, Ak Hun, Göktürk, Avar, Hazar, Uygur Devleti Müslüman değillerdi ama Türk’tü.
-Şu anda yaşayan Çuvaş, Gagavuz, Karay, Altay, Tuva, Yakut, Hakas, Sarı Uygur Türkleri Müslüman değil ama Türk’tür.
-Türk Ordusu’nu kuran Mete Han Müslüman değildi ama Türk’tü.
Müslüman olmadığınız için Türk olamazsınız mı diyeceğiz?
Cehalet bilinçli bir tercih…
Bu haber böyle mi verilir Allah aşkına! 792 hasta bakan bir doktorun sinirlerinin gerilmesinden doğal ne var? Haberi yapan kişi hayatında bir kez bile, saatler içinde 792 kişi ile ilgilenmek zorunda kalmış mıdır acaba?
🚨Tom Barrack:
“Türkiye’de başlayan süreç, Kürtlerin yaşadığı 4 büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor.
Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkan tanıma fırsatı.”
Bunu sınırdışı edin artık.
Ve Tom Barrack nihayet, ABD’nin ölümcül hedefini açıkladı. Şimdi anladınız mı ABD’nin projesini? Komisyon’a katılan partiler anladınız mı?..
Bak, ne diyor Barrack:
“Türkiye’de başlayan süreç, Kürtlerin yaşadığı 4 büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor. Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkan tanıma fırsatı…”
Ağrı’dan ‘perinatoloji’ alanında yan dal uzmanı olan ve nöbet tutmayan tek hekim hakkında yayın yapıp hedef gösterdiği, olayı etnik/siyasi sebeplere çekip yan dal uzmanı hakkında olumsuz kamuoyu oluşturduğu için görevden alındı Gülben Hanım. Söz konusu hastanede birçok kadın doğum uzmanı var ve nöbet tutup acil durumlarda müdahale etme yetkileri ve görevleri varken Türkiye’de parmakla sayılacak kadar az ve Ağrı’da bir tane olan özellikli yan dal uzmanının 7/24 görev yapmasını beklemek insafsızlık, olayı çarpıtıp siyasi alt yapı oluşturmaya çalışmak ise; artık bilmiyorum hangi kelime doğru olur…
İstiklal Marşı, Türk’ün marşıdır. İstiklal Marşı, tektir ve Türkçe’dir. İkinci resmi dilimiz Arapça oldu da haberimiz mi yok?
Acilen bu skandal hakkında soruşturma başlatılmalıdır.
Konuşulmayacak, hatırlanmayacak, özür bile dilenmeyecek.
Milyarlarca dolarlık bütçelerle oynayan yardım kuruluşları, uluslararası kuruluşlar çıt çıkarmayacak.
Ve biz yine ABD filmlerinde, bir çocuğu kurtarabilmek için canını feda eden Amerikan askerlerini izleyeceğiz.
Denizli ilinde 4924 kapsamında sözleşmeli olarak görev yapan hekimlerin görev yaptıkları ilçede ikamet ettiklerinin teyidi için evlerine polis baskını yapılması ve evde bulunamayanların görev yerlerine baskın yapılıp ikamet teyidi yapılması ASLA KABUL EDİLEMEZ BİR UYGULAMADIR. Bu yapılan İTİBARSIZLAŞTIRMALARINIZDAN ARTIK BIKTIK ! Hekimin verdiği bilgiye inanmayıp polis baskını yapma talimatı verilmesinden Sağlık Bakanlığı nın haberi var mıdır ? @drmemisoglu@saglikbakanligi@FOXTV@halktvcomtr@AHEF2008@ankahabera@tele1comtr@gazetesozcu
HEKİMLER KAÇAK DEĞİL, ARANAN DEĞİL, SUÇLU DEĞİL!
Denizli ilinde 4924 kapsamında görev yapan bazı hekimlerin evlerine gece saatlerinde polis gidildiği, “burada mı oturuyorsun?” şeklinde sorgulama yapıldığı, komşulara hekimlerin ikameti hakkında sorular sorulduğu ve hekim bulunamadığında ertesi gün hastaneye gidilerek poliklinikte adres teyidi istendiği yönünde ciddi iddialar tarafımıza ulaşmıştır.
Hekimler suçlu değildir, aranan kişi değildir, kaçak değildir. Bu nedenle hekimlerin evlerine baskınvari şekilde gidilmesi kabul edilemez.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Kamu görevlilerinin ikamet durumuyla ilgili bir soru varsa bunun yolu bellidir: Resmî yazı yazılır, hekimden bilgi ve belge talep edilir. “İkamet adresiniz neresidir?”, “Bu adresi fiilen kullanıyor musunuz?” gibi sorular idari yazışma yoluyla sorulur ve cevaplanır.
Polis eliyle hekimlerin evlerinin kontrol edilmesi, komşularına sorular sorulması ve hastaneye gidilerek hekimlerin sorgulanması; hekimlerin mesleki itibarını zedeleyen, özel hayatın gizliliğini ihlal eden ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan uygulamalardır. Hekimlerin itibarı bizim kırmızı çizgimizdir.
Buradan Denizli Valiliği’ne ve Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’ne açık sorular soruyoruz:
• Hekimlerin ikamet adreslerine kolluk kuvvetlerinin gönderildiği iddiası doğru mudur?
• Bu işlemler hangi yazılı talimata, hangi mevzuata ve hangi hukuki dayanağa göre yapılmaktadır?
• Hekimlerin komşularına ikamet sorgusu yapılması ve hastanelere gidilerek adres teyidi istenmesi hangi idari işlem kapsamında yürütülmektedir?
• Bu uygulamanın hukuki sorumluluğunu kim üstlenmektedir?
Hekim Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası olarak Denizli’deki bu iddiaları adli, idari ve hukuki yönleriyle değerlendirmekteyiz. Hekimlerimizin onurunu ve hukukunu korumak için gerekli tüm başvurular yapılacak ve sürecin sonuna kadar takipçisi olunacaktır.
@drmemisoglu@saglikbakanligi
Bu gece trilyonlarca doları olan Araplar “tepemize bomba yağar mı” endişesiyle yusuf, yusuf uyumaya çalışırken,
kör topal demokrasisi bile islam dünyasına örnek gösterilen laik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bu endişeyi taşımıyor.
“Derhal terkedin” denilen 14 ülke arasında Türkiye yok..
Böyle kalmasını dilerim.
Kurucusuna daima minnetle.
Ümmet kardeşliğinin nasıl bir safsata olduğunu şu İran meselesinde bir kez daha görüyoruz, bari ders alıp önemli olanın aynı ülkenin vatandaşı duygusunun olduğunu anlasak…
Bütun Türkiyeye Saygıdeger büyüklerime Allah razı olsun kızım icin tek yurek oldunuz hastanedede guvenlik onlemi alındı Herkese cok tesekur ederim bizi yanlız burakmadiniz yanlizlik hissimizi giderdiniz varolun hepinizi seviyorum cok saolun yaşasın büyük Türkiye Cumhuriyeti
Yalova'da Van Ercişli "aşiret" tarafından iftar öncesi kızıyla beraber darp edilen ve 14 aylık kızının kafatasında çatlak oluşan baba yardım bekliyor.
"Sayin bakanım mahalllede 6 hanelermiş evimi 2,5 milyona bunlara satıp mahalleyi terk edecekmişim"
"Adliye, kaymakamlik yalan bilgi veriyor hastaneden taburcu olduk ama eşim kızımla hastanede çıkaramadım. 112 gelmiyor. Can guvenlimiz yok ekip istiyoruz dedik, ekip bile gelmedi."
📍Bu olay yeterince gündem olmadığı için yazıyorum. Önemli.
ABD’de 1 kişiyi silahla öldüren 11 yaşındaki Clayton Dietz, ilk mahkeme duruşmasına kelepçeli olarak çıkarıldı.
— 11 yaşındaki Clayton Dietz, silahla öldürme olayına ilişkin olarak “yetişkin statüsünde cinayet” suçlamasıyla yargılanacak.
Avukatları “yetişkin olarak yargılanmasın” diye itiraz etti, fakat mahkeme talebi kabul etmedi.
Bizde de Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan’ın katilleri maalesef SSÇ olarak yargılanıp az cezalarla olaydan yırtıyorlar. Yanlış!
— Bizde de gerekli düzenlemeler yapılmalı ve bu katiller YETİŞKİN GİBİ yargılanmalı!
Ahmet Minguzzi, Ata Emre, Hakan, Berkay şimdi de Atlas… Bir gencimizi daha bu memleketin üzeri örtülen hoyratlığına kurban verdik. Bir evin ışığı söndü, bir annenin ömrü yarım kaldı. Böylesi anlarda serinkanlılık tavsiye etmek kolaydır ama insanın içi yanarken aklın sükûneti zor tutulur. Karşımızda yalnızca bir suç değil, aynı zamanda pervasız ve küstah bir zihniyet duruyor. Ne hukuku umursayan ne de vicdanla bağı olan bu hâlin, kendini neye yasladığı meçhul. Fakat bütün bu karanlığın içinde gözden kaçmaması gereken bir hakikat var; bu ülkede hâlâ adalet diye ayağa kalkan, sesi kısılmayan, vicdanını kaybetmemiş bir halk mevcut.
Bu dava artık yalnızca Atlas’ın ailesinin, arkadaşlarının meselesi değil. Elbette hiçbir karar onların acısını dindirmeyecek; evlat boşluğu mahkeme salonlarında kapanmaz. Ancak adil, açık ve tereddütsüz bir hüküm, toplumun yaralanmış adalet duygusuna bir nebze olsun merhem olabilir. Zira mesele tekil bir cinayetin ötesine geçmiştir. Bu, Türkiye’de hukukun caydırıcılığının, kamunun vicdanının ve “bir daha olmayacak” diyebilme iradesinin sınavıdır. Eğer bu sınavda sınıfta kalınırsa, kaybettiklerimiz yalnızca gençlerimiz olmaz.
Suça sürüklenmiş çocuk dedikleri şahıslar:
• Silah, bıçak alacak,
• Çete kuracak,
• Panelden adres bulacak,
• Milleti tehdit edecek,
• Suç işledikten sonra bununla övünecek, propaganda videoları hazırlayacak,
• Her haltı yiyecek akla sahip olacaklar ama
Suç işledikten sonra suça sürüklenmiş diye masum bir isim verilecek.
Bir çocuk suç işleyecek akla sahipse cezayı yiyecek akla da sahiptir. Bu çocuklara suça sürükleniyor diyerek suça teşvik ediyorsunuz. Masumlaştırıyorsunuz. Bunlar canavar.
Devlet bunların suç işleyen kollarını kırmazsa daha çok can yanacak.