Fed’de hazır AI kaynaklı verimlilik popüler (!) hale gelmişken, AI’dan aldığım desteğe göre,
Fed, 1998’den bu yana en kısa toplantı metnini yayımladı!!!!
Başkan Warsh, faiz patikasına dair öngörü paylaşmayan muhtemelen ilk Fed Başkanı oldu!!
Öngörülebilirlik de artık demode,
Likit kalabilmek ise daha hayati!!!
Aynı tutum, durumu idare etmek için yapılan açıklamalardansa, TCMB için de referans olsa fena olmaz aslında…
#dünyanınyeninormali #normalinyenitanımı
Dubai'deki bu çöküş geçici değil. Bu, Türkiye için önemli bir fırsat.
Oraya dışarıdan giden insanların hiçbirinin oraya özel bir bağlılığı yok. Para ve yatırım orada rahat ettirildiği için, bir erişkinler Disneyland'ı kuruldu. Spor hocasından masözüne, dansçısından şamanına, şefinden sommelier'ine, herkes rahat ettirilen ve daha akacak yer arayan paranın etrafındaki pozisyonunu aldı. Paranın rahat etmesindeki zirve noktası, "öngörülebilirlik" unsurudur. Dubai bu konuda tam bir başyapıt idi. Ancak şimdi para sahiplerinin her şeyden evvel ve ilk olarak arayacakları unsur olan "güvenlik" unsuru yerle bir oldu. Uçağa bir yerlerden binip nerede indiklerini tam olarak düşünmeyen, iner inmez etraflarındaki Rolls-Royce sayısının çokluğundan, sushi üzerindeki havyardan ve şehrin ışıklarından ilham alan insanlar, üzerlerinden geçen füzelere bakarken, Ortadoğu'nun göbeğinde olduklarına uyandılar.
Bir defa uyananı geri uyutmak zordur. Işte burada Türkiye'nin önündeki fırsat devreye giriyor. Ilk acil çıkış anında global şirketler üst düzey beyaz yakalı pozisyonları için Dubai yerine İstanbul tanımlamaya başladılar. Bu, mal ve hizmetlerin sunumunda Türkiye'yi önceliklendirtmek için çok büyük bir fırsattır. Arananın ne olduğunu ise söylemiştim: öngörülebilirlik.
Sayın Hocam, yıllardır çeşitli platformlarda kontenjan sayısını eleştiren bir ekonomist olarak; gelir adaletsizliğinde, hayat pahalılığında ve yapay zekada geldiğimiz durumu dikkate alınca, 2026’da da minimum %23 kontenjan azaltabilirseniz, bunu takdire şayan bir reform olarak değerlendirebileceğimizi paylaşmak istedim. Bu haliyle “yetmez ama evet” elinize sağlık @YuksekogretimK@erolozvar
Bugün TÜİK verilerine göre, işsizlik oranı(%7.7) ile atıl işgücü oranında (%28.6) tarihi bir fark varsa, bunda ne yazık ki matematiği, insan ilişkileri zayıf olmasına rağmen, “üniversite mezunu” olduğu gerekçesiyle ailesine yük, kendisini “düşük farkındalığı” ile mutsuz eden, “gizli işsizler” ana rolü oynuyor!
2023-2025 döneminde yükseköğretim kontenjanlarını kapsamlı ve veriye dayalı bir planlama süreciyle yeniden düzenledik. Toplam kontenjanı %23 oranında azaltarak yükseköğretimde kaliteyi ve istihdam dengesini önceleyen güçlü adımlar attık.
İkinci öğretim programlarını kapattık; mezun-istihdam dengesi zayıflayan birçok lisans ve ön lisans programında kontenjanları düşürdük. Açık öğretimi ise kademeli olarak yeniden yapılandırıyoruz.
Bu süreci yürütürken üniversitelerimizin mevcut kapasitesinin yanı sıra iş gücü piyasasının ihtiyaçlarını, sektörlerin dönüşümünü ve ülkemizin orta ve uzun vadeli insan kaynağı planlamasını dikkate aldık.
Başta Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlarla yakın iş birliği içinde çalışıyor, personel ihtiyaç öngörülerini ve sektörel gelecek perspektiflerini detaylı şekilde değerlendiriyoruz.
Öte yandan yapay zekâ, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi geleceğin alanlarında yeni programlar açarak yükseköğretim sistemimizi dönüşen dünyaya uyumlu hâle getiriyoruz.
Hedefimiz, gençlerimizi değişen dünyaya güvenle hazırlamaktır. Kalite standartları yüksek, sürdürülebilir ve mezunlarına güçlü bir gelecek sunan bir yükseköğretim yapısını adım adım inşa ediyoruz.
İsmail Bey, benim eleştirim “Türkiye, kredi muslukları açılmazsa büyüyemez, bu da cari açığı ve kur krizini yine tetikler” sarmalının savunulmasına idi. İstikrar analisti gözlükleriyle bakınca, günümüzde borcun seviyesinden daha önemli bir veri göremiyorum. Bana kalırsa ticaret savaşları da, borç (nasıl sürdürülecek) savaşıdır. Türkiye de, gelir dağılımındaki hayati bozulmaya rağmen, düşük borçluluğu sayesinde büyümeye devam ediyor.
Nihayet; beklenti yönetimi açısından güzel bir adım! Yalnız iki sorun var:
1) Ara hedef diye açıklanan bir seviyenin açıklandığı gün tutturulamayacağının kabul edilmesi ve buna rağmen beklenti nasıl yönetilebilecek?
2) Yıl sonu resmi hedef değiştirilemezken “ara hedef” adı da “aslında hedef değil tahmin” denip “ara tahmin” gibi mi adlandırılacak? Bugün itibarıyla 2025 yılsonu için kanuni hedef %5, ara hedef %24, tahmin %27. Enflasyonda gerçekten %20 altı enflasyon istiyorsak kavram karmaşası azaltılmalı. Biri “kanuni hedefin neden değiştiril(e)mediğine” veya kanuni hedefi revize etmek varken “ara hedef” diye bir kavramın neden icat edildiğine tatminkar bir açıklama yapabilir mi?
Bu ara hedefler, orta vadede enflasyonun yüzde 5’e gittiği dezenflasyon sürecinde, daha kısa bir vadede ulaşılması taahhüt edilen yıl sonu enflasyon düzeyleridir.
Ne güzel mizah anlayışımız var bazen🤌🏻
Sorun görünenden daha fena; diploma eskiden bir eğitim göstergesi iken, artık bırakın sahte diplomayı orijinal diploma dahi anlamını yitirdi, ülkemizi kalkındırmıyor!!!
Sahte diploma ile mücadele ederken, sayısı 208’e ulaşan üniversitelerin de aşırı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Türkiye’de yapısal bir sorunu çözmek istiyorsak, üniversitelerin en az yarısı kapansın, meslek lisesine dönüştürülsün. Aksi halde;
işsiz/şanssız diplomalılar,
atıl işgücüne dahil olan mutlu olmayan diplomalılar ve,
mutlu edilemediği için işverenlerin isteklerini karşılayamayan diplomalılar da sahte diplomalılar kadar ülkemizde büyük bir yara olmaya devam edecek…
Paydos mu mola mı?
Sıkı finansal koşullar reel sektör üzerindeki baskıyı artırdı. Dezenflasyonun maliyeti sanayisizleşme mi olacak? @sinanalcin@drinancs@ilkeronelcomtr@ferdabesli değerlendirdi