İyi ya da kötü yok, hatta suçlu ve suçsuz birilerini de aramıyorum. Sadece bazı zamanlar, bazı noktalar var. Atılması gereken adımlar, yanında olunması gereken anlar, söylenmesi beklenen kelimeler var. Bir de bunların hiçbirini yapmayan, sonrasında karşılık bekleyen insanlar var.
"Geçeceğini biliyordum, iyileşeceğimi de.
Güleceğimi, merhametimi hiç kaybetmeyeceğimi,
duvar gibi dimdik duracağımı da…
Ama heyecanımı ve güvenimi kaybedeceğimi hiç düşünmemiştim."
Yaşım ilerledikçe mutluluğun sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken yatmak, güvenli bir ev ve enerjimi tüketmeyen insanlardan ibaret olduğunu daha çok anlıyorum.
Herkesin niyetini anlayabilecek yaşta ve donanımdayım. Evet, bazen yok sayıyor, bazen de görmezden geliyorum. Çünkü öyle şeyler yaşıyor ve görüyorum ki; onlar adına ben utanıyorum. Mesafemi koyup sadece uzaklaşıyorum. Günün sonunda arkamdan konuşan arkamda kalıyor, bana taş atan ise kendi yolunu tıkıyor.
Vücudun travma tepkisi olarak sürekli uyumaya çalışması çok garip… diyo ki sen hayatta tutmayı beceremiyorsun en azından bayılalım bu hisler geçene kadar
dedi ki;
“vefatından sonra insanların seni ne kadar çabuk unutacaklarını bilseydin, kesinlikle hayatını Allah’tan başkasını razı etmek için yaşamazdın”