@trt1 Dunya kupasını çamur gibi görüntü kalitesi ile yayınlamaktan utanmıyormusunuz. Maçları 4K izlemek istiyoruz. Her halta para var 4K yayına gelince para yok. Utanmalisiniz
🔵 Ilgaz Çınar:
▪️"TRT çok yüksek masrafı olduğu için 4K yayın yapmaktan vazgeçmiş."
▪️"Biz onun her faturadaki vergisini öderken çok yüksek geldi bize ödememezlik yapıyoruz diyor muyuz abi?"
Millet 8K’yı test ederken Türkiye’de ‘maliyet’ gerekçe gösterilerek 4K yayın verilmiyor.
2024’te 30 milyar TL bandrol ve reklam geliri olan TRT’ye soralım:
‘Huzur hakkı’ adı altında Hilal Kaplan vb. yandaşlara milyonlar akıtırken para var, çeyrek asır sonra Dünya Kupası’nda Milli Takım maçı izleyecek vatandaşa para yok mu?
Trt için dünyanın vergisi ödeniyor!
Bütçeden pay ayrılıyor!
Dünya Kupasını 4K veremiyor!!!!
Yayın kalitesi çok kötü!!!
Nedeni!
4K yayın pahalıymış!
Merak ediyorum;ABD, Kanada,Meksika’da şu an kaç Trt çalışanı ve yöneticisi var?
Ama dizilere para var haaaa!
Alman ajanı dizilerine
İsteseydi o da iktidarın kontrolünde uslu bir lider olup yıllarca sıcak koltuğunda oturabilirdi.. Ama o bu lanet düzene artık dur demeyi seçti..
Halkı için savaşan, teslim olmayan, TOMA'ya tırmanan bir genel başkan bulmuşuz, bırakır mıyız lan..💪
Yurttaşın oy verdiği belediye başkanlarının da, delegenin seçtiği genel başkanın da koltuğu gasp ediliyorsa seçme ve seçilme hakkımız yok demektir. Demokrasi yok, anayasa yok demektir. Bugün Özgür Özel’in yanında durmamak bunu kabullenmek demektir.
Günlerdir şu video dönüyor bu platformda. İzlemeyen kalmadı sanırım.
Rahatsız olan bir yetkili var mı?
Başlayan bir soruşturma var mı?
Ufacık bir utanç, bir mahcubiyet açıklaması var mı? Yok.
İnsanlık onuruna zerre kadar saygı duymayan, buna karşı şiddeti, işkenceyi, kötü muameleyi kutsayan bir yerde ifşa sadece bir başlangıçtır.
Devam etmeden, ısrarla istemeden netice elde edemeyiz.
14 mart 1919 da Tıbbiyeli Hikmet Boran ve arkadaşlarının işgale karşı başlattığı direnişin adıdır Tıp Bayramı.
Yasaklara ve baskılara aldırmadan, işgal altındaki İstanbul'da, ingiliz kuvvetlerinin karargah olarak kullandığı Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'nin iki kulesi arasına asılan Türk Bayrağıdır Tıp Bayramı.
Aynı Hikmet Boran'a tıbbiyelileri temsilen katıldığı Sivas kongresinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı: “Paşam... Farz-ı mahal, manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz" dedirten ruhtur Tıp Bayramı.
“Evlat içiniz rahat olsun. Biz azınlıkta kalsak da mandayı kabul etmeyeceğiz. Manda da yok, himaye de. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklal ya ölüm..” diye cevap veren Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın delegelere dönerek: “Beyler gördünüz mü, muhtaç olunan kudret gençliğin asil kanında zaten mevcut ” deyip, öptüğü pak ve temiz alındır Tıp Bayramı.
Asil Türk Milletinin yakın tarihinde bulunan karanlık her nokta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden ayrılmayan Tıbbiyeli Hikmetin direniş ruhuyla aydınlığa kavuşmuş ve bu ruh Millet olarak feraha kavuşmamıza vesile olmuştur...
Bu ruhu taşıyan tüm meslektaşlarımın 14 mart Tıp Bayramı kutlu olsun.
Fıtrat değişir sanma
BU KAN YİNE O KANDIR.
Laiklik Haklarımızın Güvencesidir:
Laikliği Savunmak Suç Değil, Tarihsel Bir Görevdir!
Son dönemde laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamalar sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil; aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin tarihsel ve evrensel kazanımlarını da tehdit etmektedir.
Laiklik sadece bu ülkenin kurucu ilkelerinden biri değil; aynı zamanda emekçilerin birliği, bütünlüğü, eşitliği ve hakları açısından da vazgeçilmezdir. Laiklik, emekçilerin birliğinin ve eşitliğinin, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın teminatıdır. Hiçbir iktidar dayatması olmaksızın, herkesin inancını özgürce yaşayıp ifade edebilmesinin; farklı kimliklerin eşit haklarla, barış içinde, bir arada var olabilmesinin güvencesidir. Laikliğe zarar verecek her hamle, işçilerin, emekçilerin, halkın inançlarına göre ayrılmasına, bölünmesine, ötekileştirilmesine ve birbirine düşürülmesine yol açar.
Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı, sermaye iktidarının emekçilere daha fazla yoksulluk, daha fazla adaletsizlik ve daha fazla güvencesizlik dayattığı dönemlerde, emekçi kitleler kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istenmektedir. Hepimizi etkileyen yoksullaşmaya, artan gelir adaletsizliğine karşı tepkileri önlemek için; yoksuldan alıp zengine, işçiden-emekçiden alıp sermayeye kaynak aktaran bu düzenin çarklarının dönebilmesi için toplumu kutuplaştıran, ayrımcı politikalar, böl-parçala-yönet politikaları devreye sokulmaktadır. Bu nedenle böylesi dönemlerde laikliği, barışı, kardeşliği ve özünde demokratik bir cumhuriyeti savunmak biz emek ve meslek örgütlerinin asli bir görevidir.
Sermayeyi ve sermaye iktidarını korumak için laikliğe aykırı biçimde inançların kullanılması işçilerin, emekçilerin, geniş halk kesimlerinin haklarının gasp edilmesine hizmet etmektedir.
Laiklik; kaderciliğe, biat kültürüne ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyütür. Laik bir düzende işçilerin örgütlenmesi, grev yapması, hak araması günah olarak yaftalanamaz. Laik bir düzende iş cinayetlerinin failleri “kader”, “fıtrat” denilerek aklanamaz; sorumlular somut hatalarını ve suçlarını “inanç” ile örtmeye kalkışamaz.
Laikliği savunmayı, korkunç ve tehlikeli bir demagoji ile, dine karşı bir saldırıymış gibi göstermek de Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı bir tutumdur. Laikliği savunmak, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı çıkmaktır. Aksini iddia etmek hem laikliğe hem de toplumsal barışa karşı çok tehlikeli bir girişimdir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesi Cumhuriyet’in niteliklerini “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Maalesef şurası açıktır ki bu niteliklerin tamamı, demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri son yıllarda ağır bir tahribata uğramıştır. Sosyal devletten, hukuk devletinden, temsili de olsa demokrasiden daha da uzaklaşılması ile laikliği savunmanın suç olarak gösterilmesi aynı sürecin parçalarıdır.
Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyor; emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz.
Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için omuz omuza mücadeleye devam!
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Türk Tabipleri Birliği (TTB)
👇
https://t.co/T3XCPc1Ogv
29 Temmuz’da alanının uzmanı hekimlerden oluşan TTB bilim kurulumuz @mmuratcalik’ın sağlık durumunun cezaevi koşullarında daha da kötüleşeceği uyarısında bulunmuştu. #MehmetMuratÇalıkSerbestBırakılsın Tutuksuz yargılama kararı için yarın çok geç olabilir. https://t.co/GCAJlc7H0x
@vakt071922@DrTasbas@nevsinmengu Heee. Turkler bir sabah uyandılar kendilerini Müslüman buldular. Emevilerin katlettikleri de kendi aralarında sohbet ederken kazayla ölenlerdi... Cahillik cok guzel sey. Sakın okuyup bir şeyler öğrenme...