Bugün Yunanistan’ın en büyük 5 kulübünden biri olan AEK’in 100. kuruluş yıl dönümü. Gün boyunca tüm kutlama törenlerinde İstanbul ve Ayasofya ön plandaydı, zira Atina’da Rum mübadiller tarafından 1924 yılında kurulan kulüp, aslında İstanbul’da kurdukları Beyoğluspor’un Yunanistan’daki halefi. Resmi hesaplarından yaptıkları paylaşımda da “100 yıldır ilticayı onurlandırdık” diyorlar, zira hâlâ Yunan değil, mülteci/göçmen kulübü olarak adlandırıyorlar kendilerini. Kulübün ilk yıllarından kalan şöyle de meşhur bir deyiş var; “ne Yunanistan’a sığabildik, ne de yurtlarımıza dönebildik”. Yaşlı kuşaklar için Yunanistan hâlâ geçici bir ikametgah ve günün birinde gerçek yurtları olarak gördükleri Anadolu’ya ya da İstanbul’a dönecekleri hayaliyle yaşıyorlar.
AEK’lilerle temsil olunan bu toplum psikolojisinin altında Yunanistan’a ayak bastıktan sonra hor görülmeleri ve ‘Türk tohumu’ olarak aşağılanmaları çok büyük etken. Aşağıdaki belgesel kesitinde Anadolu’dan Yunanistan’a göçen Rum ve diğer Ortodokslarla yapılan röportajlar var, AEK’in nasıl bir sosyolojik taban üzerine inşa edildiğini ve bugün dahi diğer kulüplerden farkının ne olduğunu çok iyi anlatıyor;
İsmail Kartal: "Bu sahalar tam Serdar Dursun'un sahaları. Mert Hakan, İrfan Can bu sahada, zeminde oynamasını biliyor. Bu oyuncularla ikinci yarıya başlayıp maçı çevirdik."
Birleşik Devletler’in Avrupa’da mücadele eden genç oyuncuları istikrarlı şekilde forma şansı buluyor 📈🔬
Gio Reyna (18) – Borussia Dortmund – 32 maç
Weston Mckennie (22) – Juventus – 31 maç
Sergino Dest (20) – Barcelona – 31 maç
Christian Pulisic (22) – Chelsea – 23 maç