Hala dünkü rezaleti sindiremiyorum. Şuna nasıl kırmızı çıkmaz? Düz bir gerizekalı veya ömrünü suda geçirmiş bir norveç somon balığı bile olsan oyuncunun tepkisinden bile anlarsın kırmızı olduğunu…
Hadi bunu vermedin, laps diye 2. Yarı’nın başı, son derece şaibeli bir penaltı kararını, VAR’a müdahale hakkı bile vermeden, sanki bir bok görmüş gibi Jacobs’u işaret ede ede vermezsin.
Dünkü Norveç’li hakem ne kadar organize bilemiyorum ama en azından kesinlikle kendisi art niyetli bir maç yönetti. Daha 2 ay önce koskoca WC’de bile turnuvanın en büyük hakem skandalına imza atan adam 2 ay sonra CL’nin ilk maçında da bu skandallara imza atıyorsa bir zahmet bir süre Norveç’te kalsın, buz banyosu yapsın! @UEFA@ChampionsLeague
Bugün, Galatasarayımıza futbolcu ve teknik direktör olarak hizmet ederek tarihe geçmiş başarılara imza atan efsanemiz Fatih Terim’in doğum günü! 🎂
👑 Nice mutlu ve sarı kırmızı yıllara İmparator @fatihterim! 💛❤️
Okul yıllığında Fenerbahçeli olduğu yazan hakem Mehmet Türkmen, dün gece şu pozisyona ofsayt verdi. Evet, fotoğrafa bakınca az da olsa ofsayt görünüyor. Fakat bir detay var: Osimhen, top takım arkadaşının ayağından çıkmadan mı zıpladı ve havada asılı kaldı?
Bu görüntü, Osimhen havadayken çekilip çizgi çekilmiş. Eğer bu doğruysa Galatasaray’ın uçabilen bir süper kahramanı var. Veya görüntü bilerek birkaç saniye sonra durdurulup çizgi çekildi.
Sizce hangisi ?
🇹🇷 Dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri bundan 104 yıl önce bugün yazılmaya başlandı. O kalem, 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin zafere ulaşana kadar da durmadı. Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile kahraman silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Dizelere döktüğü bağımsızlık idealiyle Atamıza ilham veren, “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” şairimiz, Türk Edebiyatı’nın unutulmaz ismi, Galatasaray Spor Kulübü’nün Hami Başkanı Tevfik Fikret’i aramızdan ayrılışının 111. yılında sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
Yıllar önce Çorum Sungurlu dan gene küçük bir çocuk Ankaragücü Galatasaray maçına gitmişti. Forması stadda amca o çocuğun üstündeki çıkart yoksa döveceğiz diye çıkartıldı, bindiği belediye otobüsü formayı dışarı verene kadar sallandı. Ne oldu bütün sik kafalılar kalabalıkta erkek
İzmit Fabrika’mızda IONIQ 3’ün seri üretimine başladık!⚡️
Bu önemli adım, markamizin Avrupa’daki üretim merkezlerinden biri olarak konumunu daha da guclu hale getiriyor.
Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. 💙
@libertenjoyer Beyin cerrahisi taban puanlarına bir bakarsanız aslında bazı kliniklerde çok yüksek puanlar olduğunu görürsünüz ama esas sorun sizin hekimliğin değerini ya da seçimi puana bağlamanız.
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.