Utanç verici, bir o kadar da tüm İstanbullular için korkunç ve tehlikeli bir açıklama bu.
İstanbul emniyeti bu açıklamayla diyor ki ben canımın istediğine canımın istediğini yaparım, biri bir iddiada bulursa da yalan deyip geçerim.
Siz yaptığınız hukuksuzluklar duyulmasın diye milletvekillerini emniyet binasına almaktan bile korkan, onca insanın yanı sıra yakın zamanda Sevgili Mücella Yapıcı’ya karşı aynı suçu işlemekten mensupları mahkum olmuş bir kurumsunuz, çıkmış anlamadan, dinlemeden ve de utanmadan ne anlatıyorsunuz?
Ne zaman iddiaları araştırdınız da “mevzuata aykırı bir durum olmadığını” tespit ettiniz?
Şöyle bir durumda ortalama bir “devlet” kurumunun yapabileceği tek açıklama “duyduklarımız karşısında utanç içindeyiz, derhal araştırıp tüm sorumlular hakkında gereğini yapacağız” olabilirdi!
Ama kolluk kuvvetleri Anayasa’ya ya da hukuka ya da halka değil Saray’a bağlı çalıştığı için belli ki işkence yapmaktan da bir kadının işkence iddialarıyla ilgili şu dille açıklama yapmaktan da ne korkuyor ne de utanıyorlar.
Lakin kimse aklından çıkarmasın,
işkence zaman aşımı olmayan bir suçtur.
Bizi ve ekipleri bu köprüye getirip arkadan neler neler yapmışlar. Bu nasıl bir VAHŞET? Ya bu vahşeti bilip izleyebilenler bu nasıl bir ahlak, vicdan, karekter...?
Bir madenci annesini ve eşini dinleyin:
"Eşim ve oğlum 1 yıldır yarım maaş alıyorlardı, 3-4 aydır hiç alamıyoruz. Ben kendim çalışıyorum ve gücüm yetmiyor. Eşimin, oğlumun, bütün arkadaşlarının haklarının verilmesini istiyorum"
Bu sesi duy Bekir Kiremitçi!
#KiremitçiyeHuzurYok
"Çingene", "gerizekalı", "sende aşağılık psikolojisi var…’’ Bunlar öfke anında söylenmiş sözler değil, bir insanı küçültmeye çalışan bir zihniyetin yansımasıdır. O zihniyetin sahibide budur. Karşısındaki kişiyi küçülterek kendini güçlü hissetme ihtiyacını gideren bu sözde eğitimcinin, taşıdığı makamın ağırlığını değil, yetkinin sarhoşluğunu taşıdığı anlaşılıyor. Bir kişiye verilen yetki, başkalarını ezme özgürlüğü değildir. Bunu görmeyenler de en az bunu yapanlar kadar sorgulanmalıdır.
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
İBB Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven, yaklaşık 1,5 yıl sonra bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
Savunmasına kendisini anlatarak başladı.
Eczacı bir anne ve babanın kızı olduğunu söyledi. Reklam alanında ABD’de eğitim aldığını, kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen kurumsal şirketlerinde yöneticilik yaptığını anlattı. Aile olarak maddi durumlarının iyi olduğunu söyledi. İBB’de göreve başladığında ise özel sektöre göre daha düşük gelirle çalışmayı kabul ettiğini ifade etti.
Hakkında gözaltı kararı verildiğinde annesiyle birlikte, İtalya’da eğitim gören yeğenlerini ziyaret etmek için yurt dışında bulunduğunu söyledi.
Buna rağmen bazı haberlerde kendisinden “firari şüpheli” olarak söz edildiğini hatırlattı.
Oysa kararın çıktığını öğrenir öğrenmez Türkiye’ye döndüğünü ve kendi iradesiyle adalete teslim olduğunu anlattı.
Ancak bu kez de bazı haberlerde “havalimanında gözaltına alındı” ifadelerinin yer aldığını belirtti.
Ve bütün bunlara şu sözlerle isyan etti…
“Türkiye'ye giren ilk uçağa binerek annemle beraber Türkiye'ye döndüm. Kaçmak aklımın ucundan dahi geçmedi. Açıkçası işlediğim hiçbir suç yoktu. Endişelenmemi gerektiren bir gün olduğunu da sanmıyorum. Kendi ayaklarımla yüce Türk adaletine teslim olmuştum. Bu sebeple içim çok rahattı. Emniyet müdürlüğünde kendimden en iyi şekilde soruları yanıtlayarak ifademi verdim. Tutuksuz yargılanmamızı beklerken sonuç tutuklandım. Tutuklanma evrakına baktığımda ‘kaçma şüphesi’ yazıyordu. Soruyorum Sayın Başkanım. Yurt dışındayken gözaltı kararını öğrenip, uçağa binip Yüce Türk adaletine teslim olan, adresi, yeri, yurdu belli olan, hayatı boyunca hiç suç işlememiş bir kişi olarak ben nasıl kaçma şüphesiyle tutuklandım? Buna isyan edilmez mi…”
Ali Mahir Başarır'dan Kılıçdaroğlu'na:
"Kemal Bey, 13 yıl bu koltukta oturdun. bizleri göndermek için harcadığın çabayı AKP'yi göndermek için harcasaydın ülke şu an bu durumda değildi.
Senin derdin bu sistemi korumak. Sistemin uzantısı olarak bize komplo kurmak."
👉2022 ve 2024 yıllarında Diyarbakır ve Van’da TRT naklen yayın araçlarında uyuşturucu yakalanmıştı.
🖊️Resmi görevlendirme yazısının altında TRT Ulaştırma ve Şoförlerden Sorumlu Müdürü Hasan Göçer’in imzası vardı.
👉Bu kez TRT Genel Sekreteri Mesut Eker’in makam aracı Kahramankazan gişelerinde 7,5 kg uyuşturucu ile suçüstü yakalandı.
🚗Sevkiyat Ankara’dan İstanbul'a yapılıyordu.
🖊️Görevlendirme yazısındaki imza yine aynı isme ait.
🇹🇷Aziz Türk Milleti'nden toplanan vergilerle var olan, hepimize ait bu güzide kurumun düştüğü hale bakın.
👉Güzelim ülkede çürütmedik, dağıtmadık, talan etmedik bir tek kurum bırakmadılar.
☀️Konuyu Meclis gündemine taşıyoruz.
Duruşmanın ardından savunmasını yapan Fatoş Ayık’ın babası Mehmet Ayık Cumhuriyet’e konuştu.
"İki tane evlat yetiştirdim. Her ikisinin de eğitimlerini en üst düzeyde vermeye çalıştım. Emekli memurum ben. Onlar bir pırlanta... Onları öyle yetiştirdim ben. Tertemiz bir savunma yaptı. Ülkemiz, memleketimiz için hayırlı olsun"
Uyumayın!
Bu gece yatağa başını koyduğunda uyuyamayan iki kişi daha var çünkü: Tayfun Kahraman ve kızı Vera.
Tayfun, şuan tek kişilik hücresinde ışığı kapatmış, gözleri tavanda, karanlıkta kızını düşünüyor. Kavuşamamanın verdiği yürek acısıyla.
Ya Vera…
Babasının yanında olmasının güven duygusunun yokluğunda ürkek bir serçe gibi…
Vera, henüz 3 yaşındayken babası ondan koparıldı. Şimdi 7 yaşında. Dört yıl geçti. Vera babasız büyüyor…
Biliyor musunuz, Vera babasının evdeki halini hiç hatırlamıyor. Hem de hiç. Bir çocuğun, babasını evde nasıl güldüğünü, nasıl sarıldığını, sabah kahvaltısında nasıl oturduğunu unutmasının ne demek olduğunu hiç düşündünüz mü?
Vera’nın hafızasında babasına dair kalan tek yer, ayda bir kez gittiği Silivri Cezaevi’nin soğuk görüş salonu. Babasını özgür bir insan olarak değil, demir kapıların ardında hatırlıyor.
Siz bir çocuğun uyuduğunda düşlerinin bile özgür olamamasının ne demek olduğunu bilir misiniz?
Ve Vera, artık Silivri Cezaevi’nden nefret ediyor.
7 yaşındaki bir kız çocuğu için cezaevi yolları, o zindan havası artık çok ağır geliyor. Bir çocuğun yüklenmemesi gereken kadar ağır…
Adaletsizlik, en çok bir çocuğun sessizliğinde büyüyor.
Uyumayın; Anayasa Mahkemesi kararının açıklanması ve uygulanması için Vera’nın sesi olun!
Arkamda hiç bir siyasi yada farklı oluşum yok. Kimse ekonomik olarak fonlamıyor. İşin ucunda çıkar yok yani. Lakin öyle bir şey var ki ne para ne mevkiye değişilmez oda boğazından zehirsiz, sağlıklı gıda geçeceklerin duası.Milyonlarca dolara sahip olacaksınız bu duaya sahip olamayacaksınız
Bir öğretmen intihar ettiğinde, bir MESEM öğrencisi çalışırken kolunu kaybettiğinde, yaşamını yitirdiğinde, kaybolduğunda, bir öğrenci şiddete, bir öğretmen mobbinge maruz kaldığında, bir köyde servis olmadığı için bir çocuk okulu bırakmak zorunda kaldığında, bir çocuk beslenme çantası götüremediği için aç kaldığında, bütün bunlar karşısında ilgili devlet kurumunun yapması gereken ilk şey sorumluluk almaktır. Ardından da bu sorunların tekrar yaşanmaması için her eleştiriyi önemsizleştirmek değil, önleyici ve koruyucu politikaları hayata geçirmektir.
Ağrı’daki öğretmen de, tarlada çalışan çocuk da, okul yolundan dönen öğrenci de kendisini yalnız ve sahipsiz hissetmemeli. Sosyal devlet, sorunları görmezden gelen değil, yurttaşının acısını hisseden, utanan, özür dileyen ve ilk sorumluluğu kendi üstüne alan ve çözüm üretendir. @tcmeb
Korku filmlerini pek sevmem. Vampirler, cinler, kurt adamlar ilgimi çekmez. Ama sıradan insanların başına gelebilecek, hayatını altüst edecek filmler benim daha çok radarıma girer. Tatile çıkan sıradan bir ailenin başına dert olan bir kamyon, Bir öğrenci servisine musallat olan Speed türü filmler , uçak kaçırma filmleri vs. Pınar Türker'in ifadesini bu tür bir korku filmi senaryosunu okur gibi okudum. İyi bir eğitim, çocuklar, parlak bir kariyer derken bir anda cezaevi ve çıplak aramalarla tanışan bir profesyonel yönetici Pınar hanım. Yazarlar, çizerler, gazeteciler , siyasetçiler soruşturmalara, mahkemelere alışıktır ama bu kadıncağız ne yapsın? Kabul ettiği parlak bir iş teklifinin çıplak aramalarla ve "çocuklarını göremezsin" tehditleri ile sonlanacağını nereden bilsin? Bu aynı zamanda "Amaan bıktık bu siyasetten, kapışmalardan canıııım" diyenlerin kulağına da küpe olsun. Senin kapın çalınmadan işkenceye ve tüm insanlık suçlarına itirazını yüksek sesle haykırmaz isen sesin duyulmaz olur. Sabah kapınız çalındığında "gelen kesin sütçüdür" diyene kadar Demokrasi'yi ısrarla talep ediniz.
Rüşvetten 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası alan AKP'li Keskin Belediye Başkanı Ekmel Cönger'in, mahkumiyet cezasına rağmen görevine devam ettiği ortaya çıktı.
Rüşvetçi başkan, soruşturma ve dava boyunca 1 gün bile gözaltına alınmadı.
(NOW TV)
Utanma duygusundan arınanlara özellikle sesleniyorum.
Silivri'ye gelin. Duruşmaları izleyin.
Hakkımızda olmadık iftiralar atıldı, televizyonlarda, kürsülerde konuşuldu. Oysa gerçek çok açık ve net.
Bir anneye, bir kadına yaşatılanlara bakın... Fatoş Pınar hanımın ifadesini okuyun.
Adalete hava kadar su kadar muhtacız!
Hem 21 yaşında kızımızı aldılar hem bedenini vermiyorlar, bu nasıl bir canilik bu nasıl bir kötülük, bu nasıl bir ahlaksızlık, bu nasıl bir Allahsızlık, bu nasıl bir vahşetir.Ben anayım ana. Yok dünya tarihinde böyle bir vahşet yok.
4 yaşındaki çocuğun geleceğini karartan baba neden hala dışarda?
Kız çocuğu durumu anneye anlattı...
Anne durumu savcılara bildirdi...
4 yaşındaki çocuğunu istismar ettiği iddia edilen baba sadece 1 ay tutuklu kaldı...
Düşünün ki 4 yaşında istismara uğrayan çocuk 6 yaşında bu durumu anneye anlatıyor...
Baba 1 ay tutuklu kalıp serbest bırakılıyor...
Adli kontrol şartı bile uygulanmıyor...
Avukatları akıl sağlığı yerinde değil demiş...
Mahkeme Adli Tıp'a sevk etmiş...
Adli Tıp akıl sağlığı yerindedir raporu vermiş..
Ama mahkeme ısrarla o rezil babayı tutuklamıyor hala...
Babasının istismarına uğrayan kız çocuğu toplum tarafından sahiplenmeye ihtiyaç duyarken...
Mahallesinde ve okulunda toplumsal dışlanmaya uğruyor...
Bu yavrumuza ve annesine sahip çıkalım...
Özge Bora ve yavrusunun hakkını hep birlikte arayalım...
12 Haziran Cuma günü Ordu Ünye Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 09.00 da görülecek duruşmada artık sonuç bekliyor ve ivedilikle failin tutuklanmasını talep ediyoruz.
#İstismarıAffetme